Nefes aldığınıza dua edin…

0
290

Yazmayayım diyorum olmuyor.

Şu koronavirüse karşı aldığımız şahane önlemler karşısında, hala hastaneye düşmediyseniz, pozitif olup, sokağa çıkması yasak olmasına rağmen evden kaçanlarla temasınız falan da yoksa yırttınız,  yaşıyorsanız, soluk alıp veriyorsanız halinize şükredin.

Hemen her geçen gün bir tanıdık, akraba, dostun ya hayatını kaybettiğini, ya da hastanede olduğu haberlerini alıyorum.

Hastane demişken 500 yataklı, en az 80-100 yoğun bakım ünitesi olan, Eski Sigorta Hastanesi’ni 1000 yataklı Atatürk Şehir Hastanesi yapıldı diye yangından mal kaçırır gibi yıkan zihniyeti de ayrıca tebrik etmek lazım yeri gelmişken.

Şehir merkezindeki 2 hastanemizde patır patır doluyor.

Hem servisler, hem yoğun bakımlar.

Ağır hasta sayısı artıyor.

Virüse yakalandıysan ve üstüne kronik rahatsızlığında varsa, yaşında 45-50 üzeri ise b… yedin.

Sabah akşam umut olarak verilen ilaçları 8’er-8’er içiyorsun.

Ya odada çırpına çırpına nefes alamayarak can veriyorsun ya da şansın varsa, torpilliysen yoğun bakımda yer buluyorsun.

Ha bu arada servisten yoğun bakıma giderken sana ‘tüple’ oksijen veriyorlar.

İşte zurnanın zırt dediği yer burası.

Senin oksijen 90-100’lerde olması gerekirken, korona belası yüzünden düşmüş 20’lere, nefes alamıyorsun, boğuluyorsun.

Sedye ile sağlıkçılar seni yoğun bakıma yetiştirmek için elinden geleni yapıyor, kan ter içinde koşturuyorlar.

Ama bir bakıyorsun ‘oksijen tüpü’ bitiyor.

Tüp bu… Allah’ın tüpü ve bitmemesi lazım.

Evdeki eskiden mutfakta kullandığımız tüplerden değil, hayat kurtarması için kullanılan ‘oksijen tüpü’nden bahsediyorum.

Sene 2020 ve o ‘oksijen tüpü’ ayda yılda bir kez kullanılacak ve hayat kurtaracak.

Ama bizim müdürü bol hastanelerimizde bitiyor.

Sorumsuz idareciler yüzünden, gerekli ‘oksijen tüp’leri hazırlanmadığı için ölüyorsun.

Bu kadar basit.

Hadi bu kez koronadan değil, ‘tüp’ten gidiyorsun.

Korona virüsün çıktığı ilk günden bu yana insan üstü gayretle çalışan başta doktorlar olmak üzere hemşiresinden sağlık memuruna kadar, bir can kurtarabilmek için çırpınan, saatlerce tulumlar, siperlikler altında terden sırılsıklam olarak çalışan ve bizlerin sadece o da birkaç akşam göstermelik alkışladığımız sağlık emekçilerinin hakkı ne bu dünyada ne öbür dünyada ödenmez.

Hak demişken; branş doktorlarının bile yetersiz olduğu, hemşirelerin çaresiz kaldığı hastanelerde, sözüm ona adının başında Kalite Hizmetleri vs. bilmem ne müdürü yazan onlarca müdür ve müdürlere de bol ‘oksijen’li günler dilemekten başka bir şey gelmiyor elden.

Siz siz olsun koronaya yakalanmayın, yakalanırsanız da hastaneye düşmeyin.

Düşerseniz de yanınıza mutlaka ‘oksijen tüpü’ alın, ne olur ne olmaz, vesselam.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here