Türk Mutfağı, dünyaya Balıkesir’den tanıtıldı

0
137

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle bu yıl ilk kez düzenlenen 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası’nın açılışı Balıkesir’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Her yıl 81 ilde ve Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliklerinde, konsolosluklarda, yurt dışı müşavirliklerle temsilcilikler aracılığıyla tüm dünyada tanıtım etkinlikleriyle kutlanacak olan ‘Türk Mutfağı Haftası’nın ilki ‘Gastronomi Şehri’ olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Balıkesir’in Edremit Güre Mahallesinde görkemli bir açılışla başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen programda konuşan Vali Hasan Şıldak, “Kültürel mirasımızın önemli bir unsuru olan yemeklerimiz, mutfağımıza dikkat çekmek ve odaklanmak üzere kutladığımız Türk Mutfağı Haftası’nın açılışını Balıkesir’de gerçekleştirmeniz, Balıkesir’e teşrifleriniz bizleri son derece mutlu etmiştir, onurlandırmıştır. Balıkesir, Marmara ve Ege’deki uzun kıyılarıyla tarımda, hayvancılıkta, lider konumdaki pozisyonuyla gerçekten gastronomi alanında da en önemli atılımları yaptığı bir dönemde Türk Mutfağı Haftası’nın ilimizin bu güzel köşesinde, Güre’de gerçekleştiriliyor olması hepimizi heyecanlandırdı ve bizleri bu önemli atılımlar konusunda cesaretlendirdi” diye konuştu.

“EMİNE ERDOĞAN, MUTFAK SANATLARI ÖĞRENCİLERİNE ÖNLÜK GİYDİRDİ”

Geniş katılımla gerçekleştirilen ve Balıkesir’in turizm potansiyeline güç kazandıracak programda Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü 1’inci sınıf öğrencilerinin önlük giyme töreni gerçekleştirildi. Emine Erdoğan, öğrenci temsilcisi Melisa Selen’e önlüğünü giydirdi.

Emine Erdoğan, workshop etkinliğinde ise Savaştepe’den gelen Fatma Erdil ve Şef Ömür Akkor ile Seferberlik Çöreği hazırladı. Şef Asuman Kerkez ve Nuray Bozdağ ile birlikte Malatya yöresine ait kurutulmuş salata kabuklarıyla yapılan bir çeşit bulgur yemeğinin uygulaması gerçekleştirildi.

Program boyunca Türk mutfağının gelecek kuşaklara aktarılacak lezzet mirası zenginliği noktasında önde gelen İller arasında yer alan Balıkesir’e özgü yiyecekler ikram edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, haftanın açılış programı çerçevesinde Güre’de düzenlenen Balıkesir Gastronomi Festivali’nde yaptığı konuşmada, Balıkesir’in güzelliklerinin saymakla bitirilemediğini söyledi.

“TÜRK MUTFAĞI HALİHAZIRDA TÜM DÜNYADA BİLİNİYOR”

Topraktan fışkıran bereket, sofraların lezzetleri, köklü bir tarih, mavi bayraklı plajlar, şifalı sular derken listenin uzayıp gittiğini anlatan Emine Erdoğan, “Balıkesir’imiz, Türkiye potansiyelinin adeta bir özeti gibi” dedi.

Erdoğan, ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını literatüre kazandırdıklarını ve eş zamanlı olarak her yıl 21-27 Mayıs’ın Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanacağını duyurduklarını hatırlattı.

Türk mutfağının tüm yönleriyle tanıtılması ve dünya sıralamasında hak ettiği yere kavuşmasını amaçladıklarını belirterek, “Elbette Türk mutfağı hâlihazırda tüm dünyada biliniyor. Hatta en iyi mutfaklar arasında yer alıyor ancak biliyoruz ki bu şöhretin ana hatlarını, belli başlı birkaç yemeğimiz oluşturuyor. Halbuki Türk mutfağının kapısı, sınırları çok geniş bir tarihe ve birikime açılıyor. Anadolu’da binlerce yıllık bir geçmiş ve farklı medeniyetlerden damıtılmış bir özden bahsediyoruz” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI GENİŞ YELPAZESİYLE DÜNYANIN LİDER MUTFAĞI”

Gastronominin her gün etki alanını genişlettiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Gastro-kültür, gastro-turizm, gastro-diplomasi gibi birçok yeni terim, mutfağın başlı başına bir güç hâline geldiğinin kanıtı. Bilhassa gastro-diplomasi, devletlerin yumuşak güç unsurları içinde baş sıralarda. O yüzden, metropollerde art arda açılan etnik restoranlar, alelade bir yeme-içme mekânından ziyade, dalgalanan ülke bayraklarıdır. Etnik bir restoranın kapısından girdiğimizde, karşılaştıklarımız, masa, sandalye ya da iç dekorasyondan çok daha fazlası. O kapı, bir coğrafyaya, medeniyete, ekolojiye, gelenek, görenek ve inanca da açılıyor” dedi.

Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Günümüzde etnik restoranlar, önyargıların en hızlı eridiği, kaynaşma mekânları olarak hizmet ediyor. Dolayısıyla, tabağın üzerinde yalnızca lezzet değil, başlı başına bir kültür dünyası sunuyoruz. Tüm bunları göz önüne aldığımızda, Türk mutfağının, geniş yelpazesiyle dünyanın lider mutfağı olma potansiyeli çok net görülüyor.

Sahip olduğumuz miras, ülke imajımızı güçlendirmek ve kendimizi en doğru şekilde anlatmak için eşsiz bir vasıta. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın öncülüğünde Türk Mutfağı Haftası’nı ilan ederek, hep beraber güzel bir yola çıktığımıza inanıyorum. Umarım, bu vesileyle mutfağımızı layıkıyla tanıtır ve birçok uluslararası markanın doğumuna şahit oluruz.”

“YEMEĞİN ETRAFINDA OLUŞAN KÜLTÜR BAŞLI BAŞINA BİR LİSANDIR”

Emine Erdoğan, ulusal mutfağın toplumun aynası olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Şöyle bir düşünecek olursak, bir yabancıya ‘nimet’ kelimesinin manasını anlatmak ne kadar zor, değil mi? Oysa yere düşen ekmeği öpüp başına koyan birini görene başka tarif gerekmez. Yani, yemeğin etrafında oluşan kültür başlı başına bir lisandır. Dostumuzu sofrada başköşeye oturtmak, ona olan sevgimizi sessizce anlatır. Büyüklerimize hürmetimizi, onlar yemeye başlayana kadar açlığımızı bekletmekle gösteririz. Yani bir sofrada başkalarıyla oturup kalkmak, aile değerlerimizden inanç dünyamıza kadar birçok bilgi verir.”

Gastronominin çok boyutlu bir konu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bildiğiniz gibi bugünün dünyasında, turizm bir kitle hareketi olmaktan çıktı. Turistler, gidilen yerin tarihini, kültürünü, yaşantısını tanımak istiyorlar, daha bireysel hareket ediyorlar. Yöresel tecrübeleri kendilerine katmak istiyorlar. Otantik olanın hızla değer kazanması elbette çok sevindirici. Gastronomi artık bizatihi bir seyahat motivasyonu. Dünyada gastronomi şehri diye anılan şehirler hızla artıyor. Gaziantep’imiz, Hatay’ımız ve Afyon’umuz da UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı içerisinde yer alıyor. Ülkemizin her köşesi bir gastronomi cennetidir. Gelin, daha birçok şehrimize bu unvanı el birliğiyle kazandıralım. Malumunuz, UNESCO tarafından koruma altına alınan yemeklerimiz var. Abugannuş, oruk, künefe, lokum, kaymak, sucuk ve pöçten oluşan bu listeye daha birçok yemek eklenebilir ancak coğrafi işaret alabilecek daha nice yemeğimiz var. Bize düşen, bu mirasımızı ihya etmek için çalışmak ve araştırılmadık hiçbir yönünü bırakmamak. Bu vesileyle, bu alanda yapılacak özgün projelerin her zaman destekçisi olduğumu ifade etmek istiyorum.”

“İNSANLAR, SAĞLIKLI VE YÖRESEL OLANIN PEŞİNDELER”

Endüstrileşmenin her şeyde olduğu gibi sofraların da çehresini değiştirdiğini belirterek “Hibrit tohumlar, GDO, karbon ayak izi, fast food kültürü derken, sofranın özünden uzaklaştık. Nitekim bugün önlenebilir hastalıkların kökenine baktığımızda, çoğunun yiyip içtiklerimizden kaynaklandığını görüyoruz” dedi.

Bugün fast food kültürünün albenisinin azaldığını ve dünyanın her yerinde karşılaşılan standart mekanların gücünü kaybettiğine dikkat çeken Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm dünyada bir uyanış var. İnsanlar, sağlıklı ve yöresel olanın peşindeler. Helal, vejetaryen, organik gibi seçenekler en çok tercih edilenler arasında. Bu arayışa en iyi cevabın Türk mutfağında saklı olduğunu düşünüyorum. Anadolu mutfağına baktığınızda, birçok reçetenin hekimler eşliğinde hazırlandığını görürsünüz. Ruha ve bedene şifa veren tarifler vardır. Birbirimize şifa olsun diyerek oturduğumuz sofralar başlı başına sağlık merkezleridir.”

SIFIR ATIK VURGUSU

Emine Erdoğan, sıfır atık kültürünün bugün hızla yayıldığına değinerek, şunları kaydetti: “Mutfağımızın en önemli karakteristiği olan, kalan ürünlerin bambaşka yemeklere dönüşebilmesi de global gıda kaybı sorunu için önemli bir çözüm. Çünkü bir mutfağı atıksız kılan, ardındaki zihniyet ve öğretidir. İnsanlar doğa dostu olmanın yöntemlerini arıyorlar. Oysa bizim mutfağımızın doğa dostu kimliği yeni bir icat değil, binlerce yıllık tecrübedir. Bu tecrübeyi, doğru bir iletişim planıyla gün yüzüne çıkarmanın, bizi uluslararası kulvarda en öne taşıyacağına yürekten inanıyorum. Türk mutfağının layıkıyla tanıtılması el birliğiyle mümkün.”

Türk mutfağının inceliklerine vakıf herkesin, birer gastro-diplomasi elçisi olabileceğini vurgulayarak, Türk mutfağının layıkıyla tanıtılmasının el birliğiyle mümkün olacağı çağrısı yaptı.

Emine Erdoğan, açılış töreninin ardından eski zeytinyağı fabrikasının bahçesinde hazırlanan mutfak bölümüne geçerek, ünlü şefler ve yöre kadınlarıyla sağlıklı, geleneksel ve atıksız tariflerle yemek yaptı.

HIRÇİKLİ BULGUR KÖFTESİ YAPTI

Emine Erdoğan, Şef Asuman Kerkez ve çiftçi Nuray Bozdağ ile Malatya yöresine ait kurutulmuş salata kabuklarıyla yapılan ‘Hırçikli Bulgur Köftesi’ni yuvarladı.

Erdoğan’ın köfteyi kendi usulüne göre yuvarlaması, şef Asuman Kerkez’in ilgisini çekerken, Erdoğan yemeğin yapımı sırasında atıksız mutfak konusuna değindi. Buradaki etkinlik sırasında Şef Kerkez, Türkiye’nin buğday çeşitleri hakkında Emine Erdoğan’a bilgi verdi.

Yemek etkinliğinin son bölümünde ise şef Mehmet Yalçınkaya ve market sahibi Emine Keskin’in mutfağına geçen Emine Erdoğan ‘Kök Sebze Böreği’ni sardı. Yapımı oldukça zahmetli olan böreği, tarifine uygun şekilde yapan Erdoğan, Emine Keskin’den tam not aldı. Keskin, Kepsut Belediye Başkanı İsmail Cankul tarafından gönderilen Kepsut Kilimini Emine Erdoğan’a hediye etti.

Şeflere eşlik eden kadınların yöresel kıyafetleriyle katıldığı Türk mutfağı atölyesi renkli görüntülerle tamamlandı. Buradaki programın ardından Emine Erdoğan, yakındaki bir site sakininin kahve teklifini geri çevirmedi. Evin bahçesinde kendisine ikram edilen kahveyi içen Erdoğan, site sakinleriyle bir süre sohbet etti.

TÜRK MUTFAĞI STANTLARI GEZİLDİ

Emine Erdoğan, daha sonra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve beraberindekilerle Güre Sahili’ndeki Türk mutfağı stantlarını gezdi.

Yöresel ve geleneksel yemeklerin yanı sıra sokak lezzetlerinin de tanıtıldığı stantları tek tek gezen, bazı ürünlerin tadına bakan Emine Erdoğan, stant görevlilerinden yemeklerin yapımına ilişkin bilgi aldı. Balıkesir’in meşhur zeytinyağı, peynir, bal gibi coğrafi işaretli ürünlerinin de yer aldığı stantlarda program boyunca davetlilere ikramlıklar verildi.

Atıksız Mutfak ve yöresel kıyafetlerle Kaz Dağları’nın bitkileriyle yapılan sabun, sirke, çay, şampuan gibi ürünlerin bulunduğu stantlar da davetlilerden ilgi gördü. Stant gezisi sırasında Emine Erdoğan, festival alanında bulunan vatandaşlarla bol bol fotoğraf çektirdi. Mahmut ACARÖZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here