PİSİ PİSİ

0
56

Covid -19 pandemisi ile yalnızlaşan toplumumuzda birçok ebeveyn mevcut durumun çocukların üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri azaltmak adına evcil hayvan sahiplenme yoluna gitmiştir.

Son zamanlarda kliniklerimize gelen kedi popülasyonunun artmasından da bunu rahat bir şekilde anlıyoruz. Fakat evin bir ferdi gibi kabullendiğimiz kediler hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz o konuda eksikliklerimizin olduğunu da kabul etmeliyiz diye düşünüyorum.

Gelin isterseniz günlük hayatımızın bir parçası haline gelen kedilerimizi biraz daha yakından tanıyalım.

Ortalama 12-18 yıl arası bir yaşam ömrüne sahip olan kedilerimizde gebelik süresi 58 ile 67 gün arası değişiklik gösterebilir. Bunun yanında istisnalar hariç olmak üzere boyları 23-25 cm civarına kadar uzayıp canlı ağırlık olarak ta 4-5 kg civarında ortalama bir ağırlığa kadar ulaşabilirler. Kuyruk uzunlukları hariç olmak üzere de 45 cm’ye kadar uzayabilen  dostlarımızın en zevk alarak yaptıkları aktivite de günlerinin 12-16 saatini uyku ile geçirdiklerini de rahatça söyleyebilirim. Ayrıca karanlık ortamlarda bizlerden 6 kat daha fazla görme yetisine sahip olan kedilerde anatomik olarak diğer hayvanlarda bulunan köprücük kemiklerinin olmaması kafalarının sığdığı her yerden geçebilmelerini sağlamaktadır.

Dünya üzerinde 34 farklı ırktan oluşmak üzere 500 milyondan fazla kedi popülasyonunun yaşadığı varsayılmaktadır. Bu denli fazla bir popülasyona sahip olan sevimli dostlarımızı birbirinden ayıran farklı fenotip ve genotip özellikleri bulunmaktadır. Kimisin üreme özelliği kimisinin göz rengi kimisinin ise tüy ve mizacı gibi birçok özellik kedi ırkları arasındaki farkları bize yansıtmaktadır.

200 derecelik gibi geniş bir görüş açısına sahip olan kedilerin günlük yaşamlarında su ihtiyaçlarını da deniz suyu gibi tuzlu sulardan rahatlıkla karşılayabilmektedirler. Ayrıca duyma fonksiyonları insan ve köpeklerden daha fazla olduğundan dolayı kediler ile normalinden daha kısık ses tonuyla  yada fısıltı düzeyinde konuşmak dostlarımızın çok hoşuna gidecek bilinmeyen bir gerçektir.

Dostlarımızın hemen hemen hepsi su ve banyo denilince kaçacak delik ararken bu durumun istisnai ırkı Van Kedisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Van kedilerinin genetiksel olarak diğer ırklardan ayırıcı en önemli özelliklerinin başında  iyi bir yüzücü olmaları gelmektedir. Bunun yanında farklı göz renklerine sahip olan Van kedilerinin en uygun yaşam alanlarının Van ili havzası olduğu herkesçe bilinmektedir.

Fiziksel, kıvrımlı ve sahip oldukları loblu yapıları ile %92 gibi büyük bir oranla insan beynine en yakın hayvan beyni de yine kedilerin beyni olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilinenin aksine sahiplerini yüzlerinden tanımadıklarını tamamen koku ve duyusal olarak ayrım yaptıklarını bunun yanında da sahiplerini fiziksel olarak kendilerinden büyük bir kedi olarak kabul ettikleri için onlara itaat ettikleri de kediler hakkında bilmediklerimizin en başında gelmektedir.

Kediler hakkında sahiplerinin bilmedikleri diğer bir nokta ise dillerinde tatlı yı algılıyan tat reseptörlerinin bulunmayışıdır. Yani kedilerimize verdiğimiz tatlı ve şekerli besin maddelerinin kediler nezdinde diğer besin maddeleri açısından hiçbir fark bulunmamaktadır.

Yapılan araştırmalar kedilerde kısırlaştırma işlemlerinin kedilerin ömrünün %60 oranında arttırdığı bilimsel bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta bu durumda kısırlaştırma ameliyatlarını kediler için sakıncalı bir durum olarak algılayan hayvan sahiplerinin bilmesi gereken önemli bir bilgidir.

Nasıl ki dünya üzerindeki her insanın parmak izi farklılık gösterirse kedilerin burun yüzeylerindeki kıvrım ve çukurlarda tüm kedilerde farklılık göstermektedir. Değerli ve damızlık kedilerin burun yüzey izleri de aynı normal insanın parmak izi gibi alınıp saklanabilme özelliğine sahiptir.

İnsanla kıyaslandıklarında insan da var olan 206 kemik ve 33 omurgaya karşılık kedilerde bu sayı 290 kemik 60 omurga olarak karşımıza çıkmaktadır. Kediler hakkında bilinmeyenlerin en ilginci ise kalp atım hızlarının yani nabızlarının insan göre 2 kat fazla olduğu bunun yanında uykularında insan gibi rüya görebildikleri de 1954 yılında Fransız bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır. Uykularında çıkardıkları ses ve yaptıkları hareketlerin gördükleri rüyaların bir parçası olduğunu Fransız bilim insanı Nörolog Michel Jouvet ve arkadaşları tarafından   tespit edilmiştir.

Yaz aylarını yaşadığımız bu dönemlerde evdeki sevimli dostlarımızın ilgi ve alakaya en çok ihtiyaçları olduğu dönemin bu zamanlar olduğunu unutmamak gerekir. Sıcak yaz günlerinde bahçemize çıkardığımız yada yanımızda tatile götürdüğümüz dostlarımızın iç ve dış parazit uygulamalarını ve yılda 1 defaya mahsus ta kuduz aşılarını yaptırmayı hatırlatır hepinize bol miyavlı günler dilerim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here