BIST 100
11.231,17 -2,99%
DOLAR
49,6277 0,10%
EURO
55,7443 0,03%
GRAM ALTIN
6.470,03 -1,95%
BITCOIN
81.529,00 -3,64%
FAİZ
39,62 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
88,23 -4,54%
GBP/TRY
66,5211 0,09%
EUR/USD
1,1206 -0,23%
BRENT PETROL
107,69 1,08%
ÇEYREK ALTIN
10.578,49 -1,95%
Balıkesir Parçalı Az Bulutlu
Balıkesir hava durumu
22 °
  • ANASAYFA
  • YAŞAM
  • Balıkesir’de “Nerede O Eski Komşuluklar” Dedirten Dönemde miyiz?

Balıkesir’de “Nerede O Eski Komşuluklar” Dedirten Dönemde miyiz?

Balıkesir'de Nerede O Eski Komşuluklar Dedirten Dönemde miyiz

Bir zamanlar kapıların kilitlenmediği, çocukların sokaklarda hep birlikte büyütüldüğü ve komşu mutfağında doyduğu Balıkesir mahallelerinde rüzgar artık çok farklı esiyor. Birbirinin yüzünü dahi görmeyen, asansörde selamlaşmaktan kaçınan modern çağın insanları; hoşgörüyü unutup en ufak bir sorunu apartman WhatsApp gruplarında büyük bir tartışmaya dönüştürüyor. Peki, bizi bir arada tutan o sımsıcak komşuluk kültürüne ne oldu?

Şehrin hızla değişen silüeti, sadece binaların kat sayısını veya sokakların genişliğini değiştirmedi; aynı zamanda toplumsal yapımızın en temel taşı olan komşuluk ilişkilerimizi de temelden sarstı. Balıkesir'in eski mahallelerinde, o Arnavut kaldırımlı sokaklarda veya birbirine yaslanmış müstakil evlerde yankılanan samimi kahkahaların yerini, günümüzde soğuk site duvarları ve dijital ekranlara sıkışmış şikayet mesajları aldı. "Nerede o eski komşuluklar?" sorusu, artık sadece yaş almış büyüklerimizin nostaljik bir serzenişi değil, modern şehir hayatının getirdiği yalnızlıktan bunalan herkesin ortak isyanı haline geldi.

Kapı Üzerinde Unutulan Değil, Kasten Bırakılan Anahtarların Dönemi

Çok değil, bundan yirmi otuz yıl öncesine kadar Balıkesir'in mahallelerinde kapılar sadece geceleri kilitlenirdi. Gündüz vakti kapının üzerinde duran bir anahtar, unutkanlığın değil, güvenin ve samimiyetin en büyük sembolüydü. Komşu, "Acaba evde misiniz?" diye sormaya gerek duymaz, kapıyı aralar ve "Ben geldim!" diyerek içeri adımını atardı. Çat kapı gidilen sabah kahveleri, akşamüstü çayları, hastalıkta ve sağlıkta kaynayan ortak çorbalar bir rutindi. Evde pişen yemeğin kokusu yan komşuya gittiyse, o yemekten bir tabak mutlaka o kapıya ulaşırdı. İnsanlar sahip olduklarını paylaşmaktan mutluluk duyar, eksikler komşunun dolabından tamamlanırdı. Herkesin bir arada, omuz omuza, mutlu mesut yaşadığı o günlerde, "komşu komşunun külüne muhtaçtır" atasözü kitaplarda yazan bir cümle değil, hayatın ta kendisiydi.

Komşu Mutfağında Doyurulan, Sokakta Büyüyen Çocuklar

Eski komşuluk kültürünün en güzel yansımalarından biri de çocukların büyütülme şekliydi. O dönemde mahalle, koca bir aile gibiydi ve sokaktaki her çocuk, bütün mahallenin çocuğuydu. Anneler, "Çocuğum nerede, başına bir iş mi geldi?" diye endişelenmezdi; çünkü bilirdi ki çocuğu ya Ayşe Teyze'nin bahçesindedir ya da Fatma Hanım'ın sofrasında karnını doyuruyordur. Çocuklar beraber oynar, beraber düşer, beraber büyürdü. Bir komşu, kendi çocuğuna salçalı ekmek sürerken, sokaktaki diğer çocukları da asla ayırmaz, hepsinin eline birer dilim tutuştururdu. Bu kolektif ebeveynlik anlayışı, çocuklara sadece paylaşmayı değil, aynı zamanda toplumsal güveni, saygıyı ve aidiyet duygusunu da aşılardı.

Yüz Yüze Bakılmayan Apartmanlardan Dijital Mahkemelere: WhatsApp Grupları

Bugün geldiğimiz noktada ise manzara tam anlamıyla tersine dönmüş durumda. Kentleşmenin hızlanması, mahalle kültüründen lüks sitelere ve devasa apartman bloklarına geçiş, insanları fiziksel olarak birbirine yaklaştırırken ruhsal olarak kilometrelerce uzaklaştırdı. Artık yan dairemizde kimin oturduğunu, ne iş yaptığını, bir derdi olup olmadığını dahi bilmiyoruz. Sabahları asansörde karşılaşılan yüzlere esirgenen bir "Günaydın", modern yaşamın soğukluğunun en net özeti.

Fiziksel iletişimin koptuğu bu yeni düzende, komşuluk ilişkileri "Apartman/Site Sakinleri" adlı WhatsApp gruplarına indirgendi. Bir zamanlar kapıda edilen samimi sohbetlerin yerini, bu dijital platformlarda dönen bitmek bilmeyen tartışmalar aldı. Bu gruplar, yardımlaşma ve dayanışma ağından ziyade, birer şikayet ve yargılama merciine dönüştü.

Hoşgörünün Kaybı: En Ufak Ses, En Büyük Şikayet Sebebi

Eski günlerde komşunun çocuğunun sesi, evden gelen misafir gürültüsü "can sağlığı" denilerek hoş görülürken; günümüzde en ufak bir tıkırtı bile tahammülsüzlük sebebi. Gecenin bir yarısı WhatsApp grubuna düşen "Üst kattakiler yürürken topuklarına basmasın", "Kapı önüne bırakılan ayakkabılar görüntü kirliliği yaratıyor", "Otoparkta arabama çok yaklaşılmış" şeklindeki mesajlar, birbirine tahammülü kalmamış bir toplumun fotoğrafını çekiyor.

Ortaya çıkan en ufak bir sorunda, kapıyı çalıp yüz yüze halı hatır sorarak, tatlı dille çözülebilecek meseleler; klavye başında öfkeyle yazılan mesajlara, hatta bazen resmi şikayetlere dönüşüyor. İnsanların birbirine karşı gardını aldığı, kimsenin kimseyi alttan almadığı bu yeni iletişim modelinde "hoşgörü" kelimesi adeta lügatten silinmiş durumda.

Balıkesir'in Kaybolan Ruhu: Mahalle Kültürünü Yeniden Canlandırmak Mümkün mü?

Balıkesir gibi kültürel kökleri derin, insanı sıcakkanlı bir şehirde bu değişimin etkileri çok daha derinden hissediliyor. Sosyolojik açıdan bakıldığında, komşuluk kültüründeki bu çöküş sadece bireysel yalnızlaşmayı değil, toplumsal dayanışmanın da zayıflamasını beraberinde getiriyor. Bireyselleşme arzusu ve "benim alanım" takıntısı, bizi güvende hissettirecek asıl kalkanı, yani toplumsal bağı parçalıyor.

Elbette zamanı geriye almak veya herkesi eski müstakil mahalle yaşantısına döndürmek mümkün değil. Ancak apartman dairelerinde veya kalabalık sitelerde yaşasak bile, o eski ruhu küçük adımlarla yaşatmak bizim elimizde. Asansörde içten bir gülümsemeyle verilecek bir selam, bayramlarda kapıya asılacak küçük bir not veya WhatsApp gruplarında şikayet etmek yerine çözüm odaklı, yapıcı ve hoşgörülü bir dil kullanmak, aramızdaki o kalın buzları eritebilir. Kapı üzerindeki anahtarların devri kapanmış olabilir, ancak gönül kapılarımızı komşularımıza yeniden açmak hala mümkün.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?