
Menisküs yaralanmaları, diz eklemi içinde yer alan ve kıkırdak yapıda olan menisküslerin yırtılması ya da zedelenmesiyle meydana gelir. Bu durum genellikle sporcularda ani dönme hareketleri, çömelme ya da diz üzerine yük binmesi sonucu oluşurken, ileri yaşlardaki bireylerde ise menisküs dokusunun zayıflamasıyla birlikte daha küçük travmalarla bile meydana gelebilir. Menisküsler, dizin stabilitesini sağlamada, yük dağılımını eşit şekilde gerçekleştirmede ve şoku emmede önemli rol oynar. Yırtık oluştuğunda dizde ağrı, şişlik, kilitlenme hissi, hareket kısıtlılığı ve bazen yürümede zorlanma gibi belirtiler gözlemlenir.
Menisküs yaralanmalarının tedavisinde ilk olarak hastanın yaşı, fiziksel aktivite düzeyi, yırtığın tipi ve yeri göz önünde bulundurularak cerrahi ya da konservatif tedavi seçenekleri değerlendirilir. Bazı menisküs yırtıkları zamanla iyileşebilirken, daha ciddi olanlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Özellikle genç bireylerde ve sporcularda, fonksiyonel kapasitenin korunması açısından erken dönemde tedavi ve rehabilitasyon büyük önem taşır. Cerrahi müdahale sonrası ise fizik tedavi süreci iyileşmenin seyrini doğrudan etkiler.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon programı, menisküs yaralanmasının türüne ve tedavi biçimine göre bireyselleştirilmelidir. İlk hedef, diz çevresindeki kasların güçlendirilmesi ve dizin stabilitesinin yeniden kazandırılmasıdır. Özellikle kuadriseps ve hamstring kaslarına yönelik yapılan egzersizler bu süreçte önemli rol oynar. Egzersizler, ilk etapta ağrısız aralıkta, hafif dirençle başlanmalı ve zamanla yoğunluğu artırılmalıdır. Aynı zamanda denge çalışmaları ve proprioseptif egzersizlerle dizin pozisyon hissi desteklenir.
Ağrının kontrol altına alınması ve ödemin azaltılması amacıyla ilk günlerde soğuk uygulamalar, elevasyon ve istirahat önerilir. Fizik tedavi sürecinde manuel terapi teknikleri, mobilizasyonlar ve elektrik stimülasyon gibi yardımcı yöntemlerden de yararlanılabilir. Cerrahi müdahale sonrası erken mobilizasyon, eklem sertliği ve kas atrofisi gibi istenmeyen durumları önlemek açısından önemlidir. Bu dönemde fizyoterapist rehberliğinde yapılan kontrollü hareketler, iyileşmeyi hızlandırır.
Hastaların günlük yaşam aktivitelerine dönüş sürecinde dikkatli olunmalı, rehabilitasyonun son aşamasında daha dinamik ve fonksiyonel egzersizler tercih edilmelidir. Özellikle sporcularda, spora özgü hareketlerin yeniden kazandırılması için plyometrik egzersizler ve çeviklik çalışmaları gibi ileri düzey programlar uygulanabilir. Diz çevresindeki kas dengesizliklerinin giderilmesi ve kas-iskelet sisteminin bütüncül olarak değerlendirilmesi, yeniden yaralanma riskini azaltmak açısından gereklidir.
Menisküs yaralanmalarında doğru tanı, zamanında müdahale ve fizik tedavi desteği, hastanın yaşam kalitesinin korunması açısından kritik rol oynar. Bu süreçte bireyin motivasyonu ve fizyoterapistle olan iş birliği, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Uygun bir rehabilitasyon programı ile dizin işlevi geri kazandırılabilir ve kişi güvenle günlük yaşamına veya spor aktivitelerine dönebilir.

