RAMAZAN BAYRAMI’NIN MANEVİ İKLİMİNDE

0
156

Allah ömür verirse 2 Mayıs Pazartesi günü “Ramazan Bayramı”nın ilk gününü idrak edeceğiz. Bu vesile ile şimdiden Cenab-ı Allah’tan bayram günlerinin hayırlara vesile olmasını diliyor, kardeşlik ve akrabalık bağlarının güç bulduğu, mazlumların yüzünün güldüğü, dualar alınıp duaların edildiği günler olmasını diliyorum.

Dini bayramların hayatımızda ayrı bir yeri vardır. Bizim “ramazan bayramı” diye bildiğimiz günler asr-ı saadette “Yevm’ el-Fıtra” olarak kutlanmıştır. Bu bayram farz olan Ramazan ayı orucu bittiğinde kutlanır. Bayramdan önce de verilmemişse fitreler verilir ki; fakirler bayrama buruk girmesin!

Hz. Peygamber (sav) Medine’ye geldiğinde halkın eğlence ile geçirdiği iki gün vardı. Hz. Peygamber: “Bu iki gün(ün özelliği) nedir?” diye sordu. “Câhiliye döneminde o günlerde eğlenirdik.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah sizin için o günleri onlardan daha hayırlı olan Kurban ve Fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.” ( Ebû Dâvûd, Salât, 239)

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ramazan ayı esas itibari ile Kur’an ve oruç ayıdır. Bu ay vesilesi ile Müslümanlar gönülden oruçlarını tuttular, hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’i hem tilavet ettiler. Kur’an-ı Kerim’in lafzını okudukları gibi hükümleri ile de amel etmeye çalıştılar. Onun ahlakı ile ahlaklanma gayreti içinde oldular. Bu ay vesile ile camiler ayrı bir atmosfere büründü. Kalpler şenlendi, gönüller coştu, yüzler güldü, nefisler terbiye oldu. Sofralarımız bereketlendi. Bundan sebep bayram etmek ve sevinmek her Müslümanın hakkıdır.

Tabi sevinme noktasında herkes ilahi rızayı talep eden ve mağfirete eren müminler kadar bahtiyar değildir. Çünkü kulluk görevlerinden kaçınmak, bu konuda gaflete düşmek ve şeytanın ipiyle kuyuya inmek insanın dünya ve ahiretini karartır. Bu konuda şu hadis-i şerif-i dikkatlerinize sunmak isterim; Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yanında ismim anıldığı halde bana salevat getirmeyen kimsenin burnu yerde sürtünsün. Ramazan ayına girdiği halde günahlarını bağışlatmadan Ramazandan çıkan kimsenin de burnu yerde sürünsün. Yanında anne ve babası ihtiyarlamalarına rağmen onları razı etmediğinden dolayı Cennete giremeyen kimsenin burnu yerde sürtülsün.” (Tirmizi Deavat 101/3445)

Bayramlar tatil günleri değildir.  Esasen bayramlar Allah (cc)’ın kullarına ilahi ikramıdır. İkramı ise fırsatları iyi kullananlar elde ederler. Bu vesile ile bayram günlerinde ikramlarımızı katlayarak artıracak işlerle zamanımızı kıymetlendirmeye çalışalım. Bu günleri;

  • Sabah namazı ve bayram namazlarını kılmak için yollara düşüp her köşe başı meleklerin dua ve istiğfarına nail olarak,
  • Bayram sabahı sabah namazından itibaren camileri doldurarak
  • Camiye en temiz elbise ve bolca tekbirlerle giderek
  • Bayram günlerinde çokça dua ederek ve istiğfar yaparak icabet saatlerine denk gelerek,
  • Peygamber (sav) Efendimize çokça salavat getirerek
  • Bedenimizin şükrü olan fitrelerimizi bayram namazından önce vererek fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayıp onarın dünyasını neşelendirmekle,
  • Ana-babalarımızın, ailemizin çocuklarımızın, akraba ve komşularımızın bayramını tebrik edip muhabbet ve ülfete vesile olarak,
  • Bir yetimin başını okşayıp, onların hanelerini şenlendirerek,
  • Sıla-i, rahim yaparak, hasta ve yaşlıları bizzat ziyaret edip sevaplarımızı üçe katlayarak,
  • Nefsimizin inadını kırıp küskünlüklerimizi bitirerek,
  • Mezarlıklara giderek mümin kardeşlerimize birer Fatihalar okuyarak, özellikle de şehitlerimize dua ederek onlara vefa göstermeliyiz,
  • Bayram günlerinde sevincimize zarar verecek davranışlardan kaçarak, değerlendirmeye çalışmalıyız.

Yine her bayramda trafik facialarına şahit oluyoruz. Önemli olan sevdiklerimize kavuşmaktır. Bu sebeple trafik kurallarına uygun hareket edelim ve hız sınırlarına riayet edelim. Bayramı acıya dönüştürmeyelim.

Atalarımız “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” demişlerdir. Bir olursak, beraber olursak, kardeş olursak bayramlarımız gerçek manasına kavuşacaktır.

Sözlerimi bir ayet-i kerime meali ile bitirmek istiyorum; “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.”  (Hucurât; 10)

Bayramınız mübarek, ömrünüz bereketli olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here