Bazen böyle olur-Dokuzuncu Bölüm

0
76

İnsanlar başına bir şey geleceğini hissettiğinde akıllarını bazı işlere veremezler. Gün içinde yapacakları birçok şey aksar, çabuk unuturlar ve hızlı kararlar verirler. Bazıları buna altıncı his derler fakat bana göre değildir. Ben buna insanların kötü şeyleri umut etme hakkı diyorum. Çünkü özellikle bizim ülkemiz gibi ülkelerde yaşayanların bu hakların var olduğunu düşünüyorum. Sürekli iyi şeylerin olacağını düşünerek yaşayınca ne oluyor ki? Günler hep iyi mi geçiyor, başınıza hep iyi şeyler mi geliyor? Tabii ki hayır…

İşte tam babamdan haber almadan önce içimde böyle kötü hisler vardı. O sabah telefonda “amcam” yazısını gördüğümde de beklediğim şeyin gerçekleştiğini öğrenmiş oldum. Ancak “her şerde bir hayır vardır,” atasözümüzde bana böylece insanın iki yanlı umudunun da olabileceğini öğretti.

Berna ile hastane kantininde Çiğdem’i de yanımıza almış oturuyorduk. Berna ve Çiğdem çok iyi anlaştılar. Zaten eğer Çiğdem’i dinlersen ve konuşmasına izin verirsen herkesle anlaşır. Sürekli bir konuşma isteğinde olması da bize değil annesinin tarafına çekmiş olduğunu kanıtlıyor.

“Çiğdem hadi kantinden kahve al gel,” dedim.

Beni kırmadı, verdiğim parayı aldı ve hızlıca içeriye girdi.

“Başını şişirmedi değil mi?” diye sordum, Berna’ya.

“Yok ya çok tatlı kız biraz fazla konuşuyor o kadar.”

“Valla benim şişti de ondan sana da bir sorayım dedim.”

Çiğdem çok konuştuğu kadar hızlı da hareket eden bir kız olduğu için hızla geldi. Kahveleri masaya bıraktı, çantasını açtı, sigarasını çıkardı, ikimize de ikram etti, sigarasını yaktı, kahvesinden bir yudum aldı ve arkasına yaslandı. İzlerken ben yoruldum ama o hiç yorulmuyordu.

“Eniştem çok kafa adammış ya babamla amcam neden sevmiyordu onu,” diyerekte yeniden konuşmaya başladı.

“Özel mevzu boşver, çok uzun hikâye.”

“Peki, sorun halamda mı eniştemde mi?”

“Ne sorunu?”

“Çocuk kimin yüzünden olmadı.”

Berna ile göz göze geldik, o sessizce dinliyordu. Hiç yorum yapmadı. Zaten yorum yapılacak bir konu değil, Çiğdem’in boş boğazlığı…

“Kızım senin aklı nerelere çalışıyor, ne bileyim ben kimin yüzünden olmadı.”

“Ya çok merak ettim ama halama soramadım.”

“Bir de sorsaydın, bırak işte şurada birkaç gün kızı yerine koysun seni.”

“Haklısın kuzen, en iyisi öyle yapayım. Hatta dur gidip şimdi tontiş yanaklarından öpeyim ben onu.”

Kalktı önce beni sonra Berna’yı öptü ve halama doğru yola çıktı. Bizde böylece sessizliğe ve baş başalığa kavuşmuş olduk.

“Pazartesi günü çıkarabiliriz dedi, Devrim hoca,” diye konuya girdi, Berna.

“Biliyorum, halam bende kalacak en azından bir ay dedi, biz de itiraz etmedik.”

“Teyzemde aynı şeyi söyledi” dedi, bir süre duraksadı.

“İşi bırakmak konusunda kesin kararlı mısın?” meraklı gözlerini bana sabitledi.

“Şu an için kararlıyım, sen niye takıldın ki bu konuya?”

“Benim yüzümden bunca zamanlık kariyerini bitireceksin gibime geliyor.”

“Seninle bir alakası yok Berna, ben artık bankacılık yapmak istemiyorum. Birazda babamın durumu ile alakalı…”

“Peki, o zaman…” dedi, gülümsedi. Onun gülümsemeleri nelere bedel bir bilse, ah bir bilse sanırım bir daha gülümsemek istemeyebilir…  – DEVAM EDECEK –

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here