Oyunun ruhu çekilmiş, TFF neyin peşinde?

0
26

Başta futbol olmak üzere, tüm takım sporlarında oyunun ruhu vardır. Oyunun kuralları ve diğer şartları, bu doğrultuda şekillenir.

Oyunun ruhu ise şu 3 maddeden oluşur:

Seyir Zevki

Sağlık

Güvenlik

Bunlardan birisi eksik olursa da oyunun ruhu zarar görür. Hepsi birden ortadan kalkarsa da oyun ölür. Zorla sahaya çıkardığınız oyuncuların içerisinde bulunduğu psikoloji, o ruhu getirmekten ziyade, üzerine toprak atar.

Günümüzde tüm dünyayı saran koronavirüs salgını ve endişesi içindeki sporun tüm unsurlarının, bu durumdan diğer bireylere göre daha az etkilendiğini söylemek mümkün değil. Şöyle ki;

Oyunun ruhunun ilk gereği olan ‘Seyir Zevki‘ maçların seyircisiz oynanması yönünde alınan kararla ortadan kalkmıştır.

Virüsün doğrudan tehdit ettiği unsur, insan sağlığı olduğuna göre ‘Sağlık’ maddesi de kendiliğinden geçerliğini kaybediyor.

Alınan tüm tedbirlere rağmen, spor faaliyetlerinin ‘Güvenlik’ içinde gerçekleştiğini söyleyebilir miyiz? Söyleyemeyiz…

O zaman, maçları seyircisiz oynatma ısrarı neden?

Tedbir amacıyla insanların birbirlerine 1 metreden fazla yaklaşmaması önerilip, bu doğrultuda cemaatle namaz kılmaktan bile vazgeçilip, cenazelerde bile benzer uygulamalar yapılırken, temaslı sporların başında gelen futbolun aktörlerine “Sahaya Çıkın” demek, akıllı insan işi değil.

Futbolun olmazsa olmazı, futbolcu, antrenör ve hakem gibi inan evlatlarının haklarını korumak için kurulan, Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği ve Türkiye Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği yöneticilerinin, Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı insanlık dışı kararlar karşısında masaya vurup, “Oynamıyoruz” demek yerine, ‘Kocam Bilir’ mantığıyla boyun eğmesini kabul etmek de mümkün değil.

30-40 kişilik takımı, bir arada antrenman yaptıracaksınız, aynı otobüse bindireceksiniz, aynı soyunma odasını kullandıracaksınız, benzer şartlarda rakibi olacak bir başka takımın karşısına çıkarıp, “Hadi, oynayın” diyeceksiniz.

O kadar erkekseniz, kendiniz çıkın ve oynayın…

Sokakta herkesin virüs konuştuğu bir ortamdan sporcuların kendisini soyutlamasını nasıl bekliyorsunuz?

Herkesin bir ailesi var. Oyuncu, bir taraftan kendisini virüsten koruyacak, diğer taraftan ailesi için aynı çabayı sarf edecek, sonrada sahaya çıkıp sizin egonuzu tatmin edecek.

Bu durumun sporcuları nasıl bir psikolojik çıkmaza soktuğunu somut bir şekilde görmek istiyorsanız, TFF 1. Lig’de 27. Hafta gösterilen kart sayılarına bir göz atın.

Geçtiğimiz hafta TFF 1. Lig’de seyircisiz oynanan 9 karşılaşmada çıkan kırmızı kart sayısı 7 oldu. Bu sayı, geride kalan 28 haftanın rekoru olarak istatistiklere geçti.

Dünyanın her bir spor organizasyonundan dakika başı gelen iptal veya erteleme haberlerine rağmen, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’in kameralar karşısına geçip, “Seyircisiz oynamaya devam edeceğiz” demesi, rüzgara karşı bevletmekten öteye geçmiyor.

Bu sakil kafanın altında yatan gerçek, ‘Onlar, karar alsın. Biz, uygulayalım’ mantığıyla, topu devlet yöneticilerine atma kolaycılığı ise sizin de orada durmanızın bir anlamı yok. Türkiye Futbol Federasyonu’nun anahtarlarını götürün, “Biz, özerk olamıyoruz” diyerek, Gençlik ve Spor Bakanı’na teslim edin.

Böylece, başta amatör maçlarda görev yapan hakem ve diğer görevlilere vermekten imtina ettiğiniz, ancak kendi maaşlarınızı belirlerken bonkör davrandığınız paralar da amaca hizmet etmeye kullanılır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here