DOLAR 31,3677 % 0.42
EURO 34,0595 % 0.51
STERLIN 39,7661 % 0.47
FRANG 35,5200 % 0.53
ALTIN 2.100,98 % 2,34
BITCOIN 1.952.638 0.489
Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :

KUDUZ AŞIMIZ YOK MU?

KUDUZ AŞIMIZ YOK MU?

Sağlık Bakanlığı’nın 2022 yılı aralık ayı içinde sağlık kuruluşlarına gönderdiği kuduz aşısının gereksiz şekilde kullanımına dair yazısı, kuduz aşısı tedariği ve uygulanması noktasında birçok mağduriyeti beraberinde getirdi. Stoklar da bulunan son aşılarında dağıtımının yapılmasıyla sağlık kuruluşlarının elinde bulunan aşılardan başka bir stoğun kalmadığı bu durumunda aşı teminin de büyük mağduriyetler yarattığı iddia edilmektedir.

Bakanlığın acil servisler de yapılacak kuduz aşısının kararının enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının onayına bağlı hale getirmesi birçok sağlık kuruluşunda hasta ve yetkililerin karşı karşıya kalmasına sebebiyet vermiştir. Daha önceki aylarda Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ki aşı temini noktasında ki sıkıntılar Ege ve Marmara Bölgelerinde de baş göstermeye başlamıştır.

İlimiz özelinde geçtiğimiz haftalar da kedi ısırması sonucu sağlık kuruluşuna başvuran ve başvuru sonucunda da 16 kişiden oluşan bulaş şüpheli öğrencilere uygulanması gereken kuduz aşılarının yapılamaması sonucu ilimizde ki sağlık kuruluşların da kuduz aşısının olmadığı ortaya çıkarken gerekli aşının Bursa ilinden temin edildiği dile getirilmektedir. Bunun yanında bu olay sonrası Bursa ilinde hayvan saldırısı sonucu yaralanan veteriner hekime uygulanması gereken aşının bulunamaması ve çevre illerden talep edilip tedariğinin sağlanamaması kuduz hastalığı ile mücadele ve korunma noktasında insan sağlığı açısından oldukça riskli bir dönemden geçtiğimizi ortaya koymuştur.

Kuduz veya temaslı şüphelilerin bakanlık genelgesine göre ilk ısırıldığı anda 1. dozu olmak üzere 3. ve 7. Günlerde birer doz 14-28 arasında da 4. doz aşısının yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Hastalık %100 öldürücü olmasına rağmen  tek çaresinin  zamanında aşılamanın yapılmasıyla %100 tedavi edilebilir olması aşı teminin de yaşanılan sıkıntıların ne denli büyük bir riski barındırdığını ortaya koymaktadır.

Ülkemizde yılda yaklaşık 300 bin doz Hindistan menşeli ithal kuduz aşısının yapıldığını pandemi dönemi ve sonrasında Hindistan da  aşı üretiminde  yaşanılan sıkıntılardan dolayı ülkemizde kuduz aşısına ulaşımda sorunların yaşandığı ilgili çevrelerce bilinen bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cumhuriyet öncesi dönemlerde Veteriner Hekim Mustafa Adil tarafından üretilen difteri, sığır vebası ve kızıl hastalıkları serumlarını sırasıyla tifo, kolera, dizanteri ve veba aşıları izlemiştir. Cumhuriyetin kurulması ile verem aşısının üretilerek 1928 yılında (Merkez) Hıfzıssıhha Enstitüsünün açılmasıyla aşı üretimleri merkezileştirilmiştir. Enstitü kapatılıncaya kadar insan ve hayvan sağlığı noktasında kuduz aşısı dahil olmak üzere birçok hastalığın aşısının üretilmesine ev sahipliği yapmıştır. 1996 yılına kadar kuduz aşısı ve çok sayıda hastalığın aşısının üretildiği merkez de söz konusu hastalıkların eradikasyon noktasında başarı sağlandığı görülmesiyle aşıların üretilmesi durdurulmuştur. 2011 yılında da ihtiyaç duyulmadığı için kapatılan enstitünün önemi günümüzde yaşadığımız sorunlar sonucunda bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Sağlık Bakanlığının “Kuduz Aşısı Yerli Üretim Projesi” adı ile başlattığı çalışma ile üretimi gerçekleştirmek isteyen firmalardan başvuru talep ederek devlet desteği ile yerli kuduz aşısı üretim çalışmalarının olduğunu fakat bu çalışmalarda gözle görülür bir yol alınmadığı açıkça ortadadır.

1999-2017 yılları arasında ülkemizde görülen 6465 kuduz vakasından 2800 tanesi köpek, 2368 tanesi sığır, 249 tanesi kedi, 298 tanesi koyun/keçi, 106 tanesi eşek/at, 63 tanesi kurt, 516 tanesi tilki ve 56 tanesi de diğer yabanı hayvanlardan orijin almaktadır. Söz konusu verilere baktığımızda kuduz hastalığı ile ne kadar iç içe olduğumuz gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Özellikle hayvancılıkla uğraşanların, mezbaha ve laboratuvar çalışanlarının, veteriner hekimlerin, sahipsiz hayvan barınaklarında çalışan personellerin risk grubunda olduğu düşünülürse toplu çalışılan yerlerde çıkacak kuduz mihrakının toplum ve insan sağlığı açısından büyük riskler barındırdığını unutmamak gerekmektedir.

Yetkililerin geri dönüşü olmayan bir hastalık süreci yaşanmadan söz konusu soruna çözüm bulacağına inancımızın tam olduğunu fakat bu durumun ivedi olarak çözüme kavuşturulması gerekliliğinin bulunduğunun bilinmesini isteriz.

Son olarak kuduz hastalığının %100 öldürücü olduğunu aşılama programına riayet edildiğinde ise tedavide %100 başarı sağlandığını unutmamamız gerekmektedir.

Kaynak : Özgür Fındıklı

YORUM YAP