DOLAR 31,2942 % 0.17
EURO 33,8857 % -0.01
STERLIN 39,5290 % -0.09
FRANG 35,3831 % 0.15
ALTIN 2.058,46 % 0,27
BITCOIN 1.925.906 -1.218
Yayınlanma Tarihi :

Pehlivan kahvaltısı böyle olur…

Pehlivan kahvaltısı böyle olur…

Bandırma oldukça serin bir sonbahar sabahını yaşıyordu. Denizin dalgaları ile poyraz birbirlerine omuz vermiş, kışın çok yakın olduğunu haykırır gibiydiler. Sokakları sabahın ilk ışıkları aydınlatırken, caddelerde ise Sabah Namazından evlerine dönen insanlardan başka kimse görünmüyordu.

Sabahın erken saatlerinde İstanbul’dan gelen büyükçe bir gemi limana yanaşmıştı. Gemiden inenler arasında Katrancı ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan da vardı. İstanbul’da düzenlenen birkaç büyük güreşe katıldıktan sonra memleketlerine dönüyorlardı. Ellerindeki zembilleri ve iri vücutları ile diğer yolcular arasından kolaylıkla fark ediliyorlardı.

Bandırma sokaklarını sabah çorbacıları ve onların daimi müşterileri hareketlendirmeye başlamıştı. Katrancı ve Kurtdereli yaklaşık bir ay kadar kaldıkları İstanbul’dan memleketlerine dönüyorlardı. İkisi de kış aylarını köylerinde geçirip yazı ve yeni güreşleri beklemeye koyulacaklardı. Niyetleri önce Göbel’e ulaşmaktı. Kurtdereli birkaç gün Katrancı’nın misafiri olarak kaldıktan sonra kendi köyüne geçecekti. Yola koyulmadan önce karınlarını doyurmak istediler.

Kurtdereli;

  • “Epeyce yorulduk usta, yola çıkmadan önce karnımızı doyuralım, olmaz mı?”
  • “Doğru sülersin Kurtdereli, şu çorbacılardan birine girip hem ısınalım hem de karnımızı doyuralım.” diyerek cevap verdi Katrancı.

Sahile sıralanmış çorbacılardan birine doğru yöneldiler. Çorbacının boyası dökülmüş, ahşap ve onlara göre bir hayli dar olan kapısından zorlukla içeriye girebildiler. Aşçı onları görünce hem şaşırmış hem de sevinmişti. Daha önce de ağırladığı bu iki Başpehlivanı tekrar gördüğü için epeyce memnun olmuş gibiydi. Zembillerini ve diğer eşyalarını bir kenara koyduktan sonra onlara döndü ve:

  • Ağalar hoş geldiniz, şeref verdiniz. Buyurun, ne istersiniz? diye

Çorba kazanının yanında duran kızarmış kelleler ikisinin de dikkatini çekmişti. Zira onlar için çorba, pekte yemekten sayılmıyordu. Bu sebeple iki kızarmış kelle ve yanına da katık niyetine çorba istediler. Çorba ve kelleler gelir gelmez yemeğe koyulmuşlardı. Etraftaki diğer müşteriler meraklı gözlerle iki pehlivanı seyrediyordu.

Birinci kelleler biter bitmez ikinci ve üçüncü kelleler getirilmiş ve yanlarında gelen çorbalarla birlikte onlarda bitmişti. Katrancı aşçıya işaret edip dördüncü kelleleri getirmesini söylerken toplamda sekiz kelle ve altı tas da çorba içmiş oluyorlardı. Ayrıca bu son gelenlerle birlikte çorbacının elindeki kuzu kelleleri de bitmiş oluyordu.

Dördüncü kelleler de bitince, Kurtdereli eli ile işaret edip iki kelle daha istedi. Aşçı hiç bozguna vermeden çırağını gönderip yandaki dükkânlardan iki kelle daha getirtti. Bunlarda bitince çırak iki kelle daha bulup getirdi ve ustasının kulağına eğilip;

  • “Usta! Etrafta başka kelle kalmadı” diye haber (devam ediyor)
Kaynak : İrfan Duroğlu

YORUM YAP