Birileri 28 Şubat mı dedi?

0
0

Son birkaç günün tarihi önemi nedeniyle bugün, spor dışında bir şeylerden bahsedeyim hem de kendi yaşadıklarımı anlatayım.

Rahmetli başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan’ın ölüm yıldönümü 27 Şubat’ta yad edilirken, hemen ertesinde de kendisine yapılan 28 Şubat Darbesi, çeşitli toplantılar ile hatırlandı.

Yazımın hemen başında belirteyim ki 1991-1995 yılları arasında rahmetli Erbakan’ın Refah Partisi’nde ve onun liderliğinde fiilen siyasi tecrübe edinmenin gururunu yaşadım.

Buna dayanarak söyleyebilirim ki rahmetli son iki günde yapılan paylaşımları, atılan nutukları ve sahte gözyaşlarını görseydi, sağ elinin işaret parmağını sallayıp, “Sizi gidiler, siziiii” derdi.

Bakıyorum da ne çok Erbakan sever, ne çok darbe karşıtı varmış. İyi de zamanında neredeydiniz?

28 Şubat’ın izleri silinmeli, mağduriyetler giderilmeliymiş…

İzleri silin, mağduriyetleri giderin. Size engel olan mı var?

Bunları neden yazdığıma anlam veremediğinizi biliyorum. Çünkü ben de 28 Şubat mağduruyum. Yaklaşık 20 yıldır, anlatamadığım şeyler var. Fırsat, bu fırsat anlatayım da içim de kalmasın.

Refahyol hükümeti döneminde 1996 yılının sonlarında yapılan sınavları kazanarak, Şubat 1997’de Sosyal Sigortalar Kurumu Balıkesir İl Müdürlüğü’nde memur olarak çalışmaya başladım. Benim memuriyetimin başlamasında yaklaşık iki hafta sonra 28 Şubat yaşandı.

28 Şubat sürecinde yaşanan hükümet değişikliğinin ardından Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü görevine geri dönen, şimdinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Refahyol hükümeti döneminde göreve başlayan personelin işine son verilmesi amacıyla çalışma başlattı.

Benzer çalışmalar, SSK, ETİ Maden İşletmeleri ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu başta olmak üzere devletin her kademesinde yapıldı.

Hayali senaryolar ile yola çıkan sözde kurum ve bakanlık müfettişleri, baskı altında aldıkları zorlama ifadeler neticesinde hazırladıkları raporları, kendilerine verilen görevi ifa etmenin rahatlığıyla ilgili makamlara teslim etti.

Bu süreçte yaşanan yasa dışılıklar nedeniyle makama ulaşan şikayetleri inceleme gereği duyan Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerinin ‘Söz konusu raporların uygulanmasının ileride telafi güç zararlar doğuracağı’ sonucunu taşıyan dönemin başbakanı Mesut Yılmaz onay ve imzalı raporu, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Evrak Servisi’ne ulaşmıştı.

Ancak, bu raporu 13 Temmuz 1998 Pazartesi gününe kadar Evrak Servisi’nde bekleten Kemal Kılıçdaroğlu, kafasındaki senaryoyu uygulamakta kararlıydı. 8 Temmuz 1998 günü alınan kararlar neticesinde görevine son verilen kişiler ile ilgili tebligat, 9 Temmuz 1998 günü ilgili kurum müdürlüklerine faks yoluyla ulaştırıldı.

Tebligatlarda yer alan ‘Adı geçene izin ve rapor almasına fırsat ve imkan verilmeden derhal tebliğ edilerek, görevinden ayrılışının sağlanması’ ifadesi, yaşanan olayın vahametini net bir şekilde ortaya koyuyordu.

Bunları nereden mi biliyorum?

Çünkü o tebligat bana da yapıldı. Hem de C Klasman Hakemi klasmanına terfi ettiğim gün yapıldı. Aynı gün, bir taraftan sevinç yaşarken diğer taraftan devlet memurluğundan atıldım.

Yakınlarınızda devlet memurluğundan atılan kimse oldu mu? Neler yaşadığını bilir misiniz? Kendi ailenize izah edemediğiniz durumu, sokaktaki insanlara anlatmanın güçlüğünü, birkaç dakikalığına da olsa düşünebilir misiniz?

Oysa benim gibi birçok insanın yaşadığı sorunun temelinde, 28 Şubat sonrasında yaşanan hükümet değişikliği ile göreve gelen üst düzey yöneticilerin kelle avcılığı yaparken, ‘Eşeğini dövemeyen, semerini döver’ psikolojisi ile hareket etmesi yatıyordu.

1992 Yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu, 1996 yılında kurulan Refahyol hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alındı. Müsteşar Yardımcılığına terfi ettirildiği için mahkeme yolu da kapanan Kılıçdaroğlu, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e danışmanlık yapmayı tercih etti.

28 Şubat’ın ardından yeni kurulan hükümet tarafından yeniden Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürü olarak görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu da diğer bürokratlardan farklı davranmadı ve semerini dövmeyi tercih etti.

O, semerini dövdü de o günden bu tarafa ne değişti?

Son 17 yıldır ülkeyi yöneten iktidar, durumu düzeltmek, mağduriyetleri gidermek adına ne yaptı?  Hemen her fırsatta, hiç değilse her 28 Şubat’ta süslü kelimelerle nutuk atanlar ne yaptı?

Dönemin Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün gibi konuyu ve yaşananları en iyi bilenler, AK Parti’nin üst kademelerinde görev yaptı ve yapmaya devam ediyor ama bugün itibariyle durum değişmedi. Görünen o ki değişmeyecek.

Ben, bu kıssadan gerekli hisseyi aldım. Hissedar olan diğer kişiler de bilsin ki bu toprağın altı da var. İlahi hesap günü de bir gün gelecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here