Gazoz ve Çekirdek-Beşinci Bölüm

0
47

Ah şu kadınlar nasılda her şey istedikleri gibi olsun diye çırpınıyorlar. Oysa her şeyin bir orta yolu illa vardır. Fakat yok illa onların dediği gibi olacak ve onlar nasıl istiyorsa öyle olacak.

Bir süre bekledikten sonra geri dönmek için hazırlandım ve gidip salak gibi bir de özür dileyecektim. Ancak baktım kapıdan o çıktı. Yanıma gelip bana sarıldı. O an ne olduğunu anlamadım ve bende ona sarıldım.

“Özür dilerim,” dedi.

Galiba bende biraz fazla ileri gittim. Bende özür diledim ve sarılmayı sonlandırdık.

“Daha güzel bir yere gidelim haydi,” dedi.

Kabul ettim ve arabaya geçtik. Nereye gideceğimiz hakkında ikimizinde bir fikri yok. Öylesine kendimizi yola attık. Eski fuar yeni parkın olduğu yere gelince arabayı park etmemi istedi. Bende park ettim.

“İçeride büfe var mı acaba?” diye sordu.

“Bilmiyorum, önce büfeye gidelim bence.”

Mantıklı geldi, arabayı yeniden çalıştırdım ve büfe olduğunu tahmin ettiğim yere gittim. Büfenin önüne gelince durdum ve ne istediğini sordum. Gazoz ve çekirdek dedi. Arabadan inip büfeye girdim. Hayatından bezmiş bir amca büfede oturuyordu. Benim içeriye girmemle zerre ilgilenmedi. Raflara baktım bir paket çekirdek aldım ve kola dolabından da bir litrelik gazoz aldım. Amcaya parasını sordum, söyledi. Bende parasını verdim ve büfeden çıktım. Büfeden çıktığım zaman bir müddet halime şükrettim. Arabaya binip poşeti ona verdim ve arabaya uygun bir yer aradım. Çok zorlanmadan arabayı az ileriye park ettim ve eski fuar yeni parkımıza doğru yürümeye başladık. Ayak Dedesi denen ve yolun ortasında duran yatırın karşısındaki kapıdan içeriye girdik. O kapının sol tarafında eskiden açık hava tiyatrosu vardı. Şimdi hiçbir şey yok. Az ağaç bol çimen var, öyle anlatayım. Hafif yokuştan yukarıya çıkıp kendimize oturacak bir bank bulduk ve geçip oturduk. Büfedeki amcanın etkisinden olsa gerek bardak almayı unutmuşum. Berna ile birbirimize baktık ve sırayla içmeye karar verdik. Çekirdek paketinin ağzını açtım, bir avuç aldım ve onun o narin avuçlarına bıraktım. Gazozu da açıp aramıza koydum ve ilk yudumu ona bıraktım. Nisan ayı olduğundan olsa gerek hava güzel olsa da park boştu. Dün gece yağan yağmur da insanları etkilemiş olsa gerek.

“Az önce çok saçma bir çıkış yaptım biliyorum,” dedi.

Hiçbir şey söylemedim, çünkü o konu yeniden açılsın istemiyordum. Ancak o konuşmaya kararlı gözüküyordu.

“Boşandığını bilmiyordum ve kendimce sana karşı çıkıştım, özür dilerim.”

“Özrünü kabul ettim, şimdi bu konuyu kapatalım olur mu?”

Suratını gülümseyerek yanağıma uzattı ve güzel bir öpücük kondurdu. Tamam, buraya kadar işte şimdi bu kadına bir daha nasıl kızarsın, var mı o kadar babayiğit…

“İçine etmişler güzelim fuarımızın,” dedim.

Çevresine iyice baktı ve beni onaylar gibi kafasını salladı.

“Aslında bir şey yapmaya çalışmışlar ama onlarda ne yaptıklarını pek anlamamışlar. Kesilen ağaçlar cabası, içine etmemişler bence direk katletmişler.”

“Direk olarak sana katılıyorum. Ne güzel bir sürü çay bahçesi vardı, yerine ne yaptılar çok merak ediyorum. O kadar geldim Balıkesir’e bir kere bile gelmedim şuraya.”

“Bende öyle, içim elvermedi girip bakmaya.”

“Ayrılmadan bu gece de kokoreç yer miyiz, babam bir yerden bahsediyordu oraya gidelim” dedim.

Gözleri kocaman açıldı ve karanlıkta yine renk değiştirdiler. Gezmeye gitme vaadi verilen bir çocuk gibi kabul etti.

“Gideriz tabii ki…”

– DEVAM EDECEK –

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here