TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE SU KAVGALARI

0
112

Sadece Balıkesir’de değil birçok şehirde su paraları konusu ile ilgili tartışmalar gündemi meşgul ediyor bir süredir. Tartışmaların ve karşılıklı suçlamaların had safhaya ulaştığı süreçlerin sonunda Balıkesir’de su tarifelerinde yapılacak indirim oranları belirlendi. BASKİ tarafından yapılan açıklamada, Balıkesir’in dağınık yerleşiminin suyun maliyetini artırdığını, suyun maliyetinden 6 lira aşağıda verildiği belirtildi.

Bu konuda birçok haberler yapıldı ve bilgiler de verildi. Ben şimdi başlığa gelmek istiyorum. Tarihteki su kavgaları kaynaklara göre yaklaşık 6 bin yıl öncesine dayanıyor. Bunları geçiyorum, size Balıkesir’deki su kavgalarından bahsedeceğim. 1950’li, 60 hatta 70’li yıllardaki, bir bölümüne benim de şahit olduğum su kavgalarından bahsedeceğim.

Bilenler bilir Balıkesir’in eski yerleşim yerlerinde eskiden hemen hemen her evin bahçesinde bir kuyu vardır ve bütün ihtiyaçlar buradan karşılanırdı. Bu köylerde de böyleydi. Bir de hem köylerde hem de merkezdeki mahallelerde ortak kullanılan çeşmeler vardı.

İşte bizim su kavgaları bu çeşmelerde olurdu. Özellikle derenin üst kısmında yakın köylerden yapılan göçlerden oluşmuş, vasıflı işleri (o zamanlarda) olmayan ve ancak küçük bir arsaya evini yapabilmiş aileler işte bu ortak çeşmelerden su ihtiyaçlarını karşılarlardı. Bu işi de eşleri, babaları, ağabeyleri işe gittiği için kadınlar yani anneler ve genç kızlar yapardı.

Şimdi düşünün, bugün Solugan Camii’nin oradaki kahvelerin bulunduğu yerde bir çeşme vardı ve evinde kuyu olmayan bütün aileler suyunu buradan temin ederdi. Peki, ne için sadece içmek için mi? Tabii ki hayır. İçmenin dışında yemek, bulaşık, çamaşır ve yıkanma da buradan temin edilen suyla yapılırdı. Bir parantez, biraz daha iyi para kazananlar yıkanma işlerini Balıkesir’in hala mevcut hamamlarında yaparlardı.

Peki, kavgalar nasıl olurdu? Onu da anlatayım. Her evin kadını kızı, o zamanlar bu bidonlar yaygın olmadığı için genelde kova ve tenekelerle suları taşırdı. Kovalar zaten saplı, tenekelere de sap takarlardı. İşte o çeşmenin önü her zaman ana baba günü gibi olurdu. Kova ve tenekeler sıraya konur evlere gidilir sıra geleceği zaman çeşmeye gelinirdi. Kavgalarda genellikle bu kova sıralarından çıkardı. Biz erkekler küçüklüklerimizde anne ve ablalarımızla çeşmelere gittiğimizde bu kavgalara şahit olurduk. Çok beklendiği için ve beklemekten sinirler gerildiği için bu kavgalar sık sık olurdu. Ama genellikle ağız kavgalarıydı. Saç saça pek olmazdı. Neticede hepsi komşuydu. Zaman zaman komik ifadelerde olurdu; oğlu olan anneler genç kızlara “kızım bak fazla konuşma seni oğluma almam” der kızlar da “çok lazımdı, senin oğluna kim varır” diye cevap verdiklerini duymuşluğumuz olmuştur.

Delikanlılık başlayınca artık o çeşmenin yanına yaklaşmak olmazdı. Hemen yakınındaki kahvede gençler otururdu ve uzaktan eğer varsa sevdiği veya beğendiği kıza bakardı.

Geçmişte su için böylesine sıkıntılar çeken insanlarımız; bugün de evlerine ve ayaklarına gelen suyun fiyatı ile ilgili bu defa da maddi sıkıntılarını dile getiriyorlar. Yani hayat kaynağımız su çok önemli. Bu konuda tasarrufta bulunacak olan iktidar, muhalefet kim olursa olsun çok hassas olmaları lazım. Bu işe siyasetin karıştırılmaması lazım. Yapılan tartışmalarda sarf edilen sözler hoş olmuyor. Ben tanıyorum yukarıda örneklerini verdiğim çeşme başı kavgalarını yapanların evlatlarından da var o meclislerdeki tartışmaların içinde bulunanlardan.

Kavgamız vatandaşa suyu ne kadar daha ucuza ulaştırabiliriz üzerine olmalıdır. Çünkü vatandaşın günümüzde en öncelikli derdi geçim…

Su gibi aziz olun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here