Dünya ekonomisinin evrimi ve gerçekler…

0
398

İletişim teknolojileri ile birlikte dünyanın yaşadığı yen sürecin adı “Dijital çağ” olarak adlandırılıyor. Bilgi dolaşım hızının artması, bilginin paylaşımının kolaylaşması insanlığın hiçbir döneminde bu derece hızlı ve yoğun olmamıştı.

Dünyanın tekrar evrilmesi ile birlikte yeni kavramlar hayatımızda yer almaya başladı. Ancak atlanan veya göz ardı edilen can alıcı nokta, kavram karmaşasında göz ardı ediliyor.

Bilginin üretilmesi ile, üretilen bilginin paylaşılması arasında neredeyse uçurum gibi büyük olan fark, her nedense görülmüyor, gösterilmiyor.

Bütün bu anlatılanların temelinde;

İnternet, yapay zeka, kodlama, dijital devrim, nesnelerin interneti gibi kavramlar var.

Ancak;

Öncelikle belirmek gerekir ki, bu kavramların varlığına ve duyulduğu ihtiyaca karşı muhalif bir tavır sergilemek mümkün olmamakla birlikte;

Esas olanın bilgiyi, ürünü ve hizmeti üretmek olduğunu unutmamak gerekiyor.

Endüstrinin ve dolayısı ile imalatın dijitalleşmesi ile birlikte insanların fiziki üretim güçlerine ihtiyaç yakın bir gelecekte neredeyse sıfır hükmünde olacak. Bütün bunlar yukarıda anlatılan kavramlar sayesinde olacak.

Bundan dolayıdır ki, emek yoğun işler artık olmayacak. Dolayısı ile, gelişmiş ülkeler için, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin ucuz işgücü bir anlam ifade etmeyecek. Üretimler, bilginin kaynağına dönecek.

Bütün bunlar yazılım ve kodlama ile olacak. Bunu inkar etmek mümkün değil.

Fakat;

İstediğiniz kadar iyi yazılımcı veya kodlama uzmanı olun. Eğer, kodlayacağınız, yazılımını yapacağınız ürünü, hizmeti üretemiyor, onların fikri mülkiyet haklarına sahip değilseniz, üretim bilgisine sahip değilseniz yapacağınız tek şey, fason yazılımcılık veya kodlamadan öteye gitmeyecektir.

Bugün otomotiv veya diğer endüstrilere ürettiğimiz ürünlerin büyük bir bölümü bize ait değil. Ülkemizde üretilen birçok ürünün lisansı bizlere ait değil. Mevcut fabrikalarınızı istediğiniz kadar dijitalleştirin, yapabilecekleriniz izin verilen kadar olacaktır.

Sahip olunmayan teknoloji, sahip olanların çizdiği sınırlar içinde kullanılabilir.

Yazılım ve kodlama konusuna dönecek olursak;

Bu konuda defalarca kelam ettik, bazı kafalar anlayana kadar tekrarlamaya devam edeceğiz. Hala anlamazlar ise, biz anlatmaktan bıkmayacağız.

Yazılım ve kodlama haddinden fazla abartıldı. Gencecik beyinler, yazılım ve kodlamaya kendilerini öylesine kaptırdılar ki, bunu yaptıklarında her biri kendini Mark Zuckerberg, Bill Gates, Steve Jobs, Jack Ma, Jeff Bezos, Elon Musk olarak görmeye başladı.

Evet, bu insanlarının ortak özelliklerinden biri yazılımcı ve kodlamacı olmak. Fakat, bu dünya üzerinde onlardan çok daha donanımlı ve bilgili binlerce, belki de milyonlarca insan var. Ve birçoğu da yanlarında maaşlı olarak çalışıyor.

Yukarıda ismi yazılı insanları diğerlerinde ayıran en önemli ortak özellik ise “girişimcilik”

Bilginin sahibi olmak konusuna dönecek olursak;

Esas olan bilgiyi üretmektir. Bu bilgiyi üretmediğiniz sürece neyi, neden kodlayacaksınız, neden yazılım yapacaksınız?

Robot teknolojisinde, robotun ana unsurlarını, mekaniğini, sensörlerini üretmediğiniz sürece yapacağınız tek şey, robot teknolojisi üretenlere fason hizmetçilik olacaktır.

Kuracağınız dijital fabrikalarda kime üretim yapacaksınız? O teknolojiyi üretene mi, üreteceğiniz ürünün sahibi olana mı?

Bütün bu soru ve sorunların çözümü temel bilimler ve mühendisliktir. Bunu yapmadığınız sürece işin sadece hamallığı ve tüketiciliği nasipte kalan olur.

Bize gerekli olan, yazılım ve kodlama bilen ama yazılık ve kodlama yapan değil, yaptıran mühendislerdir. Bunun ilk basamağı ise temel bilimlerin iyi öğrenilmesi ve tatbikatıdır. Gerisi boş bir hayaldir.

Bütün yazdıklarımızı somutlaştıran bir örnek ile yazımızı sonlandıralım.

Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan savaş uçaklarının yazılım kaynak kodları bizde olmadığı için, ABD nin izini olmadan bırakın savaşmayı, uçak bile havalandıramıyorduk. Sonrasında uçaklar için kendi yazılımımızı gerçekleştirdik. Bu o dönem için müthiş bir olaydı. Bundan hiç şüphemiz yok. Türk Hava Kuvvetleri bağımsız hale gelmişti.

Ancak;

Bu uçakların belli bir uçuş ömrü var. O dolduğunda, uçaklar artık uçamıyor. Ve bu sürenin bitmesine az kaldı.

Kendi uçağımızı, kendi teknolojimizle üretemediğimiz için, uçaklarda bulunan yazılımı millileştirmenin anlamı da kalmamış oldu. Bundan sonra alacağımız uçakların yazılımları ve kodları yine o uçağı üretenin elinde olacak. Ve, şüphesiz ki daha karmaşık olacak.

Şimdi bir kere daha düşünelim;

Hiç şüphesiz büyük bir gereklilik olan yazılım ve kodlamanın hükmü bir yere kadar.

Anlayan, anlamıştır. Anlamayana da geçmiş olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here