TEKNOLOJİ İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜĞÜNDE: SİBER ZORBALIK

1
206

Muhtemelen hepimiz zorbalığın ne olduğunu biliyoruz değil mi ? Bir bireyin başka bireye kasıtlı ve sürekli olarak rahatsızlık vermesidir. Zorbalık ürünü hareketler, zorbalığa maruz kalan kişiye hem zihinsel olarak hem de fiziksel olarak kalıcı hasarlar verebilir.

Özgüven kaybı, depresyon, kaygı ve kaygı ile beraberinde gelen baş ağrısı türevi fiziksel hasarlar örnek olarak verilebilir. Zorbalığa uğrayan kadar zorbalık yapanların da belli başlı sorunları var. Her zorbalık hareketinin altında yatan bir neden var. Mesela kendi yaşadıkları özgüven eksiliğini örtmek için başka insanlarla alay ederek onların morallerini bozup kendilerine olan özgüvenlerini zedeliyorlar. Böylece de başka insanların, akranlarının da özgüvensiz hissetmelerine yol açıyorlar. Şimdiler de ise zorbalık yalnızca okul ortamıyla yani ‘gerçek dünyayla’ sınırlı kalmayıp ‘sanal dünyaya’ da sıçramış durumda.Ve işte buna da siber zorbalık deniyor.

Siber zorbalık, adından da anlaşılacağı üzere, sosyal ağlar gibi internette gerçekleşen bir tür zorbalıktır. Örneğin birin izni olmadan fotoğrafını paylaşmak, tehdit ve hareket içeren mesaj ve içeriklerde bulunmak, sahte hesap açıp bir başkası yerine geçme… Siber zorbalık bir psikolojik şiddet biçimidir. İnternet ortamında olması ve hızla yayılması psikolojik şiddetin etkisini artırmaktadır. Ayrıca siber zorbalık yasal bir suçtur. Bunu da unutmamak gerekir.

Son zamanlarda okuduğum bir makalede ilginç bulduğum bir ifade vardı: ‘Okullardaki tüm öğrenciler zorbalığa dahildir, bazıları zorbalık yapar, bazıları zorbalığa uğrar ve bazıları ise tanıklık eder.’

Yalnızca zorbalığı yapanları ve maruz kalanları değil yani zorbalık eylemi okuldaki herkesi etkiliyor. Ancak, bu günlerde okulla sınırlı kalmayıp okuldan sonra bile devam ediyor. Her şey teknolojinin bir parçası haline geldikçe, teknoloji insanlar için de siber zorbalık şeklinde bir araç haline gelir.

Peki siber zorbalık nasıl başladı? Aslında o kadar uzun zaman önce değil. Bilgisayarın daha yaygın hale geldiği 90’lı yıllarda başladı. Ancak, bir suç olarak 2000’li yıllarda kabul edildi. Siber zorbalığın neden olduğu genç intihar vakalarının sayısı arttıkça, bir suç olarak yasalaştırıldı. Örneğin, ilk davalardan biri, Amerika’da 2000’li yılların ortalarında, sırasıyla 13 ve 18 yaşındaki iki kızın, arkadaşları tarafından yapılan siber zorbalık nedeniyle intihar ettiği, ölümlerin okullara karşı davalara ve yeni devlet siber zorbalık yasalarına yol açtığı zamandı. Bu şekilde gençlerin intihar eylemlerini duymak şok edici değil mi?

Bu olay yaklaşık 20 yıl önceydi, ancak günümüzde teknoloji, geçmişe kıyasla daha fazla hayatımıza entegre olduğundan yani artık neredeyse her dakika kontrol ettiğimiz ceplerimizde her an ulaşabildiğimiz hatta bağımlısı olduğumuz sosyal medya araçları yani Facebook, Instagram vb. olduğu için daha da kontrolden çıktı. Bazı verilere göre Amerika’daki çocukların siber zorbalık ile mücadele etmek zorunda kalanlarının yüzde yirmisinin intihar ettiği düşünülüyormuş. Ki bence bu, siber zorbalığın şu anda ne kadar tehlikeli olduğuna dair açık bir örnek. Dünya’nın diğer ülkelerinde de olduğu gibi Türkiye’de de siber zorbalık ve yol açtığı sorunlar git gide büyümekte.

Kocaeli Üniversitesi tarafından Türkiye’nin 7 bölgesinde 7. ve 8. sınıfa giden öğrencilere yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, İstanbul hem siber zorbalığa maruz kalma hem de yapma oranında en fazla veriye sahip olan ilimiz. Zorbalığa maruz kalan gençlerin büyük bir çoğunluğu ise misilleme yoluyla karşılık vererek bu oranın artmasında büyük bir rol oynamakta. Buna ek olarak, zorbalığa maruz kalan gençlerin yaklaşık %41’i akranlarıyla, sadece %37’lik bir kısmı ailesiyle paylaşacağını belirtmiş. Okullarımızda siber zorbalık tehdidine karşı derhal harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kanımca, zorbalık eylemi zaten gerçekleştiğinde ve birileri bundan acı çektiğinde, daha sonrasında zorbalık yapan insanları cezalandırmak yeterli değildir ve pek bir anlamı yoktur.

Asıl yapılması gereken şey, zorbalığın ilk başta gerçekleşmesini önlemek için bir şeyler yapmaktır. Peki buna yönelik ne yapılabilir? Zorbalığa maruz kalan çocukların, vakaları yetişkinlere, öğretmenlerine ya da yasal kişi ve kurumlara bildirmeleri konusunda cesaretlendirilmeleri ve zorbalığa maruz kalmanın utanılacak bir şey olmayıp herkesin başına gelebileceği bilincinin kazandırılması gerekiyor. Çocuklara, başka insanları yargılamadan dinleme ve saygı duyma gibi bazı etiklerin öğretilmesi gerekiyor.

Yaşıtlarımdan okullarda siber zorbalığa uğrayanlara bazı önerilerim olacak. En önemlisi, ‘en iyi arkadaşlarınız’ olarak gördüğünüz kişilere bile sanal ortamlarda asla güvenmemelisiniz ve verilerinizi onlarla paylaşmamalısınız. Kişisel hesaplarda kimlik kartı gibi özel bilgilerin paylaşılmamalısınız. Çünkü internette bir kere paylaşılan bir şeyi ‘sil’ tuşuna bassanız dahi tam anlamıyla silemezsiniz. Artık bir veri bir kere paylaşıldı mı sanal dünyada her daim kalır.

Kocaeli Üniversitesi’nin araştırmasına katılan öğrencilerin %32.5’i zorbalığa uğramaları halinde kanıt sileceklerini belirtmişlerdir. Halbuki ilk yapılması gereken ailenize, öğretmeninize veya polise durumu bildirmek ve kanıt niteliğindeki paylaşımları saklamak olacaktır. Sonuç olarak yazımı söyle noktalamak istiyorum: zorbalık her insanın yaşayabileceği bir durumdur. Özellikle okul çağındaki insanların çoğunlukla başına gelse bile yetişkinlerin de zorbalıkla yüzleşmesi gerekebilir.

Örneğin yine yapılan araştırmalara göre, zorba ve kurban kavramlarının bir kişiye hitap edilirken kullanılması durumunda kişinin kendini bu kavramlarla özdeşleştirdiği görülmüştür. Gençlerin internet kullanımının sonuçları hakkında bilinçlendirilmesi, ailelerin kontrol baskısı uygulamak yerine destek olmaları, çocuklarının yanında olduklarını göstermeleri siber zorbalığa karşı çözüm olabilir.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here