Şahin’den Balıkesir için ada bazlı kentsel dönüşüm çağrısı: “PARSEL BAZLI DÖNÜŞÜMÜN BALIKESİR’E FAYDASI YOK”
TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şube Başkanı Osman Zeki Şahin, kentteki eski yapı stokuna dikkat çekerek parsel bazlı dönüşümün yeterli olmayacağını söyledi. “Binayı yıkıp yerine yenisini yapmakla kentsel dönüşüm olmaz” diyen Şahin, ada bazlı planlamayla otopark, yeşil alan ve sosyal donatı sorunlarının birlikte çözülebileceğini ifade etti.
Balıkesir’in deprem riski, eski yapı stoku ve artan otopark ihtiyacı, kentte kentsel dönüşümün nasıl yapılması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şube Başkanı Osman Zeki Şahin, Balıkesir’in yapılaşma geçmişi ve mevcut kent dokusuna ilişkin www.habercigazetesi.net’e değerlendirmelerde bulunarak dönüşümün yalnızca eski binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması şeklinde ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Balıkesir’deki yapıların önemli bölümünün 40 yaş civarında olduğunu belirten Şahin, kentteki yapı stokunun büyük ölçüde 3 ve 4 katlı binalardan oluştuğunu ifade etti. Balıkesir’in Gönen ve Edremit fay hatlarına dikkat çeken, Sındırgı’da yaşanan depremlerin de bölgenin deprem gerçeğini ortaya koyduğunu kaydeden Şahin, zemin özelliklerinin de yapı güvenliği açısından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Özellikle Bahçelievler, Paşaalanı ve Gümüşçeşme mahallelerinde zemin sıvılaşması riskine dikkat çeken Şahin, bu tür zeminlerde binaların deprem sırasında yalnızca yıkılma değil, yana yatma gibi risklerle de karşılaşabileceğini belirtti.
“PARSEL BAZLI DÖNÜŞÜMÜN BALIKESİR’E FAYDASI YOK”
Balıkesir’de yapılması gereken en önemli çalışmanın kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Şahin, ancak dönüşümün yönteminin doğru belirlenmesi gerektiğini söyledi. Şahin, parsel bazlı dönüşümün kentin sorunlarını çözmekte yetersiz kalacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Benim Balıkesir için her zaman söylediğim bir şey var. Sadece parsel bazlı kentsel dönüşümün Balıkesir’e faydası yok. Parsel bazlı dönüşümde 200, 300 ya da 400 metrekarelik arsalar üzerinde bulunan binayı yıkıp yerine yeniden bina yapıyorsunuz. Eski imar hakkı neyse ona göre yeniden inşaat yapılıyor. Kentsel dönüşümün sağladığı devlet katkılarından yararlanılıyor ama sonuçta yine aynı alana, benzer özelliklerde bir bina yapılıyor. Bence dönüşüm ada bazlı olmalı.”
Ada bazlı dönüşümün kent açısından sağlayacağı avantajları anlatan Şahin, özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu mahalleleri işaret etti.
Ege, Vicdaniye ve Atatürk mahallelerinin yanı sıra Karesi ve Başçeşme çevresindeki eski yapıların dönüşümünde bütüncül planlamanın önemine değinen Şahin, dere yatağı çevresindeki yapılaşmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şahin: “Ada bazlı dönüşüm yaptığınızda daha fazla yeşil alanı bulunan, otopark problemi çözülmüş, sosyal alanları olan yapılar ortaya çıkarabilirsiniz. Burada mesele sadece binayı yıkıp yerine yenisini yapmak değil. Kentsel dönüşüm dediğimiz şey, kentin bütün ihtiyaçlarını düşünerek yeniden planlama yapmaktır” dedi.

“730 BİN ARAÇ VAR, OTOPARK SORUNUNU DA ÇÖZMELİYİZ”
Balıkesir’in büyüyen araç sayısına da dikkat çeken Şahin, 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla kentte yaklaşık 730 bin aracın bulunduğunu, bunların önemli bir bölümünün merkezde yoğunlaştığını belirtti.
Kentsel dönüşümün otopark sorununu çözmek için de fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Şahin, şu ifadeleri kullandı: “Balıkesir’de çok ciddi bir otopark sorunumuz var. Yapı stokumuzu iyileştirirken bu sorunları da çözmemiz gerekiyor. Ada bazlı bir kentsel dönüşümle hem otopark ihtiyacını karşılayabilir hem kentin yeşil dokusunu koruyabilir hem de sosyal alanlar oluşturabilirsiniz. Bunların hepsini bir arada düşünmek gerekiyor. Bu durum sadece Balıkesir için değil, Ayvalık, Edremit, Burhaniye ve Bandırma için de geçerli.”
“MİMARLARIN EN BÜYÜK SORUNU MADDİYAT”
Kentsel dönüşümün yanı sıra mimarlık mesleğinin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Şahin, meslektaşlarının kamuda, özel sektörde ve serbest çalışma alanlarında ciddi gelir sıkıntısı yaşadığını söyledi.
Türkiye’de çok sayıda mimarlık fakültesi bulunmasının mezun sayısını artırdığını belirten Şahin, artan mezun sayısının iş bulma kaygısını ve meslek içindeki rekabeti beraberinde getirdiğini ifade etti.
Şahin, “Mimarlık mesleğinin en büyük sorunu maddiyat. Serbest çalışan, ücretli çalışan ya da kamuda görev yapan arkadaşlarımız ücret anlamında çok sıkıntı içerisinde. Türkiye’de 200’ü aşkın üniversite, 150’ye yakın mimarlık fakültesi var. Çok fazla mezun veriliyor. Meslektaşlarımızın sayısı arttıkça iş bulma kaygısı da artıyor. Bazı özel üniversiteler öğrenci bulamadığı için mimarlık bölümlerini kapatmak zorunda kalıyor” diye konuştu.
Mimarların eğitim sürecinde önemli maliyetlerle karşılaştığını, mezuniyet sonrasında ise bu maliyetleri karşılayabilecek gelir seviyesine ulaşmakta zorlandığını dile getiren Şahin, kamudaki ücretlerin de geçmiş yıllara kıyasla yetersiz kaldığını savundu.
Kamuda çalışan bir mimarın maaşının yaklaşık 110 bin lira seviyesinde olduğunu belirten Şahin, bu rakamın mesleğin sorumluluğu ve ekonomik koşullar dikkate alındığında 200 bin lira seviyesinde olması gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Özel sektörde çalışan mimarların ise 50-60 bin lira civarında ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını kaydetti.
“YÜZDE 50-60-70 FİYAT KIRAN VAR”
Meslektaşlarının yaşadığı ekonomik sıkıntıların serbest çalışma alanında da ciddi bir fiyat rekabetine dönüştüğünü belirten Şahin, mimarların iş alabilmek için kendi hizmet bedellerini düşürdüğünü söyledi.
Mimarlar Odası tarafından belirlenen bir ücret tarifesi bulunduğunu hatırlatan Şahin, buna rağmen bazı meslektaşlarının iş alabilmek amacıyla yüzde 50, 60 hatta 70 oranında fiyat kırdığını ifade etti.
Şahin, bu durumun yalnızca bir mimarın gelirini değil, bütün meslek grubunun ekonomik koşullarını olumsuz etkilediğini belirterek şöyle konuştu:
“Bir işin hesabını yapıyorsunuz, kitaplıyorsunuz ve ücret tarifesine göre 1 milyon lira çıkıyor. Bunun üzerinden yüzde 5, 10 ya da 20 indirim yapılabilir. Ancak maalesef yüzde 50, 60, 70 indirim yapan meslektaşlarımız var. Bunun nedeni iş alamama, iş yapamama ve ayı denkleştirememe kaygısı. Herkes bu yola başvurunca piyasa altüst oluyor. Burada tek kazanan mal sahipleri ve müteahhitler oluyor.”
Farklı meslek gruplarındaki fiyat politikalarını örnek gösteren Şahin, mimarların kendi emeklerinin karşılığını koruyamadığını savundu.
“Bir nakliyeciye gidiyorsunuz, evinizi taşımak için 15-17 bin lira fiyat veriyor. Bir terziye gidiyorsunuz, paça için 250 liranın altına inmiyor. Ancak mimarlar aynı işi yapmak için birbirleriyle fiyat kırıyor. Böyle bir şey olamaz. Emek vererek yaptığımız bir işin değerini kendimiz düşürüyoruz” ifadelerini kullandı.
“MİMARLAR EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI ALMALI”
Mimarların mesleki dayanışma içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirten Şahin, herkesin emeğinin karşılığını alabileceği bir ücret politikasının oluşturulmasının önemine işaret etti.
Şahin, “Herkes aynı düşünceyle hareket etse, belli bir ücretin altına inmese hem işini yapacak hem tatiline gidecek hem ailesiyle ilgilenecek hem de yaşamını sürdürebilecek. Herkesin aşağı yukarı aynı ekonomik koşullara sahip olması mümkün. Bizim bu rekabet meselesini yeniden düşünmemiz gerekiyor” dedi.
Mimarların yalnızca özel sektörde değil, kamuda da özlük hakları ve sosyal haklar bakımından sorun yaşadığını belirten Şahin, mesleğin ekonomik açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Şahin, “Bizim en büyük sorunumuz haklar ve ücretler. Kamuda çalışan mimarların maaşları ve sosyal hakları, serbest çalışan mimarların kazançları yeterli değil. Arkadaşlarımız maalesef düşük ücretlerle çalışıyor. Bunun bir şekilde toparlanması gerekiyor. Mimarların emeklerinin karşılığını alabildiği bir çalışma düzenine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.


