MÜSLÜMAN, DÜNYANIN İMARINDAN SORUMLUDUR

0
447

Yüce Rabbimiz, insanı en güzel şekilde yaratmış, ona şeref vererek onu yaratıkların en üstünü kılmıştır. Diğer taraftan da; akıl ve irade vermek suretiyle çeşitli kabiliyetlerle donatmıştır. İnsanı, halife olarak yeryüzüne göndermiştir. Gökte ve yerde ne varsa hepsini onun emrine amade kılmıştır. Bütün bunlar karşısında:İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” buyurarak, insana dünya hayatında sorumsuz bırakılmayacağını bildirmiştir. İnsana dünya hayatında çeşitli görevler yüklemiştir. Koyduğu düzen içinde huzurla yaşaması için insana, peygamberler göndererek ona, doğru yolu göstermiş, bazı sınırlar koymuş, emir ve yasaklar belirlemiştir.

İnsan, sahip olduğu akıl ve irade ölçüsünde sorumlu tutulmuştur.  İnsana ait bu sorumluluk sınırları her insan için aynı değildir. Herkesin sorumluluğu gücü nispetindedir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de Bakara suresi 286. ayet-i kerimede ifade edilmiştir. “Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır…”

Kur’an-ı Kerim’in insanlara öğrettiği şeylerden birisi de insanın yaratılış hikâyesidir. İnsanın fizyolojik yaratılışını, varlık âlemindeki varlık sebebini öğrenebileceği son kitab; Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışını anlatan sayısız ayet-i kerimeler vardır. İnsanın yaratılış gayesini; dört ana esas üzere özetleyebiliriz:

  • İbadet,
  • Hilafet,
  • Emanet,
  • İmaret.

İbadet, namazdır. İbadet, oruçtur demek doğrudur fakat noksan bir ifadedir. İbadetin sadece namazdan, oruçtan, hacdan vb. ibaret olduğunu iddia etmek haksızlık olur. Kelimenin içini boşaltmaktır. Yapılan tercüme nakıs bir tercüme olur.

İbadet; bir hayat tarzıdır. İbadet, insanın daima yaratıcısının farkında olarak yaşamasıdır. İbadet, insanın Allah (Azze ve Celle), görüyor bilinci ile hareket etmesidir. İbadet; Allah bilinciyle insanın kendini tanzim etmesi, kendini onarmasıdır.

Müslümanlar için ibadetten sonra en büyük görev; hilafettir. Hilafet; Müslümanlara dünyadan sorumlu olmayı emrediyor. Müslümanı dünyadan yükümlü kılıyor. Her Mü’min hilafetle yükümlüdür. Bu sorumluluk, kuru bir cihangirlik meselesi değildir. Gidip bilmem neredeki insanları yönetme, onların topraklarını ele geçirme arzusu değildir. Bu sorumluluk, dünyanın her tarafına Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin engin rahmetini taşıma görevidir. Hilafetin görevi, İslam’ın rahmetini tüm dünyaya yaymaktır. Efendimizin  (s.a.v.) ümmeti olarak bizler, tüm dünyadan sorumlu kılınmışızdır.

Üçüncü görevimiz; emanettir. Mü’min sahibi olduğu bütün nimetlerin emanet olduğu bilincinde olmalıdır. Bu emanet, Allah ile kul arasındaki bir misakın sonucu var olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de kul ile insan arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan kavramlardan birisi de misaktır. Hiç şüphe yok ki Mü’minin Allah ile bir sözleşmesi vardır. Sözleşme tek taraflı bir sözleşme değildir. Çift taraflı bir sözleşmedir. Dolayısıyla hilafetten sonra en önemli görev; emanettir. Mü’min, bu misaka uyduğu sürece ibadet, hilafet ve emanet görevini yerine getirecektir.

İlahî görevlerimizden birisi de; imaret’ül- arz’dır. Yeryüzünü imar etmektir. Rabbimiz (Azze ve Celle) Kur’an-ı Kerim, Tin suresi 4. ayet-i kerimede; “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” Buyurmuşlardır. Evet, insan sadece kendi dünyasını değil, dünyayı tamir edecek kıvamda ve güçte yaratılmıştır.

Her bir yaratılış gayemizin gerçekleşmesi için yapacaklarımız vardır.

İbadet görevini yerine getirmemiz için ilim gerekiyor, ihlâs gerekiyor, samimiyet gerekiyor.

Hilafet görevini yerine getirmek için adalet gerekiyor.

Emanet görevini yerine getirmek için hilafet gerekiyor, sadakat gerekiyor, ahde vefa gerekiyor.

İmaret görevini yerine getirmek için ise cihat ve içtihat gerekiyor. Bütün bunların nasıl tatbik edileceğini Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hayatından öğreniyoruz.

İnsanın en büyük arzusu, mutlu olmak, barış ve güven içinde yaşamaktır. Bu isteğin gerçekleşmesi hiç şüphe yok ki insanın Allah’a ve yaratılanlara karşı görevini samimi olarak yerine getirmesine bağlıdır. Sorumluluk bilinciyle yaratılan insanın, başta Yaratıcısı olmak üzere kendisine, ailesine, çoluk çocuğuna, akrabalarına, komşularına, yaşadığı topluma hatta diğer canlılara karşı bile sorumlulukları vardır. Sorumluluk sahibi olmak, insanın hayatına anlam katan, ona yön veren, onu amaçsız yaşamaktan kurtaran bir rehberdir. İnsan hayatını anlamlı kılan en önemli husus, hiç şüphesiz, dünyevî ve uhrevî anlamda ona birtakım sorumlulukların verilerek ilâhî kudret tarafından mükellef tutulmasıdır. Sorumluluk sahibi bir Mü’min; “Kim zerre kadar iyilik yapmışsa karşılığını, kim de zerre kadar kötülük işlemişse cezasını görür.”  ayet-i kerimenin gereği olarak her şeyin bir gün hesabının verileceği bilinciyle hareket eder.

“Nihayet o gün, dünyada yararlandığınız nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz.”  mealindeki ayet-i kerime sorumlu bir varlık oluşumuzu beyan ederken, Peygamberimiz (s.a.v.) de: “Kıyamet günü hiç bir kul ömrünü nerede tükettiğinden, bilgisiyle ne iş yaptığından, nereden kazanıp nereye harcadığından, bedenini nerede yıprattığından hesaba çekilmedikçe sorgusu bitmeyecektir.” mealindeki hadis-i şerifleriyle insanlığa sorumluluk gerçeğini ve insanın mesuliyetini beyan etmişlerdir.

Yaptığımız veya yapmamız lazım geldiği halde yapmadıklarımızın hesabını vereceğine inanan Mü’minler olarak sorumluluk duygusu ile hareket edelim. İşlerimizi düzgün yapmaya, vermişsek sözümüzü yerine getirmeye, her hak sahibine hakkını vermeye gayret edelim.

Sorumluluk sahibi olan insan, her işinde ölçülü davranandır.  Yalandan, gıybetten, israf ve cimrilikten kaçınalım. Boğazımızdan geçen her lokmanın sonucunu düşünelim. Hesabını veremeyeceği işlerden sakınalım.

Konumu ayet-i kerime ve hadis-i şerif mealleri ile bitiriyorum: “Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (yaptıklarından) sorumludur.” İsra suresi/36

“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Mü’minun suresi/115

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de şöyle buyurmaktadır: “Hepiniz birer çobansınız ve her biriniz kendi gözetiminiz altındakilerden sorumlusunuz.” Buhari/ İstikraz-20

Selam ve dualarla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here