DÜĞÜNLERİMİZ KÜLFETE DÖNÜŞMESİN

0
58

Evlenmek, aile kurmak Allah’ın emri, Hz. Peygamber (sav)’inde sünnetidir. İlk yuva cennette kurulmuştur. Karı-koca Kur’an- Kerim’in ifadesi ile birbirlerine örtüdürler. Allah (cc) karı-kocanın arasına ayrı bir sevgi ve muhabbet (Rum 21) koymuştur. İkisi bir elmanın yarısı iken meşru bir evlilikle tamam olurlar. Ataları tarafından cennette başlanılan yolculuğu yine cennette tamamlamak için emek verir, çaba harcarlar.

Kur’an-ı Kerimde Cenab-ı Allah: “Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Nur 32) buyurmuştur.

Dinimizde nikahsız evlilik dışı ilişkiler zina olarak nitelendirilmiş ve yasaklanmıştır. Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: “Dinini ve ahlakını beğendiğiniz bir kimse, size ‘beni evlendiriniz’ diye gelirse onu evlendiriniz. Böyle yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve yaygın bir ahlaki bozulma meydana gelecektir” Sünen-i Tirmizi Nikâh 3/394

Evlenmek bir nimettir. Evlilik nimetini külfete dönüştürmekten daima kaçınmalıyız. Sevgili Peygamberimiz(SAV) ashabını herhangi bir işe gönderdiği zaman şöyle derdi: “Sevindirin; nefret ettirmeyin! Kolaylaştırın; güçleştirmeyin!” Müslim, “Cihad” 6

Evliliğin başlangıcı nişanlanmaktır. Nişanlanmak hem gençlerin, hem de ailelerin düğün öncesi birbirlerini tanımalarına, nikâh için hazırlık yapmalarına vesiledir. Nişanlılık bir evlilik değildir. Her şey zamanla tersine dönebilir. Bu sebeple gençler nişanlılık döneminde mahremiyet kurallarına dikkat etmeli, edebe aykırı işlere tevessül etmemelidir. Hele nişanlılık döneminde “gezsinler, tozsunlar” diye dini nikâh akdi gerçekleştirmek doğru değildir. Çünkü nikâh akdi gerçekleştiğinde evlilik fiilen başlamış demektir. Böylece mehir, miras ve nafaka gibi sorumluluklar başlamış olur.

Nişanlılık döneminden sonra sıra düğüne gelir. Düğünler aslında evliliği ilan etmek için bir vesiledir. Hz. Peygamber (sav): “Bu nikâhı ilân edin…” (Tirmizî, Nikâh, 6.) buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz; “En bereketli nikâh, külfeti en az olanıdır.” ( İbn Hanbel, VI, 83) ve “Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır.” Ebû Dâvûd, Nikâh, 30-31. buyurmuşlardır.

Bu hadis-i şerifler ışığında düğünlerimiz en az masrafla yapılmalı, ev eşyaları alınırken israfa kaçılmamalı, altın vb. takılarda insanı zorlayıcı, insanı canından bezdirici işlerden sakınılmalıdır.  Hz. Fâtıma’nın çeyizi, bir parça kadife, su tulumu ve içi güzel kokulu izhir otuyla doldurulmuş bir yastıktan ibaretti. O günün koşullarında bile sade bir şekilde yuva kurmuşlardı. Böyle iken haneleri sevgi ve muhabbetin ocağı olmuştur.

Tabi günümüz koşullarında bir takım farklılıklar olması elzemdir. Fakat düğünlerde meşru çizgi aşılır da bu iş israf ve şatafat halini alırsa, gösteriş yarışına dönüşürse bundan en büyük zararı hayatının baharındaki gençler görür.

Peygamber (sav) Efendimiz: “Allah’a yemin ederim ki, ben sizin fakirliğinizden korkmuyorum. Fakat, sizden önceki (ümmet)lere olduğu gibi size dünya (zenginlikleri)nin açılmasından, böylece başkalarının elindekilere özenip din yönünden ziyana uğramanızdan ve öncekileri dünya zinetlerinin helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum.”  Buhâri; Müslim buyurmuşlardır.

Eğer evlilikler çeşitli şekillerde zorlaştırılırsa gençler evlenmekten uzaklaşır. Buda toplumda çeşitli ahlaki bozuklukların meydana gelmesine sebebiyet verir.

İkinci bir nokta düğünlerimizde mahremiyet kurallarına çok dikkat etmeliyiz. İslam’ın sınırları bellidir. Bu konuda ihtilattan uzak durmalıyız. Milli ve manevi değerlerimize aykırı olan, başka milletlerin dinimize ve milli değerlerimize uymayan adetlerini taklit etmekten sakınmalıyız.

Aile yuvası kurulurken gerek evlenen gençler, gerekse aileleri helal ve haram duyarlılığı içinde hareket etmeli, birbirlerini maddi ve manevi sıkıntıya sokacak işlerden kaçınmalıdır. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İlk gün velîme (düğün yemeği) vermek yerinde ve olması gereken bir iştir. İkinci gün (vermek) âdettendir. Üçüncü gün (vermek ise) riya ve gösteriştir.” (İbn Mâce, Nikâh, 25)

Düğün sırasında çevreye zarar verici davranışlardan kaçınılmalı, yüksek gürültü yapılmamalı, silah ve ateşli malzemelerden uzak durulmalıdır. Düğün konvoylarda trafik kuralları çiğnenmemelidir. Hatta konvoy işinden vazgeçilmelidir. Saâdet ve mutluluk; gösteriş, şatafat ve kuralsızlıkta değildir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here