143 bin kişi taramadan geçti

0
53

İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop, Balıkesir’de 2018 yılında meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri taramalarında 143 bin 880 kişinin testlerden geçirildiğini açıkladı.

Balıkesir İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop, kanserin günümüzün önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu, sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıp, öldürücülüğü yanında bıraktığı sakatlıklar ve tedavisindeki yüksek maliyetler nedeniyle iş gücünde ve ülke ekonomisinde çok ağır kayıplara neden olduğunu açıkladı.

Öztop, “Kanser konusunda toplumda farkındalık sağlanması, toplum bilincinin geliştirilmesi ve kanser taramaları, kanserle mücadelede en etkili yöntemlerin başında gelmektedir. Ülkemizde de Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği üç kanser türünde tarama yapılmaktadır. Balıkesir’ de kanser tarama çalışmaları Aile Sağlığı Merkezlerinde, Toplum Sağlığı Merkezlerinde, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, İlçe Sağlık Müdürlüklerinde ve tüm hastanelerde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

2018 yılında Balıkesir meme kanseri taraması hedef nüfusuna giren 40-69 yaş 121 bin 784 kadından il genelinde toplamda 50 bin 642 kişi (hedef nüfusun yüzde 41,58) taranmıştır. Serviks kanseri taraması hedef nüfusuna giren 30-65 yaş  60 bin 542 kadından il genelinde toplamda 42 bin 372 kişi (hedef nüfusun yüzde 70) taranmıştır. Kolon kanseri taraması hedef nüfusuna giren 50-70 yaş kadın-erkek 158 bin 79 kişiden  il genelinde toplamda 50 bin 866 kişi (hedef nüfusun yüzde 32,16) taranmıştır. 2018 yılında bakanlığımızın taşıma için ilimize gönderdiği taşıma aracı ile 20 ilçemizden tarama gruplarını taşıyarak hizmet sunulmuştur” dedi.

“BİYOPSİ KANSERİN YAYILMASINA NEDEN OLMAZ”

Kanserde yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemlerinin cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi olduğuna dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Öztop, açıklamasına şöyle devam etti:

“Uygulanacak tedavi yöntemi hastaya, kanser türüne ve evresine göre değişir. Hastaların hekimlerin kararına uyması, halk arasında dolaşan yanlış ve kulaktan dolma bilgilere riayet etmemesi gerekir.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Bağışıklık sistemi kanserin gelişmesinde ve kanser tanısı konmuş hastaların tedavisinde önemlidir. Birebir pozitif düşünerek kanserin yenilebileceği, tedavi edilebileceği ya da tam tersi çok depresif, stresli olunduğunda veya çok kötü hayat deneyimi yaşandığında bazı kanserlerin daha sık görüldüğü konusunda bir kanıt bulunmamaktadır.  Hastalarda zaman zaman, biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar yoktur. Açık cerrahi yöntemle yapılan biyopsiler de iğneyle yapılan biyopsiler de kanserin yayılmasına ya da kötüleşmesine neden olmaz.Saç boyası, parfüm gibi ürünlerin kansere neden olduğuna ilişkin iddialarda bulunmaktadır. Her türlü toksik maddenin, hücre ve DNA üzerinde olumsuz etkisi vardır. Bu yüzden toksik maddelerden ne kadar uzak durursak, o kadar sağlıklı yaşamak mümkündür. Bununla birlikte saç boyaları ve deodorantlar gibi kozmetik maddelerin birebir kanser türleriyle ilişkisi hiçbir araştırmada gösterilmiş değildir. Kansere yakalandıktan sonra bir daha iş yaşamına dönülemeyeceği iddiaları da doğru değildir. Artık birçok kanser hastasına tedavi tamamlandıktan sonra, yaşıtları kadar yaşam beklentisi vaat edilmektedir.

Örneğin, meme kanserinde bazı koşullarla tedavi tamamlandıktan sonra hastalığın geri gelmeme olasılığı son derece yüksektir. Ayrıca, son yıllarda geliştirilen hap şeklinde olan, yutulabilen kanser ilaçları sayesinde, hastalar günlük aktivitelerini kısıtlamadan, yaşam kalitelerini koruyarak işlerine devam edebilmektedir. Anne sütünün de kanser tedavisinde kullanılabileceğine ilişkin bilimsel bir dayanak yoktur. Kanserde genetik faktörlerin etkisinin bulunduğunu ancak çok özel durumlar dışında ebeveynin kanser olmasına bağlı çocuklarında da kanser görüleceğine ilişkin bilgiler doğru değildir.

“HASTADAN HASTALIĞIN SAKLANMASI YANLIŞ”

Hasta yakınlarının morali bozulur, daha kötü olur inancıyla hastadan tanıyı saklanması da yanlış olup, hastanın kendisi için en uygun tedaviyi seçme ve karar verme hakkı vardır. Kanser, enfeksiyon hastalıkları gibi bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu nedenle kanserli hasta ile günlük yakın temas kansere yakalanma açısından risk oluşturmaz. Birtakım mikroorganizmaların neden olduğu kanserler vardır ve bu organizmaların bulaşmasıyla bu kanserlere ait risk artabilse de bu bilgi kanser bulaşıcıdır gibi bir algı oluşturmamalıdır.

Öte yandan kanser hastalarında, kemoterapi ya da radyoterapi birtakım yan etkilere neden olsa da onların yakınlarıyla temasını engelleyen bir durum söz konusu değildir. Hatta hastaların en fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bu zorlu süreçte, yakınları onlara daha fazla ilgi göstermelidir.  Bitkilerle hazırlanan kürlerin tıbbi tedavi yerine kullanılmasının da kesinlikle doğru bir uygulama değildir.

Kemoterapi esnasında doktora danışmadan bu bitki kürlerini kullanmak tehlikelidir çünkü bu bitkiler ilaçlarla etkileşerek ilaçların etkisini azaltabilir veya ilaçların etkisini vücuda zarar verecek oranda artırabilir. Bu yüzden kanser tedavisinde mutlaka onkoloji uzmanlarının uygun gördüğü tedavi ve öneriler dikkate alınmalıdır. Kanser tedavisinde sadece alternatif tıp yeterlidir düşüncesi yanlıştır. Bazen uygulanan bitkisel tedaviler hastaların karaciğer, böbrek gibi organlarında fonksiyon kaybına neden olabilir. Bu nedenle hastaların hekimlere başvurmadan bu yöntemleri tercih etmemesi önemlidir.” Mustafa ATİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here