DOLAR27,1479% 0.08
EURO29,0073% 0.11
STERLIN33,2632% -0.3
FRANG29,9750% -0.04
ALTIN1.680,29% 0,34
BITCOIN726.838-0.143

KÖPEKLERDE DİABETES MELLİTUS

Yayınlanma Tarihi :
KÖPEKLERDE DİABETES MELLİTUS

Diyabet insanları olduğu gibi tüm hayvanları da etkileyen kronik bir hastalıktır. Köpeklerde ise en sık görülen metabolik hastalık olarak ta bilinmektedir. Hatalığın kesin tedavisi olmamakla birlikte beslenme ve egzersiz kurallarına uyarak hastalığın yönetilmesi oldukça kolaydır.

Hastalık pankreas bezinden salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya eksikliğinde ortaya çıkmakta ve besinlerle alınan şeker hücre içine giremeyip kanda kalarak kandaki şeker düzeyinin artması ile hastalık meydana gelmektedir. Köpeklerde normal şeker değerleri 79-126 mg/dl arasındadır. İşte pankreastan salgılanan insülin hormonunda meydana gelen eksiklik veya yetersizlik sonucu kandaki şeker değeri artmakta ve hastalık meydana gelmektedir. Hastalıkta  tahribatın çok yavaş ama sürekli olması hastalığın dikkate alınmadığında çok ciddi durumlara yol açacağının en önemli göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Hastalık karşımıza Tip 1,  Tip 2, Tip 3 diyabet olmak üzere 3 farklı türde çıkmaktadır. Tip 1 İnsülin eksikliği diyabeti, Tip 2 İnsüline bağlı olmayan diyabet, Tip 3 te İnsülin direnci diyabeti olarak adlandırılmaktadır.

Diyabetin türü ne olursa olsun, vücut üzerindeki olumsuz etkileri aynıdır. Köpeğin kan dolaşımında aşırı şeker birikir ve buna rağmen vücudun bu şekere ihtiyacı olan hücreleri ona erişemez.

Yani diyabetin köpeğin vücudunda neden olduğu “kötü” etkiler iki yönlüdür. Bunlardan ilki hücreler hayati “yakıt” için aç kalır. Kas hücreleri ve bazı organ hücreleri, enerji için ihtiyaç duydukları glikoz “yakıtından” yoksun kalırlar. Buna karşılık, vücut alternatif yakıt olarak kullanmak için kendi yağlarını ve proteinlerini parçalamaya başlar. İkincisi ise kan dolaşımındaki yüksek şeker seviyesi birçok organa zarar verir. Kan dolaşımındaki glikozu yakıta dönüştürmeye yardımcı olacak insülin olmadan, kanda yüksek seviyelerde glikoz birikir. Ne yazık ki, glikoz vücutta bir tür zehir gibi davranır ve sonunda çoklu organ hasarına neden olur. Bu durumdan genellikle böbrekler, gözler, kalp , kan damarları veya sinirler etkilenir.

Hastalığın en önemli semptomları ve belirtilerine baktığımızda ise  aşırı susama , idrar sıklığında artış , kilo kaybı ve iştahta artış gibi belirtiler hastalık için en önemli semptomlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hastalık ilerledikçe köpeklerde diyabet belirtilerinde de değişime rastlanabilir. İştah kaybı, halsizlik, depresif bir ruh hali ve kusma ortaya çıkabilir. Kontrol altına alınmayan şeker hastalığı böbrek yetmezliğine, nöbetlere, idrar yolu enfeksiyonuna, karaciğer büyümesine, katarakta ve ketoasidoz hastalığına yol açabilir.

Hastalık için risk faktörlerine bakacak olursak yaş, cinsiyet, metabolik hastalıklar, obezite, uzun süreli steroid kullanımları ve genetik yatkınlık gibi nedenler hastalığın çıkmasına imkan tanıyan nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Köpeklerde şeker hastalığı teşhisi için çeşitli tarama testlerine başvurulması ve şikayetlerin detaylı olarak değerlendirilmesi önemlidir. Tam kan sayımı, serum biyokimya profili ve idrar tahlili ile teşhis konulması mümkündür. Köpeklerde şeker ölçümü sonuçları diabetes mellitus tanısı için gereklidir ancak diğer testler de hastalığın ilerleme seyri ve diyabetin yarattığı komplikasyonlar hakkında daha detaylı bilgi edinilmesi için gereklidir.

Köpeklerde şeker hastalığı tamamen tedavi edilemeyebilen ancak doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir rahatsızlık sınıflandırmasında yer alır. Tedavi süreci hastalığın ilerleme seviyesi, türü ve köpek özelinde değişebilen koşullar doğrultusunda farklılaşabilir. Genelleme yapılması gerekirse köpeklerde diyabet tedavisi kapsamında insülin enjeksiyonlarının yapılması, beslenme programlarının değiştirilmesi, daha hareketli bir yaşam sürmelerinin sağlanması gibi farklı süreçlerin yönetilmesi söz konusu olabilir.  Hastalıkta özel olarak beslenme ise şeker hastası hayvanlar için üretilmiş mamalar ile  insulin enjeksiyonu veya tableti ile birlikte hayvanınıza mamasını vermektir. Öğünlerimizin sayısını artırıp miktarını azaltmak en doğru davranışların başında gelir. Yani sık aralıklarla az miktarda vermeliyiz. Hayvanınızın kilosunu belli aralıklarla kontrol etmeli ani kilo kaybı ve artışlarında mutlaka veteriner hekiminize başvurmalısınız.

YORUM YAP