Hüdai Tanrıkulu: Gıda güvenliğimiz riske giriyor

0
187

Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hüdai Tanrıkulu, ‘Dünya Gıda Güvenliği Günü’nde yaptığı açıklamada hızla artan dünya nüfusu, tarım arazilerinin yok edilmesi, yeraltı sularının bilinçsiz kullanılması ve kirletilmesi, yaşanan kuraklık, zengin coğrafyalarda yaşanan gıda israfı gibi sebeplerle gıdaya ve içilebilir kalitedeki suya ulaşım her geçen gün risk altına girdiğini söyledi.

Balıkesir Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hüdai Tanrıkulu, ‘Dünya Gıda Güvenliği Günü’ nedeniyle gıda güvenliğinde oluşan risklere dikkat çekti.

Tanrıkulu, “Artan dünya nüfusunun yarattığı sorunlar, adına gelişme ve büyüme dediğimiz sürecin doğaya verdiği akıl almaz tahribat, insanoğlunun ekosistemin işleyişine yapmış olduğu olumsuz müdahaleler  tüm insanların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını engellemektedir” dedi.

Tanrıkulu, “Dünya Gıda Güvenliği Gününün amacı, insanları gıda güvenliği konularında bilinçlendirmek, gıda güvenliği yoluyla hastalıkların nasıl önleneceğini göstermek, sektörler arası gıda güvenliğine yönelik işbirlikçi yaklaşımları tartışmak, çözümleri ve gıda güvenliğini artırmanın yollarını teşvik etmektir. Bugünün 2021 yılı teması ise ‘Sağlıklı Yarınlar İçin Güvenli Gıda’ olmuştur.

Bu kapsamda, gıda güvenliğiyle ilgili 5 eylem çağrısı oluşturulmuş durumda. Bunlar, güvenli olduğundan emin olun – Hükümetler herkes için güvenli ve besleyici gıda sağlamalıdır. Güvenli büyütün – Tarım ve gıda üreticilerinin iyi uygulamaları benimsemesi gerekiyor. Güvende tutun – Gıda işletmecileri gıdanın güvenli olduğundan emin olmalıdır. Neyin güvenli olduğunu bilin – Tüketicilerin güvenli ve sağlıklı gıda hakkında bilgi edinmesi gerekiyor. Gıda güvenliği için ekip kurun – Güvenli gıda ve sağlık için birlikte çalışalım. – Hızla artan dünya nüfusu, tarım arazilerinin yok edilmesi, yeraltı sularının bilinçsiz kullanılması ve kirletilmesi, yaşanan kuraklık, zengin coğrafyalarda yaşanan gıda israfı gibi sebeplerle gıdaya ve içilebilir kalitedeki suya ulaşım her geçen gün risk altına girmektedir.

Artan dünya nüfusunun yarattığı sorunlar, adına gelişme ve büyüme dediğimiz sürecin doğaya verdiği akıl almaz tahribat, insanoğlunun ekosistemin işleyişine yapmış olduğu olumsuz müdahaleler  tüm insanların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını engellemektedir, Küreselleşme, kentleşme ve gelir artışı neticesinde beslenme ve yeme alışkanlarımızda çarpıcı değişiklikler yaşanmıştır.

Bu süreçte, mevsimsel ve daha çok bitkisel ürünler ve lif yönünden zengin yiyeceklerden uzaklaşarak, ağırlıklı olarak şeker, yağlar, tuz, işlenmiş gıdalardan oluşan yüksek kalorili yiyeceklerle beslenmeye geçiş yaptık. Evde yemek hazırlamakla geçirilen süre azalırken, özellikle şehirde yaşayan tüketiciler, gitgide süpermarket, fast food satış noktaları, yiyecek satışı yapan sokak satıcıları ve paket servis restoranlarına yönelmiştir. Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının bir araya gelmesiyle, obezite oranları, sadece gelişmiş ülkelerde değil, açlığın ve obezitenin genellikle bir arada bulunduğu, düşük gelirli ülkelerde de artmıştır” dedi.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ AZALTIYOR”

Gıda üretimindeki artışın iklim değişikliyle de birleştiğinde biyolojik çeşitliliğin hızlı bir şekilde kaybedilmesine neden olduğunu belirten Hüdai Tanrıkulu, açıklamasına şöyle devam etti: “Tarih boyunca 6 binden fazla tür gıda amaçlı olarak ekilip biçilirken, günümüzde dokuz bitki türü toplam tarımsal üretimin yüzde 66’sını oluşturmaktadır. Oysa ki ürün çeşitliliği sağlıklı beslenmenin temini ve çevrenin korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Ülkeler, halklarının beslenme ihtiyaçlarını sürdürülebilir bir şekilde karşılayabilmek için, yüksek getirili ve ekonomik açıdan kârlı çeşitlerden ziyade, çeşitliliğe ve besin kalitesine önem veren, beslenme konusuna duyarlı gıda üretim uygulamalarını benimseyerek yeterli miktarda, çeşitli, uygun maliyetli, besleyici, kültüre uygun ve güvenilir gıdalar üretmelidir.

Güvenli gıda deyince, bir gıdanın tüketicilerde olumsuz etkilere neden olabilecek cam, metal, tahta parçası gibi fiziksel tehlikelerden, ağır metaller, kimyasallar, toksinler, veteriner ilaç kalıntıları, pestisitler ve dioksin gibi kimyasal tehlikelerden ve insan sağlığı için zararlı bakteri, virüs, küf ve parazit gibi biyolojik tehlikelerden arındırılmış gıda akla gelmektedir. Çeşitli fabrikaların atıklarının arıtılmadan deşarjı, evlerde kullanılan yoğun deterjanlar, yetersiz kanalizasyon ve arıtma sistemleri gibi nedenlerle yeraltı sularında da kimyasal ve biyolojik bulaşılara rastlanmakta ve halk sağlığını ciddi olarak tehdit etmektedir. Tüketilebilir su rezervlerinin hızla azaldığı dünyamızda ve ülkemizde, yeraltı sularını her türlü kimyasal ve biyolojik tehlikeden korumak ve suyu israf etmemek gelecek nesillerimiz için hayati önem taşımaktadır.” Cengiz GÜNER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here