BIST 100
13.938,48 1,42%
DOLAR
46,2686 0,15%
EURO
53,5436 -0,02%
GRAM ALTIN
6.277,08 0,31%
FAİZ
42,77 -1,72%
GÜMÜŞ GRAM
101,24 1,17%
BITCOIN
64.334,00 0,14%
GBP/TRY
62,0642 0,08%
EUR/USD
1,1568 -0,09%
BRENT
87,33 -3,37%
ÇEYREK ALTIN
10.263,02 0,31%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
27 °

14 Haziran 1935: Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yasası TBMM’de Kabul Edildi

14 Haziran 1935 Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yasası TBMM’de Kabul Edildi

Cumhuriyet’in kültürel ve bilimsel altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin (DTCF) kuruluş yasası, 14 Haziran 1935 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Atatürk’ün doğrudan önem verdiği kurum, Türk dili, tarihi ve kültürünün bilimsel yöntemlerle araştırılması hedefiyle hayata geçirildi.

Cumhuriyet’in Kültür Hamlesinde Tarihi Bir Adım

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonraki yıllarda eğitim, kültür ve bilim alanlarında gerçekleştirilen reformlar, yeni devletin temel yapı taşlarını oluşturdu. Bu reformların en önemli halkalarından biri de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulması oldu.

14 Haziran 1935 tarihinde TBMM’de kabul edilen 2795 sayılı yasa ile Ankara’da bir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açılması için Kültür Bakanlığı’na yetki verildi. Böylece Cumhuriyet’in sosyal bilimler alanındaki en önemli yükseköğretim kurumlarından birinin temeli atılmış oldu. Yasa, 22 Haziran 1935 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Fakülte, yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültürel kimliğini bilimsel temeller üzerine inşa etme projesinin önemli bir parçası olarak tasarlandı.

Atatürk’ün Yakından İlgilendiği Bir Proje

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kuruluş fikri doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’ün kültür politikalarıyla bağlantılıydı. Cumhuriyet yönetimi, önce 1931 yılında Türk Tarih Kurumu’nu, ardından 1932 yılında Türk Dil Kurumu’nu kurmuştu. Bu kurumların bilimsel çalışmalarını destekleyecek ve uzman insan kaynağı yetiştirecek bir yükseköğretim kurumuna ihtiyaç duyuluyordu.

Atatürk, Türk tarihinin ve Türk dilinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasını, elde edilen bilgilerin eğitim sistemine aktarılmasını ve yeni kuşaklara öğretilmesini büyük önem taşıyan bir devlet meselesi olarak görüyordu.

Bu nedenle Ankara’da kurulacak yeni fakülte, yalnızca öğretmen yetiştiren bir kurum değil; aynı zamanda araştırma, inceleme ve akademik üretim merkezi olarak planlandı.

Yasa Tasarısında Kuruluş Gerekçesi Ne Olarak Açıklandı?

23 Mayıs 1935 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan yasa tasarısında fakültenin kuruluş amacı ayrıntılı biçimde açıklandı.

Tasarıda, Ankara’da bir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmasının gerekçesi şu temel ihtiyaçlara dayandırıldı:

  • Türk kültürünü bilimsel yöntemlerle inceleyecek araştırma merkezleri oluşturmak,
  • Ortaöğretim kurumları için çağdaş bilgiye sahip öğretmenler yetiştirmek,
  • Mevcut öğretmenlerin bilgi seviyelerini yükseltmek,
  • Türk dili ve tarihine ilişkin bilimsel çalışmaları desteklemek.

Ankara Üniversitesi’nin Temelini Oluşturdu

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, yalnızca kendi alanında değil, Türk yükseköğretim sistemi açısından da tarihi bir rol üstlendi.

TBMM’de yasa görüşmeleri sırasında hazırlanan raporlarda ileride Ankara’da kapsamlı bir üniversite kurulması hedefi de dile getirildi. Nitekim DTCF, daha sonra kurulacak Ankara Üniversitesi’nin ilk akademik çekirdeğini oluşturdu. Bu yönüyle fakülte, Cumhuriyet döneminde İstanbul dışındaki ilk büyük üniversiteleşme hamlesinin başlangıcı kabul ediliyor.

Resmen 1936’da Eğitime Başladı

Kuruluş yasasının kabul edilmesinin ardından hazırlık çalışmaları hız kazandı. Fakülte, 9 Ocak 1936 tarihinde resmen açılarak eğitim faaliyetlerine başladı. İlk yıllarında Evkaf Apartmanı’nda faaliyet gösteren kurum, daha sonra Alman mimar Bruno Taut tarafından tasarlanan tarihi binasına taşındı.

Kurucu dekan olarak Prof. Dr. Ali Muzaffer Göker görev yaptı. İlk dönemlerde sınırlı sayıda öğrenciyle eğitim veren fakülte, kısa sürede Türkiye’nin en saygın sosyal bilimler merkezlerinden biri haline geldi.

Sosyal Bilimlerde Yeni Bir Dönem Başlattı

DTCF’nin kuruluşu, Türkiye’de sosyal bilimlerin kurumsallaşması açısından dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

Tarih, coğrafya, arkeoloji, antropoloji, dilbilim, felsefe ve edebiyat gibi alanlarda uzman akademisyenler yetiştiren fakülte, Türkiye’de bilimsel araştırmaların gelişmesine önemli katkılar sundu.

Türk tarihi, Anadolu uygarlıkları, Türk dili ve kültürü üzerine yapılan çalışmalar, Cumhuriyet’in kültür politikalarına akademik zemin hazırladı.

Dünyanın Önemli Bilim İnsanları Ankara’ya Geldi

1930’lu yıllarda Avrupa’da yaşanan siyasi gelişmeler nedeniyle birçok yabancı bilim insanı Türkiye’ye davet edildi.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, bu akademisyenlerin önemli bir bölümüne ev sahipliği yaptı. Almanya başta olmak üzere Avrupa’dan gelen uzmanlar; arkeoloji, tarih, dilbilim, coğrafya ve diğer sosyal bilim alanlarında eğitim verdi. Bu durum Türkiye’de sosyal bilimlerin uluslararası standartlara ulaşmasında önemli rol oynadı.

Türk Tarihi ve Dilinin Bilimsel İncelenmesinde Öncü Oldu

Fakültenin kuruluşunda temel amaçlardan biri de Türk tarihinin ve Türk dilinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasıydı.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ortaya konulan Türk Tarih Tezi ve Türk Dil Çalışmaları, DTCF bünyesinde yapılan akademik araştırmalarla desteklendi. Fakülte, yalnızca öğretim faaliyetleriyle değil, ürettiği bilimsel yayınlar ve araştırmalarla da Türkiye’nin kültürel hafızasına katkı sundu. Bu çalışmalar sayesinde tarih, arkeoloji, filoloji ve kültür araştırmaları alanlarında önemli bir akademik birikim oluşturuldu.

Günümüzde de Önemini Koruyor

Kuruluşunun üzerinden 90 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türkiye’nin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri olmayı sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren fakülte; tarih, coğrafya, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, arkeoloji, dilbilim, tiyatro, sanat tarihi ve edebiyat gibi çok sayıda bölümde eğitim veriyor. Bugüne kadar binlerce akademisyen, öğretmen, araştırmacı, yazar ve devlet insanı yetiştiren kurum, Türkiye’nin bilim ve kültür hayatındaki etkisini devam ettiriyor.

Cumhuriyet Tarihinin En Önemli Eğitim Kurumlarından Biri

14 Haziran 1935 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa, yalnızca yeni bir fakültenin kurulmasını sağlamadı; aynı zamanda Cumhuriyet’in bilim, kültür ve eğitim vizyonunun somutlaşmasına da katkı sundu.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk tarihinin, dilinin ve kültürünün bilimsel yöntemlerle araştırılmasını hedefleyen yaklaşımın en güçlü temsilcilerinden biri olarak bugün de varlığını sürdürüyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında atılan bu adım, Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişiminde ve Ankara’nın bir eğitim başkenti haline gelmesinde belirleyici rol oynayan tarihi dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?