
Yaz boyunca sofralar kuruldu, tatiller yapıldı, dondurmalar yenildi, akşam yemekleri uzadı. Deniz kenarında geçirilen uzun günlerin ardından dışarıda yemek yeme, tatlı ve atıştırmalık tüketme alışkanlığı da birçok kişinin günlük düzeninin bir parçası haline geldi.
Şimdi ise yaz geride kalırken aynı soru daha sık sorulmaya başladı: “Aldığım kiloları nasıl vereceğim?”
Balıkesir’de yaz döneminde değişen beslenme düzeninin ardından sonbaharla birlikte yeniden bir rutin oluşturmak isteyenlerin gündeminde diyetisyenler, yürüyüş, spor salonları ve daha kontrollü beslenme planları bulunuyor.
Ancak kilo vermek isteyen herkesin spor salonuna yazılması ya da çok ağır egzersizlere başlaması gerekmiyor. Kilo kontrolünde asıl belirleyici noktalardan biri, gün boyunca alınan enerjinin azaltılması ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninin oluşturulması. Fiziksel aktivite ise hem sağlık açısından hem de verilen kilonun korunmasında önemli bir destek sağlıyor.
“Spor yapmadan kilo verilir mi?” sorusunun cevabı
Bu soru özellikle yaz sonrasında kilo vermek isteyenlerin en çok merak ettiği konular arasında.
Beslenme düzeninde alınan toplam enerji azaltıldığında, fiziksel aktivite yapılmadan da kilo kaybı gerçekleşebilir. Çünkü kilo kaybının temelinde vücudun aldığı ve harcadığı enerji arasındaki denge bulunuyor. Ancak bu durum, sporun gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Düzenli hareket etmek yalnızca kilo vermek için değil, genel sağlık açısından da önemli. Uzman sağlık kaynakları yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite öneriyor. Tempolu yürüyüş bile bu hareketin bir parçası olabilir.
Dolayısıyla “Ya spor salonuna gideceğim ya da hiç kilo veremem” düşüncesi doğru bir yaklaşım değil.
Yiyerek kilo vermek mümkün mü?
Aslında mesele hiç yemek yememek değil, ne kadar ve ne yendiğini değiştirmek.
Kilo verme sürecine girenlerin yaptığı en büyük hatalardan biri bir anda ekmeği, pilavı, makarnayı, tatlıyı ve sevdiği bütün yiyecekleri hayatından çıkarmaya çalışmak olabiliyor.
Oysa sağlıklı beslenme yaklaşımında bütün sevilen yiyeceklerin tamamen yasaklanması gerekmiyor. Porsiyonların küçültülmesi, daha besleyici seçeneklerin artırılması ve özellikle yüksek kalorili yiyeceklerin miktarının kontrol edilmesi daha sürdürülebilir bir yöntem olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle kilo verme sürecinde aç kalmak yerine tabağın içeriğini değiştirmek daha gerçekçi bir başlangıç olabilir.
Sebze, meyve, tam tahıllar, yeterli protein kaynakları ve uygun porsiyonlarda sağlıklı yağların yer aldığı dengeli bir beslenme planı oluşturulabilir. Şekerli içecekler yerine su tercih etmek de günlük alınan kaloriyi azaltmanın yollarından biri.
Balıkesir’de sofralar nasıl değişebilir?
Balıkesir gibi hem şehir yaşamının hem de güçlü bir yemek kültürünün bir arada olduğu bir kentte kilo verme sürecini yalnızca “yasaklar listesi” olarak görmek kolay değil.
Ev yemeklerinden zeytinyağlılara, hamur işlerinden et yemeklerine kadar geniş bir mutfak kültürü bulunuyor. Bu nedenle çözüm bütün bu yiyeceklerden uzaklaşmak değil, porsiyonları ve tüketim sıklığını yeniden düzenlemek olabilir.
Örneğin büyük bir porsiyon yerine daha küçük bir tabak tercih etmek, yanında sebze veya salata bulundurmak, şekerli içecekleri azaltmak ve özellikle akşam saatlerinde kontrolsüz atıştırmalıkları sınırlandırmak günlük toplam enerji alımında önemli fark oluşturabilir.
Bir diğer önemli nokta ise “kaçamak yaptım, diyet bozuldu” düşüncesine kapılmamak.
Bir öğünde fazla yemek, bütün sürecin çöpe atıldığı anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan ertesi gün yeniden düzene dönebilmek.
Spor salonu şart değil, hareket şart
Kilo vermek isteyen ancak spor salonundan hoşlanmayanlar için günlük yaşam içerisindeki hareket de değerlendirilebilir.
Yürüyüşe çıkmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek, merdiven kullanmak, gün içerisinde daha fazla ayakta kalmak veya düzenli tempolu yürüyüş yapmak fiziksel aktiviteyi artırmanın yolları arasında bulunuyor.
Üstelik fiziksel aktivitenin yararı yalnızca tartıdaki rakamla ölçülmüyor. Düzenli hareketin kalp-damar sağlığı, kas ve kemik yapısı, uyku ve genel yaşam kalitesi açısından da faydaları bulunuyor.
Bu nedenle sonbaharda “spor salonuna yazılmak” yerine ilk hedefini “daha fazla hareket etmek” olarak belirleyenler de sürdürülebilir bir başlangıç yapabilir.
Bir anda 10 kilo verme hedefi yerine düzenli ilerlemek
Yazın alınan kiloları birkaç haftada vermek isteyenlerin dikkat etmesi gereken bir başka nokta da hızlı sonuç beklentisi.
Sağlıklı kilo kaybında hızlı ve sert diyetler yerine sürdürülebilir alışkanlıkların oluşturulması öneriliyor. CDC, kademeli ve istikrarlı kilo kaybının, çok hızlı kilo vermeye kıyasla verilen kiloları koruma açısından daha avantajlı olabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle sonbahara girerken hedef “bir ayda bambaşka bir bedene ulaşmak” yerine, günlük düzeni değiştirmek olabilir.
Daha küçük porsiyonlar, daha az şekerli içecek, daha fazla sebze, yeterli protein, düzenli uyku ve günlük hareket...
Bazen toparlanma süreci büyük değişikliklerle değil, her gün tekrarlanan küçük kararlarla başlıyor.
Diyetisyen ve doktor desteği neden önemli?
Kilo verme konusunda herkes için aynı beslenme programının uygulanması doğru değil. Yaş, mevcut kilo, günlük hareket miktarı, kullanılan ilaçlar, bazı sağlık sorunları ve kişinin yaşam düzeni kilo yönetimini etkileyebiliyor.
Bu nedenle özellikle ciddi miktarda kilo vermek isteyenlerin, kronik hastalığı veya düzenli kullandığı ilaçları bulunanların bir sağlık profesyonelinden destek alması daha güvenli bir yaklaşım.
Balıkesir’de yazın ardından başlayan “toparlanma” dönemini de sadece tartıdaki rakama odaklanarak geçirmek yerine, daha düzenli ve sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığı oluşturmak açısından değerlendirmek mümkün.
Çünkü yaz bitti diye sofradan tamamen çekilmek gerekmiyor.
Asıl mesele, yaz boyunca bozulan dengeyi sonbaharda yeniden kurabilmek.

