Titanic neden battı?

0
245

Dönemine göre gelişmiş teknolojik özelliklerle donatılan Transatlantik yolcu gemisi RMS Titanic’in hikayesini birçoğunuz biliyorsunuz ama hatırlamakta fayda var.

Yapımında, 11 bin 300 kişinin, 26 ay boyunca çalıştığı geminin inşası 2 Nisan 1912’de tamamlandı.  8 gün sonra ise “Tanrı bile batırılamaz” sloganıyla İngiltere’nin Southampton şehrinden Amerika’ya doğru yola çıktı. 15 Nisan 1912’de buzdağına çarpan gemi, 3 bin 500’e yakın yolcu ve mürettebatıyla Kuzey Atlantik’in buzlu sularına gömüldü. Bin 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Ağırlığı 52 bin tondan fazla olan geminin boyu 269 metreydi. 2 bin 435 yolcu ve 892 mürettebat kapasitesi vardı. Toplam kapasitesi 3 binden fazla olsa da filikalar sadece bin 178 kişiyi alabiliyordu.

İçerisinde yüzme havuzu, spor salonu, tenis kortu ve kütüphanenin yanı sıra Türk Hamamı bile bulunan Titanic, lüks konusunda tüm rakiplerini geçiyordu. Ancak ikiye bölünerek, buzlu suyun üzerindeki varlığının son bulmasına yaklaşık 2 saat 40 dakika yetti.

Aradan geçen 108 yıl boyunca boş durmayan bilim insanları, Titanic’in 3 bin 657 metre derinlikteki enkazına 1985 yılında ulaştı. O günden bu tarafa ise enkazın su yüzeyine çıkarılmasının planları yapılıyor.

Kimse, kabahati buzdağına atma kolaycılığını seçmedi veya “Allah, ‘Tanrı bile batırılamaz’ denilerek yapılan isyanı cezalandırdı” demedi. Aksine, binlerce saat mesai ve çuvallarla para harcanarak, “Titanic, neden battı” sorusunun cevabı arandı. Dış yüzey kaplamasında kullanılan çeliğin kalitesi ve kalınlığından tutun da en küçük perçinine kadar incelenerek hata aranmaya da devam ediyor.

Titanic ile ilgili onlarca kitap yazılıp, film ve belgesel çekildi. Kimisi hüzün dolu, kimisi bilimsel, kimisi fazla romantik ama ortak gerçeklik, Titanic’in batmış olması.

Geçmişi baştan sona irdeleyen bilim insanlarının yaktığı ışık doğrultusunda yapımına başlanan Titanic 2’nin ise 2022 yılında ilk yolculuğuna çıkması planlanıyor. Hikayenin ayrıntısını veya Titanic’in yeni versiyonunu merak edenler, araştırıp, bulabilir.

Biz, sonu Titanic gibi olmasını istemediğimiz Balıkesirspor’a dönelim…

1966 yılında kurulan kırmızı-beyazlı kulübü yönetenler, o günden bu tarafa birilerinin himayesinde yaşamayı tercih etti. Gelecek planları yapılmadığı gibi, kalıcı gelir kaynakları için de kafa yorulmadı.

Kuruluşundan 9 yıl sonra bugünkü adıyla Süper Lig’e yükselmeyi başaran Balkes, sezonun sonunda küme düştü. Bunun ardından belini doğrultamayan Balıkesirspor 2000-2001 Sezonu sonunda ise dip yaparak profesyoneller liglere veda etti.

Beş yıl süren amatör lig serüvenin ardından 2005-2006 Sezonu ile birlikte yeniden profesyonel liglere döndü. Hem de öyle bir döndü ki 2013-2014 Sezonu sonunda tarihinde ikinci kez şehre Süper Lig heyecanı yaşattı. Ancak bu keyif de ilkinde olduğu gibi sadece bir sezon sürdü.

Sonrası herkesçe malum…

Hovardaca yapılan harcamalar, ‘Yaptım, oldu’ mantığıyla gerçekleştirilen icraatlar, geride 50 milyon Lira civarında borç, transfer engeli ve puan silme cezalarından başka bir şey bırakmadı.

Yaşananları bugüne, Adana Demirspor maçındaki hezimeti, çaresiz oyunculara, devre arasında takımdan ayrılan oyunculara, saha kenarındakilere veya yönetim koltuğundakilere bağlarsak bir yere varamayız. Geminin batışına da engel olamayız. Geçmişe söverek, yarını kurtaramayız.

Bu nedenle, acil olarak birlik olmaya ve ortak akıla ihtiyacımız var. Kaldı ki önümüzde çok fazla seçenek de yok…

Ya, her türlü fırtınaya rağmen bugüne kadar suyun üzerinde durmayı başaran Balıkesirspor’u yeniden yüzdürmeyi başaracak birlikteliği oluşturacağız. Ya da Titanic 2 gibi yeni versiyon için çalışmalar yapacağız.

Ancak, her ne yapacaksak, elimizi de çabuk tutmamız lazım. Yoksa, yarın çok geç olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here