Uyanış 08:00

0
445

Rahatsız olmuştum. Gözümü kırpıştırdım, açmaya çalıştım, olmadı. Gözüm sanki bir daha uyanmak istemezcesine başına kadar çapak yorganını örtmüş. Göz kapağım kuru bir bozkır; kirpiğim yapraksız bir dal.

Baktım… Hafif açık kalan perdemden odama giren güneş hüzmesini görür gibi oldum. Beni rahatsız eden ışıltılı günışığıydı. O “kalk” diyor, ben istemiyorum. O “kalk” diyor, ben “git” diyorum. Beni uykumla yalnız bırakmalarını istiyorum. Çünkü o benim yorgun ve sağanak gecelerimde karşıdan karşıya geçmemi sağlayan bir vapur adeta. Sonra güneş son kez “kalk” diyor ve gözümün üstündeki çapak yorganını bir harekette alıp yere fırlatıyor.

Yatağımdan doğruluyorum. “Tak” diye bir ses. Yere bakıyorum, bir kitap. Dün gece uyku vapurumun saatinden önce geldiği için yerine koymaya fırsat bulamadığım kitabımı yorganımın üstünde bıraktığımı hatırlıyorum o an. Yaprakları kıvrışmış, bana acıyla bakıyor sanki. Hemen eğilip düştüğü yerden aldım oda arkadaşımı ve kitaplığımın en üst rafında ilaçlarımın yanına koydum.

Sonra arkamı dönüp gözucuyla bu hayatta yükümü taşıyan tek şeye, yatağıma baktım. Dağınık… Tam bir enkaz alanı gibi görünüyordu.

Banyoya girdim. Aynayla yani aslında gerçeklerle gözgeze geldim. Sararmış bıyığım, erozyona uğramış saçlarım… Musluğu açtım. Ellerimi suyun altına tuttum ve uzun uzun onları seyrettim. Kırış kırış… Her kırışıklık onlarca anı. Terk edilmiş bir köyden farksız. Yaşlıyım… Yalnızdım…

Karanlık koridoru geçip mutfağa yaklaştım. Rezillik… Harpten çıkmış dünya gibi. Dağınık, dumanlı, sessiz ve ümitsiz… Derhal camı açtım. Sis… Soğuk havayı her soyuşumunda ciğerlerimde izlediği yolu tarif edebilirdim.

Buzdolabına yönelip midemin isyanını bastırmak için kapağı açtım ama nafile. Kurumuş reçel, sararmış peynir, kokmuş yoğurt. Annem geldi aklıma. Ne kadar özlemiştim onu; onu ve emek kokan kahvaltısını.

Fazla ayakta duramadım. Sandalyeye oturup tozlu masamdaki boğuk sesli emektar radyomun açma tuşuna basmamla gözümden yaş gelmesi bir oldu. Derinlerden gelen kaval sesine eşlik eden küflü bir tel titreşimi… Türkümüz…Türkülerimiz… Anadolu… ve Babam…

Ortamdaki özlem bulutu beni ele geçirmeden palto ve bastonumu alarak kendimi apar topar sokağa attım. Ailemi en son gördüğüm yere yürümeye başladım. Mezarlığa…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here