BIST 100
12.070,17 -0,40%
DOLAR
49,5273 0,11%
EURO
55,5872 -0,11%
GRAM ALTIN
6.637,59 0,04%
BITCOIN
82.375,00 0,44%
FAİZ
39,44 -0,65%
GÜMÜŞ GRAM
91,41 0,04%
GBP/TRY
65,7946 -0,02%
EUR/USD
1,1214 -0,05%
BRENT PETROL
104,07 -0,45%
ÇEYREK ALTIN
10.852,45 0,04%
Balıkesir Parçalı Az Bulutlu
Balıkesir hava durumu
9 °
  • ANASAYFA
  • Röportaj
  • Türkiye’nin İlk ve Tek Otizmli Radyo Programcısı: Muhammed Emirhan Güngör

Türkiye’nin İlk ve Tek Otizmli Radyo Programcısı: Muhammed Emirhan Güngör

Türkiye’nin İlk ve Tek Otizmli Radyo Programcısı Muhammed Emirhan Güngör

Türkiye’de çoğu insan için radyo artık yalnızca fonda çalan bir ses olabilir. Ancak bazı insanlar için mikrofon, hayata tutunmanın, kendini ifade etmenin ve tüm ön yargılara rağmen “ben de varım” diyebilmenin en güçlü yolu haline geliyor. Muhammed Emirhan Güngör de tam olarak böyle bir hikâyenin sahibi…

Türkiye’nin ilk ve tek otizmli radyo programcısı olarak yıllardır mikrofon başında dinleyicilere seslenen Güngör; radyoculuk serüvenini, yaşadığı kırgınlıkları, toplumun otizme bakışını ve en büyük hayallerini anlattı. Zaman zaman sesiyle insanlara ulaşan, zaman zaman ise yalnız kaldığında gözyaşlarını saklamaya çalışan genç radyocu, tüm zorluklara rağmen hayata ve mikrofona tutunmaya devam ediyor. 

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

17 Ağustos Marmara Depremi’nden 35 gün sonra, 21 Eylül 1999 tarihinde Kocaeli’de dünyaya geldim. Hala da burada yaşıyorum. 7 yıldır ‘Türkiye’nin İlk ve Tek Otizmli Radyo Programcısı’ olarak Kocaeli’nin çeşitli radyolarında programlar yaptım, yapmaya da devam ediyorum. Şu anda halihazırda haftanın üç günü Gebze Mesaj FM’de Salı günleri ‘Engelsiz Yaşam’, Hafta sonları da Top 20 listesini hazırlayıp sunuyorum. Son 9 aydır da radyomuzun Müzik Direktörlüğü görevini üstlenmekteyim.

Radyoculuk serüveniniz nasıl başladı? Mikrofonla ilk tanıştığınız anı hatırlıyor musunuz?

Her şey tam 7 yıl önce bugün başladı aslında. 25 Mayıs 2019’da Kocaeli’nin kimsenin programcı almadığı dönemlerde Radyo Çağdaş bana kapısını açmıştı. Orası Türk Halk Müziği radyosuydu. Haftada bir gün Cumartesi günleri olarak başlamıştım. Bir gün, üç gün derken daha sonra haftanın 6 günü program yapmaya başlamıştım. Programım istek programıydı. Ve ismi de ‘Muhammed ile İste-Dinle’ idi.

“Ben bu işi yapabilirim” dediğiniz kırılma noktası neydi?

Henüz 5-6 yaşlarındayken odamda radyolu bir müzik seti vardı. Sadece tek bir frekansı dinliyordum. Nihat Sırdar, Zeki Kayahan Coşkun gibi ünlü radyocuların programlarını dinleyerek büyüdüm. Ve onlar bana ilham vererek ‘ben de bu işi yapabilirim’ dememi sağladılar.

Otizmli bireylerin toplumda en çok yanlış anlaşıldığı konu sizce nedir?

Kendimden örnek vereyim. Medya mensuplarının yüzde 60’lık kısmının bize öcü veya seri katil gibi bakması beni gerçekten çok üzüyor. Bu zamana kadar birçok gazeteci ve radyocuyla tanıştım. Hala da tanışmak ve görüşmek istediğim birkaç medya mensubu var. Ama onlar bana karşı maalesef ön yargı hissediyorlar. Kimisi kişisel tercihlerini bahane edip, benimle iletişim kurmak istemiyor. Ama gerçekte otizmli olduğum için ön yargıya kapılıyorlar, zarar veririm endişesiyle benden uzak durmaya çalışıyorlar. Ben kimseye bu zamana kadar bir zarar vermedim, vermem de. Ben zarar verirsem sadece kendime zarar veririm o kadar.

Radyo size ne hissettiriyor? Mikrofon başına geçtiğinizde nasıl bir dünyaya giriyorsunuz?

Radyo bir iletişim aracı olmasından çok, hala değeri büyük bir şey. Bazı insanlar radyoculuk öldü bitti diyor ama Radyo bence hala hayatımızda. Türkiye’de hala radyo dinleyen insanlar var. Bu bir gerçek. Mikrofon başına geçtiğimde de bambaşka bir dünya oluyor benim için. Benim programım radyo konuk programı. Hemen hemen her hafta ya stüdyoda, ya da telefon bağlantısıyla konuklarımız oluyor. Konuklarla bir saatliğine de olsa sohbet etmek güzel bir duygu. Son 5 yıldır konuk programı yapıyorum ve dinleyicilerden aldığım geri dönüşler gerçekten çok kıymetli.

İlk canlı yayınınızdan önce heyecan yaşadınız mı?

Evet, biraz yaşadım. 25 Mayıs 2019 sabahı 09:00-10:00 arası ilk canlı yayınımı yaptım. O zaman da ramazana denk geliyordu yanılmıyorsam. Otobüsle gidip geliyordum. Güzel bir ilahi eşliğinde motive olup ilk canlı yayınıma öyle girmiştim.

Türkiye’nin ilk ve tek otizmli radyo programcısı olmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

Yaptığım programcılık dışında şu an bulunduğum radyonun müziklerini seçmekle yükümlü bir kişiyim. Müziklerde seçici olmaya çok önem veriyoruz. Mesaj FM tematik içerikli bir radyo. İlahi, Ezgi ve Tasavvuf Müzikleri yayınlıyoruz. Ama önümüze gelen her eseri yayınlamıyoruz. Zikirli ilahiler yok denecek kadar az. Çünkü biz herhangi bir cemaate bağlı değiliz. Dolayısıyla biz bu kritere çok önem veriyoruz.

İnsanların size bakışı, radyoya başladıktan sonra değişti mi?

Değişti diyemem, çünkü radyoculuğa başladıktan sonra çoğu arkadaşım benimle iletişimi kesti. Gerek çevremde gerekse medya sektöründe ayağımı kaydırmak isteyen insanlıktan nasibini almamış kişiler oldu. Özellikle medyada o ayağımı kaydırmak isteyen, engelimden dolayı benimle iletişim kurmak istemeyen insanlar yüzünden psikolojim altüst oldu. Son bir yıldır kendimi aşırı abur cubura vurdum. Çok kilo aldım ve bunları tüketerek benimle küs olanlara değil kendime zarar veriyorum. Özellikle cips ve kola tüketiyorum. Tüketirken de ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Hüznümü bastırmaya çalışıyorum ama aşırı kilolarla da olan hep bana oluyor…

Hayatınız boyunca sizi en çok motive eden kişi kim oldu?

Öyle hayatım boyunca beni motive eden bir kişi olmadı. O doğru insanı maalesef bulamadım. Keşke öyle bir insan olabilseydi.

Karşınıza çıkan en büyük önyargı neydi?

Hiç önyargılı olmadım. Tam aksine görüşmek istediğim insanlar bana ilk başta önyargılı davrandılar. Tanıyınca da o önyargıları silindi.

“Yapamaz” denilen hangi şeyi başardınız?

Ailemin ‘radyocu olamazsın, senin kelime dağarcığın yok’ dediği şeyi başardım. 7 yıldır radyocuyum.

Radyo programlarınızda dinleyicilerden nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Takipçilerim radyo yayınlarımı dinliyor mu pek emin değilim ama şu zamana kadar herhangi bir takipçimden radyo yayınımla alakalı bana bir şey söylediğini görmedim. Biz Kocaeli, Yalova ve İstanbul Anadolu Yakası’na yayın yapıyoruz. Bana yazan kişilerin çoğu bu saydığım üç şehrin dışında yaşayıp yazan kişiler. Çoğu da otizmli çocuk sahibi aileler oluyor.

Sizi dinleyen otizmli çocuklara ve ailelerine ne söylemek istersiniz?

Otizmli çocukların farklı olması eksik olduğu anlamına gelmiyor. Hayalleri, ilgi alanları ve duyguları çok değerli. Ailelere de onların en büyük ihtiyaçlarının anlaşılmak ve desteklenmeleri konusunda otizmli çocuklara ilgi göstermelerine dair mesaj vermek isterdim.

Sessiz kaldığınız ama içinizde büyüttüğünüz bir kırgınlık oldu mu?

Sosyal medyada takip ettiğim ama hiçbir temasımızın olmamasına rağmen bazı haber spikerlerinin ve muhabirlerinin beni Instagram’da engellemeleri oldu. Ben o insanlara hakaret etmedim, kötü söz söylemedim. Hepsini geçtim kendilerine bir mesaj bile atmadım. Buna rağmen sırf engelimden dolayı sosyal medyada engellendim.

Başarı sizin için ne ifade ediyor?

Popüler bir isimle buluşup o isimle uzun uzun konuşup vakit geçirmek benim için en büyük başarıdır.

Günlük hayatınızda en mutlu olduğunuz anlar neler?

Çok sevdiğim bir radyocunun veya televizyon habercisinin İstanbul’da herhangi bir mekanda bir söyleşi veya sunum programını olduğunu duyup koşa koşa yanına gidip, beş dakikalığına da olsa muhabbet edip ona sarılmak benim için en büyük mutluluk kaynağıdır.

Bir gün kendi radyo kanalınızı kurmak ister misiniz?

Daha önce buna benzer girişimlerim oldu ama bir başaramadım. Bir gün evimde bir stüdyo kurup radyo yayını yapmak isterdim.

En büyük hayaliniz nedir?

21 Eylül Pazartesi günü 27 yaşıma gireceğim. Doğum günümde A Spor televizyonundan Demet Gedik ve 24 TV Haber Spikeri Merve Aydın ile tanışmak isterdim. Keşke Turkuvaz Medya ve TürkMedya’nın Kurumsal İletişim Müdürlerine ulaşıp bizzat bu isteğimi iletebilseydim. Yardımcı olmak isteyenlerin desteğini bekliyor olacağım…

Hayatınızı anlatan bir film çekilse adını ne koyardınız?

‘Benim Büyük Çaresizliğim’ olurdu. Çünkü günümün yarısı hüzün dolu geçiyor. Geceleri sesimi duyuramadığım insanlar için çok ağladığım oluyor. Çok sık da ağlarım.

Bugüne kadar unutamadığınız bir dinleyici mesajı oldu mu?

Esnaflardan gelen dinleyici mesajları unutulmazdır benim için. Bir esnaf benden Fadıl Aydın’ın Ey Sevgili eserini istemişti. Onu unutamıyorum.

İnsanların sizi tanımlarken sadece “otizmli” demesini doğru buluyor musunuz?

Duruma göre değişir. İyi anlamda söylüyorsa hoş karşılarım. Kötü anlamda söylüyorsa üzülürüm.

Mikrofon kapandıktan sonra yalnız kaldığınızda en çok ne düşünürsünüz?

Mikrofonu kapattıktan sonra muhakkak yayına bir eser veririm. Eser duygusalsa ağlamamak için kendimi zor tutarım. Neşeliyse yerimde duramam.

Topluma vermek istediğiniz en güçlü mesaj nedir?

Bizler sürekli gittiğimiz her ortamda ötekileştiriliyoruz. İnsanlar bize acıyarak bakıyor. İnsanlar bizi mutlu etsinler, daha çok yerlerde kendimizi geliştirelim. Ben de daha çok spiker ve sunucuyla tanışayım. Gittiğim her yer bana kapı duvar olmasın istiyorum.

Bundan 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

Allah bana 10 yıl daha ömür verir mi bilmem ama 10 yıl sonra kendimi aynı yerde stabil olarak görüyorum. Çünkü kimseden bir beklentim yok. Şu an çalıştığım radyodan ayrılırsam engelimden dolayı bir daha kimsenin iş vereceğini zannetmiyorum. Belki de 10 yıl sonra işsiz de kalabilirim.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?