DOLAR 31,0459 % 0.18
EURO 33,6667 % 0
STERLIN 39,3839 % 0.01
FRANG 35,2314 % 0.04
ALTIN 2.034,23 % 0,86
BITCOIN 1.609.000 -0.162
Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :

YÜREĞİMİZ YANGIN YERİ

YÜREĞİMİZ YANGIN YERİ

Ülkece, milletçe başımız sağ olsun. Deprem yine yüreğimizi yangın yerine çevirdi.

Yarım asırdan fazla ömrümde birçok deprem felaketi gördüm, duydum ve birkaç tanesinde de o korkunç deprem durumun ortasında kaldım, depremi yaşadım…

1988 yılında Erzincan’da ilk şark görevime başlamıştım. Bekardım o zamanlarda, mecburen misafirhane veya orduevinde ikamet ediyorduk, dışarıda kirada kalmamıza müsaade edilmiyordu, terör başta olmak üzere birçok sebebi vardı onlardan bir tanesi de 1944 yılında yaşanan büyük Erzincan depreminin hafızalarda bıraktığı acı kayıplar, yaşanan feci deprem olayının unutulmamasıdır.

1991 yılında Erzincan şehrimden Gelibolu’ya tayin olarak ayrıldım. 1992 yılında 13 Mart Cuma günü akşam 19.08 de 6.8 şiddetinde deprem meydana gelmişti. Ben ve ailem orada değildik ama tanıdığım birçok meslektaşım, Erzincan’da edindiğim dost ve arkadaşlarımın, vatandaşlarımızın yaşadığı acı bizleri çok derinden etkilemişti. Depremden kurtulan arkadaşlar olaydan bir hafta sonra geçerken bize uğramışlar, yaşadıklarını anlatmışlardı. Onlarla birlikte hüngür, hüngür ağlamış uzun bir zaman kendimize gelememiştik.

Malumunuz 1998 yılında 6.2 şiddetinde Adana / Ceyhan depremi, 1999 yılında 7.6 şiddetinde Gölcük depremi akabinde 7.2 şiddetinde Düzce depremi (her ikisinde yaşadım), 2003 yılında 6.4 şiddetinde Bingöl depremi, 2004 yılında iki gün arayla meydana gelen 5.1 ile 5.3 şiddetinde Aşkale / Erzurum, 2020 yılında 6.8 şiddetinde Elazığ ve yine 6.6 şiddetinde  İzmir depremlerini (yaşadım) duydum, yaşananları ulusal medya organlarıyla takip ettim.

Ufak şiddette ne kadar deprem yaşadım, yaşadık sayısını bilemiyorum.

2004 yılında Erzurum’a tekrar şark görevine gittim. 2005 yılının 12 ve 14 Mart tarihlerinde 5.7 ile 5.9 şiddetinde ki Bingöl Karlıova depremlerini bu sefer aile bireylerimle birlikte yaşadım. Depremde ikamet ettiğimiz binaların sağlamlığı nedeniyle maddi açıdan sorun yaşamamış olsak ta o korkunç sarsıntı nedeniyle binanın sallanması, aşağıya yukarıya zıplaması, kolon ve kirişlerden, duvardan gelen mekanik sesler, gürültü, uğultu, sismik etkiyle oluşan basınç, kulak uğultusu, ruhen çok büyük sıkıntı yaşamamıza sebep olmuştu. En ufak bir gürültüde, küçükte olsa hissettiğimiz sarsıntılarda yaşadığımız korkuyu, heyecanı, stresi üzerimizden hala atamadık diyebilirim.

Geçtiğimiz Pazar gününü Pazartesi sabahına bağlayan gecede sabaha karşı 04.17’de Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 hemen akabinde gündüz 13.24’te Kahramanmaraş Elbistan merkezli 7.6 şiddetinde iki ayrı deprem meydana geldi. Kahramanmaraş’ın yanı sıra Gaziantep, Malatya, Batman, Bingöl, Elâzığ, Kilis, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Siirt, Şırnak, Van, Muş, Bitlis, Hakkâri, Adana, Osmaniye ve Hatay illerimizde binaların yıkılmasına, enkaz altında binlerce insanın kalmasına, vefat etmelerine, yaralanmalarına sebep oldu.

Ülke olarak çok büyük deprem felaketi yaşadık, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmetler diliyorum. Hala göçük altında olan, sağ olarak kurtulan, kurtulmayı bekleyen insanlarımıza da Allah’tan derman, güç, kuvvet ve sabır ihsan etmesini diliyorum. Yüce Yaradan Allah (C.C.) yaralı kurtulan vatandaşlarımıza kalıcı şifalar versin. Acımız gerçekten çok büyük, ulusça, Türk milleti olarak birlik ve beraberliğe, dayanışmaya en çok ihtiyacımız olduğu zamandayız. İnşallah bir daha böyle büyük kayıplar, acılar yaşamayız.

Yazımın yayınlanacağı saate kadar kayıp rakamların istemesem de çok büyük sayılara ulaşacağı aşikâr. Deprem bölgesinde yıllarca beraber görev yaptığımız meslektaşlarım, arkadaşlarım, dostlarım ve tanımadığım ama ülkemizin güzel vatandaşlarının bulunması canımı yaktı, ciğerimi parçaladı, yüreğim hala yangın yeri. Üzüntümü anlatamam.

Kaynak : Cahit Ökdem

YORUM YAP