BALDEP: Borçlar, halka yüklenemez

0
2

BALDEP bileşenlerinin temsilcileri, Eğitim İş Sendikası Balıkesir Şubesi salonunda bir araya gelerek, basın açıklaması yaptı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yöneticisi BALDEP Dönem Sözcüsü Erden Köybaşı, ekonomide yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Yeni ekonomi programını, tekellere fırsat, halka işsizlik ve yoksulluk belgesi olarak niteledi.

Balıkesir Emek ve Demokrasi Platformu (BALDEP), Türkiye halkının 3 yıl önce tarihinin en büyük kitle katliamını yaşadığını, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamın üçüncü yıldönümünde yaşamını yitirenleri saygı ve özlemle andı.

BALDEP Dönem Sözcüsü Erden Köybaşı, “Bundan tam üç yıl önce, barış ve demokrasiden yana emek ve  meslek örgütleri olarak ülkemizin içinden geçtiği şiddet ve çatışma ortamının sona erdirilmesi için “Savaşa inat, barış hemen şimdi” şiarıyla Sıhhiye Meydanı’nda buluşma çağrısı yapmıştık. Mitinge katılmak için Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişi Ankara Garı önünde yürüyüşe hazırlanırken, birbiri ardına patlayan iki ayrı canlı bombanın hedefi oldular. Yüreği insan sevgisiyle ve barış özlemiyle dolu 103 arkadaşımız patlamalarda hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız ise çeşitli biçimlerde yaralandı. Yaralılar arasında çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarına uğrayarak hayatlarını devam ettiriyor. Yaşanan bu büyük katliamın acısı yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor. Bilinmesini isteriz ki, acımız ve hasretimiz kadar öfkemiz de taze ve diri duruyor. Bugün bir kez daha saldırıda yitirdiklerimizi saygı ile anıyor yaşamlarına büyük bir travmayla devam eden yurttaşlarımıza sağlık diliyoruz. Bu dava, biz bitti demeden bitmez. Yurdumuzda Gar katliamı başta olmak üzere diğer katliamları insanlığa karşı işlenen suç olarak görüyor ve katillerin, tetikçilerin, destekçilerin, bunların siyasi hamilerinin yargılanıp cezalandırılmadan davanın bitmiş sayılamayacağını belirtiyoruz. 10 Ekim’de yapılan saldırının ve ardından gelen Kasım seçimlerinin ülkemizin bugünkü halinin dizaynı olduğunu da görüyoruz. Sindirilmek ve susturulmak istenen topluma giydirilmek istenen deli gömleğinin 24 haziran sonrasında ortaya çıkan ekonomik sosyal ve siyasal çöküş için çokta sağlam olmadığını yönetenlere hatırlatmak isteriz” dedi.

“KRİZİ FIRSATA ÇEVİRME GAYRETİ İÇİNDELER”

Köybaşı, konuşmasında ülkenin ekonomik bir krizin tam göbeğinde olduğunu öne sürdü. Ülke ekonomisinin kriz sürecine girmesinin temel nedeninin bağımlı kapitalist sistem ve onun en kararlı savunucusu olan Erdoğan hükümetinin izlediği ekonomi politikalar olduğunu savunan Köybaşı, “İktidar olduğu ilk günden beri Erdoğan, kendisinin ve arkasındaki kapitalistlerin çıkarlarının dışında hiç bir şey düşünmemiş ve hep bu uğurda çalışmıştır. Şimdi de, bu süreçten en az kayıpla çıkmanın ve hatta krizi kendisi için bir fırsata çevirmenin hesapları içindedir. Yeni Ekonomik Program böyle bir ihtiyacın ürünüdür. 3 yıllık bir süre için hazırlanan Yeni Ekonomik Program, önümüzdeki aylar için, ekonominin daha fazla küçülmesi, sanayi üretiminin daha da düşmesi, yüksek cari açık, enflasyon artışı ve yüksek işsizlik öngörmektedir. Bu program Türkiye’nin bir kriz sürecine girdiğini açıkça ilan etmiş ve önümüzdeki süreçte halkın yaşayacağı sıkıntılar da müjdelenmiştir. Genel olarak ekonominin, özel olarak da kamu maliyesi ve istihdamın yakın geleceği için çizilen yol haritası, krizin yükünün emekçi sınıflara ve kısmen alt orta sınıfa nasıl yıkılacağını özetlemektedir” diye konuştu.

“TASARRUF SADECE EMEKÇİLERDEN İSTENEN BİR FEDAKÂRLIK”

Tasarrufun sadece emekçilerden istenen bir fedakarlık olduğunu dile getiren Köybaşı, halktan istenenin, eğitim ve sağlık hizmetlerini almak için ödemek zorunda kaldıkları yüksek bedele, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılmasına, işsizliğe, güvencesizliğe rağmen itiraz etmeden bu fedakârlık seferberliğine katılması olduğunu ifade ederek, “Aksi taktirde çalışma koşullarına itiraz ettikleri için tutuklanan 3. Havaalanı işçilerinin durumundan bir ders çıkarmalı ne kadar ezilirlerse ezilsinler şikayetlerinin psikolojik bozukluklarının sonucu olduğuna ikna olmalıdır! AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca tarım sektöründe ülke artık bir çöle dönüştürülmüştür; bütün tahıllar, sebze ve meyveler, hatta saman bile dışarıdan ithal edilir hale geldi. Tüketilecek yerli bir ürün kalmadı” dedi. Krizin gerekçe gösterilerek işten atmalar başladığını, işçilerin fabrika kapatılırsa işsiz kalacakları tehdidiyle sefalet ücretlerine mahkûm edildiğini ileri sürdü. Cengiz GÜNER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here