Türk Ocakları’ndan ‘Menopoz’ konferansı

0
10

Türk Ocakları Balıkesir Şubesi tarafından düzenlenen ‘Menopoz ve Kadın Sağlığı’ konulu konferansta konuşan Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, menopozun bir hastalık olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, menopozun fizyolojik bir değişlik olarak değerlendirilmesini istedi.

Salih Tozan Kütür Merkezi’nde yapılan ‘Menopoz ve Kadın Sağlığı’ konulu konferansa Türk Ocakları Şube Başkanı Tahir Korucuoğulları, Türk Ocağı Hanımlar Kolu Başkanı Zehra Ünsal, ve Türk Ocağı üyesi çok sayıda bayan katıldı.

Konferansta konuşan Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, menopozun bir hastalık olmadığını fiziksel bir değişiklik olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Yavuz, “Menopozu bir hastalık olarak değil, fizyolojik olarak hayatın bir dönemi olarak algılamak lazım. Bu dönemde hastalıkların biraz daha fazlalaştığı ve bunun menopoza bağlı olduğu söylenmekle beraber aslında bunun sadece menapoza bağlantılı olduğunu değil, menopozun ortaya çıktığı yaş döneminde diğer hastalıkların da görülmesiyle beraber ortak bir dönemin içinden geçtiklerinden dolayı bu dönemin önem arz ettiğini belirtmek isterim. Menopoz bizim için önemlimidir? Aslında biz kültürel olarak batıdan biraz daha farklıyız. Hastalıkları değerlendirirken aslında kişilerin veya toplumların özelliklerine, alışkanlıklarına kültürlerine veya genetik özelliklerine göre değerlendirmek çok daha makul olur.

Menopoz bir bakış açısı içinde değerlendirildiğinde çok daha iyi anlaşılacak. Geçmiş dönemlerde menopozla ilgili bir problem yoktu. Kadın ve insan ömrü küçüktü azdı. Ben bile okullarda kadın ömrünün 50 yaş civarında olduğuyla okumuştum. Ama şimdi dünyada kadın yaşının 80’lere, erkek yaşının 70-75’e ulaştığını biliyoruz. Geçmiş dönemde 40’larda 50’lerde biten bir ömürde menopozu yaşamak zaten söz konusu değildi. O yüzden kadın menopozuyla ilgili bilgiler eski çağdan itibaren kadınların hayatında veya tıpta çok yer almadı. Ama günümüzde artık önemli bir yer tutmaya başladı. Bununda gerekçesi ömür uzadığı için. Baktığınız zaman bir kadının ömründe hayatının neredeyse üçte birinin menopoz dönemini geçtiğini görüyoruz.

Türk kültüründe menopoza girmiş olan kadın artık doğurganlığı bittiği için hayatın bundan sonra bilgelik dönemini yaşamaya başlar. Çocuk doğurmaktan değil hayatta elde ettiği tecrübelerden faydalanarak bunları gençlere aktarma dönemine gider. Bu kültürde kadının bulunduğu yerde ki önemini de arttırır. Bu yüzden Türk kültüründe menopoza girmiş kadınların evde baş tacı edildiğini, bir köşede oturduğunu ona danışıldığını, devlet işlerinin bile ondan fikir alınarak danışılarak yapıldığını görüyoruz. Batıya gittiğiniz zaman menopoz kadın için son derece kötü algılanmıştır bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Batıda menopoz bir kadın için cehennem ızdırap dolu dönem olarak geçer. Çünkü kadın doğurganlığını bitirdikten sonra, cinselliğini kaybettikten sonra veya böyle algılandığı için, yaşlandığı üretkenliğini ortadan kaldırdığı için kadının bütün değeri biter ve kenara atılır. Erkekler kadına önem vermezler ve bu yüzden Fransızlarda bir atasözü vardır; ‘Menopoz kadının cehennemidir’ derler. Biz de bunun tam tersine gerçek olan da aslında kadının yaşlandıkça edindiği tecrübelerden bilge olduğudur” diye konuştu. İmran YOLAÇ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here