Küresel siyasetin iki şer odağında yine seçim hareketliliği vardı: ABD’deki ara seçimler ve İsrail’deki genel seçimler. Bizim coğrafyamızda birileri bu sandıklardan medet umup, “Acaba iklim değişir mi?” diye safça bekleyedursun; binlerce kilometre ötede kurulan bu tiyatronun dönüp dolaşıp Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren kirli çarkları nasıl beslediğini görmek zorundayız. Karşımızdaki tablo nettir ve bu tablonun bizim için hiçbir hüsnüniyet barındırmadığı gerçeğini en sert şekilde masaya koyma vaktidir.
İsrail cephesine bakalım. Netanyahu denilen zulüm mekanizmasının, bölgeyi ateşe veren o faşizan zihniyetin elbet bir gün miadı dolacak ve bu sahneden defolup gidecektir. Ancak kendimizi kandırmayı bırakalım; Netanyahu’nun gitmesi İsrail’in bir terör ve işgal devleti olduğu gerçeğini değiştirmez. Gelenlerin de gidenleri aratmayacağı, aynı Siyonist ve yayılmacı ajandayı sadece daha “diplomatik” bir kılıfla yürüteceği ortadadır. Koltukta hangi katilin oturduğunun bizim için hiçbir önemi yoktur; çünkü İsrail’in bölgedeki varoluşsal stratejisi, coğrafyamızı parçalamak üzerine kuruludur. Gelenlerin çok farklı bir yol çizeceğini sanmak, emperyalizmin doğasını hiç anlamamaktır.
Madalyonun diğer yüzünde ise bu şer ittifakının hamisi olan ABD var. Washington’daki ara seçimlerde kongre koltukları kimin eline geçerse geçsin, Amerikan müesses nizamının Orta Doğu’yu sömürme ve İsrail’e koşulsuz uşaklık etme politikası asla değişmez. Demokratı da Cumhuriyetçisi de günün sonunda aynı kirli tezgâhın ortaklarıdır. Biri bunu barbarca ve fütursuzca yapar, diğeri ise demokrasi masallarıyla arkadan hançerler.
Açık ve net konuşalım: Ne Washington’ın ne de Tel Aviv’in sandığından Türkiye’ye dost çıkmaz! Bu iki merkezden bizim coğrafyamıza sadece kan, gözyaşı ve ihanet gelir. Uluslararası ilişkilerin acımasız gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız: Karşımızda kalıcı ittifaklar veya samimi ortaklar yok; karşımızda sadece kendi hegemonya hırsları için bölgemizi ateşe vermekten çekinmeyen yapılar var.
Bu saatten sonra yapacağımız şey, başkalarının sandık sonuçlarına göre pozisyon almak gibi bir acziyete düşmemektir. Netanyahu zulmünün bitişini veya Washington’daki güç kaymalarını bir kurtuluş değil, ancak ve ancak düşmanın saflarında açılan geçici bir gedik olarak görmeliyiz. Kendi askeri gücümüzü, ekonomik bağımsızlığımızı ve milli duruşumuzu tahkim etmekten başka hiçbir çaremiz yoktur. Bu coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu, elin katillerinin ve onların hamilerinin insafına sığınmak değil; masaya da sahaya da kendi yumruğumuzu en sert şekilde vurmaktır.
Yüce ALLAH Maide Suresi 51. Ayet te şöyle buyuruyor;
“Ey iman edenler!” Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.”
Mesaj açık ve net…







YORUMLAR