ŞİDDET MEDYADA NE ÖLÇÜDE YER ALMALI?

1
173

Bu haftasonu katıldığım bir münazara turnuvasında tartıştığımız bir konu ilgimi çekti. Orada paylaştığım fikrilerimi sizlerle de paylaşmak isterim.

Konumuz çoklu saldırı olaylarının medyada yer edinmesinin doğru olup olmadığıydı. Zaman zaman televizyonlarda, gazetelerde Yeni Zelanda’da bir camiye saldırı ya da Amerika Birleşik Devletleri’nde bir okula saldırı şeklinde haberlerle karşılaşıyoruz. Bu tür şiddet olayları değişik ülkelerde çeşitlilik gösteriyor. Mesela Finlandiya, Fransa vb. Saldırganların bu eylemleri gerçekleştirmesinin altında yatan sebep, fark edilmek istemeleri, dikkat çekmek istemleridir. Bu saldırılarda bulunanlar genellikle toplumdan dışlanmış kişiler olabiliyorlar. Saldırganlar psikolojik sorunları olan ve tanınma çabası içinde olan insanlar. Bu kişilerin medya tarafından yayınlanması ve önemsenmesinin benim kanımca sakıncaları var. Onlara televizyona çıkma, gazetelerde yer edinme şansı tanındığında, aynı mentaliteyi paylaşan insanları cesaretlendirebilir ve özendirebilir.

Bunun sonucunda da bu tarz saldırıların devamı gelir. Nasıl olursa olsun başkaları tarafından bilinmek, varlıklarının kabul edilmesini isterler. Bununla yılların vermiş olduğu eziklik hissayıtının intikamını almak isterler. Böylece şöhret her saldırgan tarafından arzulanan bir şeye dönüşür. Bu durumda medya katliamlara dikkat çektiğinde ve tv kanallarında yayınladığında, saldırganlar arzuladıkları şöhrete kavuşmuş olur. Hatta, kendi zihniyetlerinde kendilerini bir nevi kahraman ilan ederler. Ve aynı düşüncedeki insanlar tarafından da övgülerle tebrik edilip cesaretlendirmiş olurlar. Böylece medyada gördükçe bir saldırının nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğini detaylı bir şekilde de öğrenmiş olurlar. Buna bir örnek vermek gerekirse; 1999 yılında Amerika’da bir lisede, lisenin iki öğrencisi tarafından gerçekleştirilen okul saldırısı sonucu birçok öğrenci ve öğretmen katledildi. Bu saldırı birçok televizyon kanalında da yer edinen ilk okul saldırısı oldu. Devamındaki ayda, 400 tane daha okul saldırısı haberleri ile okullara öğrenciler tarafından birçok tehdit aramaları yapıldı. Bunun sonucunda birçok okul geçici olarak kapatıldı. Hatta medyada aynı yıl ölen Prenses Diana’nın ölüm haberinden daha çok dikkat çekti.

İkinci olarak, medyanın bu olayları anlatım şeklinin ve medyanın gün geçtikçe daha etkileşime açık platformlara kaymasının etkisinden bahsetmek istiyorum. Bu olaylar daha çok dikkat

çektikçe medya bu olaylara daha çok zaman ve yer veriyor. Bu da insanların farkında olmadan olayları normalleştirmesine neden oluyor. Medyanın gücü insanların olaylara bakış açısını yönlendirebilecek niteliktedir. Medyanın bir olayı nasıl anlattığı çok önemlidir. Öyle ki saldırganın suçlu mu yoksa kurban mı olduğu algılarını bile yönlendirebilir. Bu nedenle, ben, tartışmada toplu saldırıların medya tarafından çok yer verilmemesi fikrini savundum.

Kısacası, medyanın dili özendirici olmamalı ve dili kullanırken oldukça hassas davranılmalıdır. Mesela olayın çarpıcılığını vurgulamak için “Tarihte İlk Kez…” gibi büyük başlıkların kullanılması, saldırgan ve saldırganlarla aynı mentaliteyi paylaşanlar tarafından bir başarı olarak algılanıp başkalarına da özendirici ve cesaretlendirici bir anlayış haline gelebilir. Sonuç olarak, benim düşünceme göre, bu saldırılar medyada ne kadar daha fazla yer alırlarsa o kadar yaygınlaşırlar ve normalleştirilirler. Bu yüzden medyada daha az yer edinmeleri gerekir.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here