Kaybolmak istedim sonra…

0
244

Söylediklerin fazla geldi sonra, sindiremedim işte, dedim ki vejetaryen olacağım, at eti yok. Hı dedi kaldı. Kaldı en azından gitmedi, kaldı, ya da kal kal diye başlıyordum ki ben burada yokum dedi. Hep böyle mi bu? Yani gel denildiğinde gelinmiyor, kal denildiğinde aslında burada olunmuyor… ‘bir şeyden kaçıyorum, bir şeyden dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendime bir yer edinemiyorum kendime bir yer.’ seviyoruz.

Kardelen salona koltuğa döndü sonra. Her zamanki yerimde oturuyorum diye düşündü. Hep aynı yerde oturup hep aynı şeyi mi bekleyeceğim ben?

Meyve kesiyorum ister misin?

Yok anne, çok yedim sindiremiyorum.

Yavaşça kalbindeki duyguları yere bıraksaydı, hislerini sakince atı verseydi bir kenara, sonra ellerini havaya aldırıp pişmanım deseydi. Pişmanım! Hissettiklerim için, yaptıklarım ve yapmadıklarm için susuşlarım için ve yersiz konuşmalarım için çok pişmanım. Keşke diyebilseydi.

Sonsuz aşkın dayanılmaz ağırlığı, buydu hissettiğim. Oturdum telepati üstüne yazılar okudum, bu kadar mı umutsuzdum? Öyleydim. Oturdum şiirler okudum sana, kitaplar okudum, yazdım sana, hayal ettim, düşüncelerimin çıkıp sana ulaştığını hissettim. Yolda kaybolmamışlardır umarım, birbirlerine sahip çıksalar iyiydi. Kaybolmak istedim sonra, sana gelmeye çalışırken, senin yanına ışınlanmaya çalışırken bedenim atomlara ayrılsa yol üstünde ve tekrar birleşmek istemese, ruhum bağımsızlığını istese.. Sonsuzlukta kaybolsa, hapsolsam işte, sonsuz aşkı bulmuş olur muyum?

Sade ruhum var olsa dünyada, senin yanında var olsa…

Gözlerimi açtım yavaş yavaş, önce bir kapağını sonra diğerini… Karanlık devam ediyor halbuki saat onu çoktan geçmişti. Grimsi bi karanlıktı bu. Mavi yoktu. Uyandım mı gerçekten? Bilmiyorum. Bari…

Müzeyyen hakkında konuşmak istiyorum biraz, kendisi palyaço, insanları dünyadan yabancılaştırmak için dünyaya gönderilmiş. Kedisi var. Hayali bir dünya yaratmış kendine, içinde esrarengiz, tekin olmayan hislerin egemen olduğu bir dünya. Ve beni de bu dünyaya çağırıyor. Öyle çekici ki…

Ve ben o kadar umutsuzum ki…

Çaresiz insanları kurtarıyorum demiştin bana bir keresinde hatırlıyorum. Yalan söylemişti. Henüz farkında değildim. Oda öyle. ‘Yalnız bir dünya’ demişti… Düşünsene! Hayal etmesi güzel, yaşaması,

Yaşaması… Nasıl?

Doğru sıfatı bulamıyorum. Dik dörtken bir senin kare bir hayata yerleşmeye çalışması gibi, sığamıyorum, parçalanıyorum, bazen de boş kalıyorum. Öyle derin ki bu kare, içinden kendi başıma çıkamıyorum, mavi yok, göremiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here