Dün Cumhuriyet’in ilan edilişinin 100. Yıldönümünü Millet olarak Ülkemizde ve Dünya’da coşkuyla kutladık… Evet, 1 asra imza attık. Milletimizin kahir ekseriyeti Cumhuriyet’i benimsemiş, özümsemiş, bütün getirilerinden faydalanmış ve yıllarca uygulanmış; bu çok büyük bir kazanımdır ve ne kadar gurur duysak ne kadar övünsek yeridir.
Atatürk bu modeli yani Demokratik Cumhuriyet’in kurulmasını istediği zamanlarda elbette ki uygulama safhasında birçok sıkıntı ve olumsuzluklar yaşandı. Ancak işte bugün yani 100 yıldır uyguladığımız budur; yani yöneticilerini demokrasi prensiplerine göre seçen bir modeldir.
Atatürk’ün arzuladığı da buydu. Demokratik bir Cumhuriyet. Çünkü Demokrasi bir uygulama manzumesi; kuralları ve kurumları ile…
Mutlak idarelerde demokrasi uygulanamaz. Ama Cumhuriyet’le birlikte bizde de hemen demokrasi prensiplerinin uygulanamadığını görüyoruz.
Kendilerine bu konuyu ilettiğimizde Hocalar bu durumu şöyle izah ediyorlar:
“Evet, bir süre sonra çok partili bir demokrasi denenmiş ama halkın o zamanlarda buna henüz tam hazır olmadığı anlaşılmış. Neden hazır değildi diye eleştirirken biraz anlayışlı olmak lazım. Bu millet 70’li yıllara kadar birbirine tahammülsüzdü. Hatırlayın o günleri. Onun için 1920’li yıllarda nasıl çok partili bir sürece hemen geçebilirsiniz? Atatürk kurulmasına izin vermiştir ama neticesi bellidir. O yıllarda Avrupa’yı düşünün şöyle bir: Rusya, Almanya ve İtalya’da nasıl katı bir totaliter rejimler vardı. Atatürk bunlara kafa yormuş. Devlet kurmak öyle basit bir konu değil. ‘Demokrasi prensiplerinin en hakiki uygulanacağı rejim cumhuriyettir’ diye özetleyebileceğimiz bir sözü vardır. İşte Atatürk’ün hedeflediği budur. Biz ülkeyi bir bataktan kurtardık, sizler oraya varın diyor. Yani Atatürk ‘Cumhuriyet fazilettir’ diyor. Hiçbir kişiye, sınıfa kuruluşa üstünlük vermeyen, kanun önünde herkesin eşit olduğu bir sistem olduğunu vurguluyor.”
Yani yukarıda da vurguladığım gibi, zaten milletin büyük bir kesiminin nimetleriyle birlikte benimsediği Cumhuriyet’in kazanımları konusunda da çok dikkatli olmamız tarihçilerimiz tarafından hep vurgulanıyor.
Şu uyarıları bir kez daha buraya ekleyerek yazıma son vermek istiyorum…
“Türkiye rahat bırakılmıyor. Türkiye’de bazı ortak değerler var. Bunları muhafaza etmek lazımdır. Bu millet kaynaşmış bir millettir ve bölünemez. Türkiye’ye bütün dünya göz dikmiştir. Bizi rahat bırakmazlar. Bu topraklarda devlet olmak çok zordur. Örtülü planlar hala yapılıyor. Sevr yeniden uygulanmak isteniyor. Bu arada bir de Atatürk’e düşmanlık yapılıyor. Allah bu milleti seviyor. O zor günlerde böyle bir lideri bizim milletimize gönderiyor. Bunları kaybetmemek lazım. Cumhuriyet’e sahip çıkmak zorundayız. İki de bir geçmişi tartışmanın da bir âlemi yok, geleceği kaybederiz.”
Bu cümleler üzerine daha ne denir ki???







YORUMLAR