DİNDARLIĞIN EN TEMEL ÖLÇÜSÜ İHLAS VE TAKVADIR

0
133

Toplum hayatımızda en çok konuşulan ve tartışılan konuların başında “dindarlık” gelir. Bu konu üzerinde konuşmak için önce “din nedir” sorusunu doğru cevaplamak gerekir. Dinin birçok anlamı olmakla birlikte âlimlerimiz genellikle “Din, akıllı insanları kendi istekleri ile doğru yola (mutlak hakikate) götüren ve peygamberlerin vahyine dayanan ilahi bir kanundur” şeklinde tanımlamışlardır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere din sınırlarını Allah’ın belirlediği iman, ibadet ve ahlaki ilkelerle birlikte günlük hayatta ki iş ve eylemlerimizin tamamını kapsayan hükümleri ifade eder.

Bu hakikat Kur’an-ı Kerim de şöyle beyan edilir: “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir”. (Âl-i İmrân19)

Dolayısıyla “dindarlığın” ölçüsü Allah’ın kitabına ve o kitabı bize getiren Hz. Peygamber (sav) Efendimizin sünnetine samimi bir şekilde boyun eğmektir.

Din insana emir ve yasaklar koyar. Hayatında dikkat etmesi gereken hususları beyan eder. Haram veya günah diye belirtilen ve insana maddi ve manevi zarar veren amellerden kaçınmayı emreder. Yoksa günah işlemeyi seven bir insanın, “dindarlık” lafı “dini darlık” tan öteye geçmeyecektir. Yine ibadet etse bile ameline riya karıştıran, yaptığı ibadetleri Allah rızasının dışında başkalarına gösteriş için yapan ve bunlardan dünya menfaati temin etme çabasında olan bir kulun hali de “dindarlık” değildir. Aslında bu durum da “dini darlık” tan öteye geçmeyecektir.

Bu konuya neden değindiğime gelince; geçen yıl alış-veriş için bir mağazaya girdim. Hesap ödeme noktasında görevli nereden anladıysa bana;

-“Sen din öğretmeni misin” Diye sordu. Ben de;

-“Evet” dedim. Çünkü sonuçta hayatımız güzel dinimize öğrenci ve öğretmen olmakla geçiyor. Bundan da şeref duyuyorum. Neyse görevliye;

-“Pekî senin dinle aran nasıl” dedim.

-“Hocam ben dindarım ama dinci değilim” dedi. Bana bu ifade ilginç geldi. Bu sefer ben;

-“Yani nasıl bir şey” dedim. Başladı söze; “Bayramdan bayrama namaza gittiğini, kalbinin çok ama çok temiz olduğunu, kimsenin gıybetini yapmadığını, ara sıra içkisini içtiğini, arkadaşları ile muhabbet olsun diye kumar oynadığını vb.” anlattı. Sabırla kendisini dinledikten sonra ben bu kardeşime dedim ki:

-“Senin kendini dindar olarak tanımlamandan ziyade, Allah’ın kitabını ölçü al! Hz. Peygamber (sav)’in yaşadığı İslam’ı ölçü al. Oradan hareketle ne olduğunu tanımla, daha isabetli olur” diyerek yanından ayrıldım.

Bu dinin sahibi olan Allah (cc) bizden, içi boş ve kıymet ifade etmeyen sözler değil, samimi bir şekilde yaşanılan din istiyor. Özü sözü dürüst, emredildiği gibi dosdoğru olan Müslümanlar olmayı emrediyor. En güzel örnek olarak ta Hz. Peygamber (sav) Efendimizi gösteriyor ve uymayı emrediyor.

Bu dinin sahibi olan Allah (cc) bizden, nefsinin ve şeytanın kötülüklerine aldanıp, heva ve hevesine göre din oluşturmaktan ve yaşamaktan menediyor.

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz bir hadisinde “Din samimiyettir.” buyurmuştur. Sahabe-i kiram merak edip, “Kime karşı samimiyet Yâ Resûlallah?” diye sorunca Sevgili Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir: “Allah’a, Kitabı’na, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara.” Müslim, Îmân, 95.

Yani her Müslüman sorumluluklarını bilmeli ve şuurlu bir hayat yaşamalı, hayatının temeline de ihlas ve takvayı koymalıdır. Çünkü Allah katında en değerli olanı budur. Yoksa kendimizi aldatmış oluruz.

Bir hocamızın –Allah ömrüne bereket versin- şu sözünü hiç unutmam; “Dünya İslam’a muhtaç, İslam ise samimi Müslümana muhtaçtır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here