
Balıkesir’de balıkçılık denildiğinde aynı anda iki farklı deniz akla geliyor. Bir tarafta Marmara Denizi’nin Bandırma, Erdek ve Marmara Adaları çevresindeki suları, diğer tarafta Ayvalık’tan Edremit Körfezi’ne uzanan Ege kıyıları bulunuyor. Bu iki kıyı kuşağının kendine özgü ekolojik yapıları olsa da balıkçının son yıllarda daha fazla konuştuğu ortak başlıklardan biri değişen deniz koşulları.
İklim değişikliği balıkçı açısından çoğu zaman bilimsel bir rapordaki sıcaklık grafiği olarak görünmüyor. Tekneye çıkılan saatin değişmesi, balığın beklenen yerde bulunmaması, sezonun alışılmış takvimden farklı ilerlemesi ya da ani bir fırtınanın tekneleri tehdit etmesi şeklinde hissediliyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) verileri de denizlerdeki uzun dönemli ısınma eğiliminin artık ölçülebilir olduğunu ortaya koyuyor. MGM’nin Marmara Denizi için yayımladığı 1970-2025 dönemine ait değerlendirmede yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığında yükselen bir eğilim görülüyor. Verilerde 1970’lerin başındaki yaklaşık 15 derece seviyelerinden son yıllarda 17-18 derece bandına çıkan değerler dikkat çekiyor. 2025 yılı Marmara Denizi yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı da uzun dönemli serinin üst bölümünde yer alıyor.
Bu değişim tek başına “şu balık artık yok” anlamına gelmiyor. Asıl mesele, deniz ekosistemindeki koşulların değişmesiyle türlerin beslenme, üreme ve hareket düzenlerinin de etkilenebilmesi. Dolayısıyla balıkçı açısından sorun yalnızca balığın miktarı değil, balığın ne zaman, nerede ve hangi koşullarda bulunacağını öngörmenin zorlaşması.
BALIKÇI İÇİN DENİZİN SICAKLIĞI NEDEN ÖNEMLİ?
Balıkların yaşam döngüsü deniz sıcaklığıyla yakından bağlantılı. Sıcaklık; besin kaynaklarının dağılımını, bazı türlerin üreme dönemlerini ve farklı su kütleleri arasındaki hareketlerini etkileyebiliyor.
Marmara Denizi üzerine yapılan çalışmalar da bu değişimin balıkçılık açısından önem taşıdığını gösteriyor. Bir araştırmanın sonuçlarına göre Marmara yüzey sularında son 20 yılda yıllık yaklaşık 0,05 derecelik anlamlı bir ısınma eğilimi belirlendi. Aynı çalışmada bazı türlerin av verimlerinde değişimler gözlenirken, özellikle istavritte azalma, sardalyada ise artış eğilimi gibi farklı türlerin farklı tepkiler verebildiği belirtiliyor.
Buradaki önemli nokta şu: İklim değişikliği bütün balıkları aynı şekilde etkilemiyor.
Bazı türler daha sıcak sulara uyum sağlayabilirken bazıları için uygun yaşam alanları daralabiliyor. Bazı balıklar yeni alanlara yönelirken, bazı türlerin göç zamanlaması değişebiliyor. Balıkçı için bunun anlamı ise çok basit: Geçmiş yıllardaki deneyim, geleceğin av haritasını her zaman aynı doğrulukta göstermeyebilir.
Bu nedenle Balıkesir’de balıkçılığın geleceği konuşulurken yalnızca “denizde balık var mı?” sorusuna bakmak yeterli olmayacak. “Hangi balık nerede, hangi dönemde, hangi sıcaklıkta ve hangi ekolojik koşullarda bulunuyor?” sorularının da yanıtlanması gerekecek.
“BALIK NEREYE GİTTİ?” SORUSU DAHA FAZLA SORULABİLİR
Balıkçı, denizi bilim insanı gibi ölçmeyebilir ancak denizi yıllar boyunca gözlemleyen insanların hafızası oldukça güçlüdür. Hangi ayda hangi balığın çıktığı, hangi rüzgârda hangi bölgede avın arttığı, suyun rengindeki değişim, akıntının davranışı ve balığın ağdaki dağılımı balıkçının günlük deneyiminin bir parçasıdır. Bu nedenle balıkçının “Eskiden şu tarihlerde bu balığı görürdük” şeklindeki gözlemleri doğrudan bilimsel veri yerine geçmese de araştırmacılar için dikkate değer bir saha gözlemidir.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Mustafa Sarı da yıllar önce yaptığı bir değerlendirmede deniz sıcaklığındaki değişimlerin balık göçlerinin takvimini değiştirebilecek ölçekte olabileceğine dikkat çekmişti. Sarı, 2016 ile 2017 arasında Marmara Denizi’nde 2,7 derecelik sıcaklık farkının tüm balık göçlerinin takvimini değiştirebilecek nitelikte olduğunu belirtmişti.
Bugün bu değerlendirmeye yalnızca geçmişte kalmış bir açıklama olarak bakmak yerine, deniz sıcaklığındaki uzun dönemli yükseliş eğilimiyle birlikte düşünmek gerekiyor.
BALIKÇI İÇİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SADECE BALIKLA İLGİLİ DEĞİL
İklim değişikliğinin balıkçılıktaki etkisini yalnızca av miktarı üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor. Çünkü balıkçının denize açılabilmesi için uygun hava koşullarına da ihtiyacı var.
Şiddetli rüzgârlar, ani fırtınalar, dalga yüksekliğindeki artışlar ve hava koşullarının daha zor öngörülebilir hale gelmesi küçük tekneler açısından doğrudan güvenlik riski oluşturuyor.
Ayvalık bunun çarpıcı örneklerinden birini yaşadı. 2021 yılındaki şiddetli fırtınada çok sayıda tekne zarar gördü. 2023 yılında Ayvalıklı amatör balıkçı Yaşar Tın, fırtınalarda teknelerin zarar görmesinden ve küçük tekne sahiplerinin güvenli bir barınma alanına duyduğu ihtiyaçtan söz ederken, iklim değişikliğinin olumsuz hava koşullarını daha önemli bir sorun haline getirdiğine dikkat çekti.
Bu açıklamanın üzerinden 3 yıl geçmiş olsa da mesele bugün de güncelliğini koruyor. Çünkü balıkçı açısından fırtına yalnızca “denize çıkılamayan bir gün” değildir. Teknenin zarar görmesi, ağların kaybolması, motorun hasar görmesi veya günlerce av yapılamaması doğrudan gelir kaybı anlamına gelir.
Dolayısıyla iklim değişikliğine uyum politikası balıkçılık açısından yalnızca deniz ekosistemini korumaktan ibaret olamaz. Balıkçı barınaklarının güvenliği, kıyı altyapısı, erken uyarı sistemleri ve küçük teknelerin korunması da bu politikanın bir parçası olmak zorunda.
AYVALIK'TA BALIKÇININ GÖZÜYLE DEĞİŞEN KIYI
Balıkesir’in Ege kıyısında iklim değişikliği ile balıkçılığın kesiştiği başka bir alan da kıyı ekosistemleri. Ayvalık Adaları Tabiat Parkı üzerine 2026 yılında yayımlanan bir araştırmada, bölgenin yüksek biyolojik çeşitliliğine rağmen balıkçılık, kirlilik ve iklim değişikliği gibi baskılarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Araştırmacılar, denizel alanlarda etkin yönetim ve koruma eksikliklerine de dikkat çekti.
Bu tablo önemli. Çünkü balıkçının geçimini sağlayan şey yalnızca açık denizdeki balık değildir. Kıyıdaki kayalık alanlar, çayırlar, mercan toplulukları, küçük balıkların barınma alanları ve deniz tabanındaki yaşam da balıkçılığın görünmeyen altyapısını oluşturur.
Bir ekosistem bozulduğunda bunun etkisi hemen tezgâhta görülmeyebilir. Ancak yıllar içinde balığın beslenme alanlarının azalması, yavru balıkların yaşam alanlarının zarar görmesi veya bazı türlerin bölgedeki dağılımının değişmesi balıkçının karşısına ekonomik bir sorun olarak çıkabilir.
MARMARA'DA ISINAN DENİZ, DEĞİŞEN EKOSİSTEM
Marmara Denizi için iklim değişikliği daha geniş bir çevresel denklem içinde değerlendirilmeli. Deniz suyu sıcaklığındaki artış, tek başına müsilajın nedeni olarak gösterilemez. Marmara’daki ekolojik sorunlar çok sayıda faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Ancak deniz sıcaklığındaki yükseliş, ekosistemin genel dengesini etkileyen önemli unsurlardan biri.
Marmara Denizi Bilim ve Teknik Kurulu raporlarında da iklim değişikliğinin deniz suyu ısınması üzerinden müsilaj oluşum süreçleriyle olası ilişkilerinin araştırılması gerektiği vurgulanıyor. Denizlerdeki ısınmanın yanı sıra oksijen, besin tuzları ve insan kaynaklı baskılar gibi farklı unsurların birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle Balıkesir’de balıkçının geleceğini konuşurken “iklim değişikliği balığı azaltıyor” gibi tek cümlelik bir sonuçtan kaçınmak gerekiyor.
Gerçek tablo çok daha karmaşık; İklim değişikliği, kirlilik, aşırı avcılık, habitat kaybı, istilacı türler ve kıyı kullanımındaki değişimler aynı deniz üzerinde birbirini etkileyebiliyor.
BALIKÇININ TAKVİMİ DE DEĞİŞİYOR MU?
Balıkçılıkta takvim son derece önemli. Balıkçı hangi ay hangi türün peşine düşeceğini, ne zaman ağını değiştireceğini, teknesini ne zaman hazırlayacağını ve sezon boyunca hangi bölgelerde çalışacağını geçmiş deneyimlerinden hareketle planlıyor. Fakat deniz koşulları değiştikçe bu geleneksel takvimin güvenilirliği azalabilir. Bu durum özellikle küçük balıkçı açısından daha ağır sonuçlar doğurabilir. Büyük tekneler daha geniş alanlarda hareket edebilme ve farklı av sahalarına ulaşabilme imkanına sahipken, küçük ölçekli balıkçının hareket alanı daha sınırlı.
Balık kıyıya yakın bölgelerde alışılmış dönemde bulunmuyorsa küçük teknenin daha uzağa gitmesi her zaman mümkün olmayabilir. Daha uzun yol ise daha fazla yakıt, daha fazla zaman ve daha fazla risk anlamına gelir. Böylece iklim değişikliği doğrudan “balık yok” demese bile balığa ulaşmanın maliyetini artırabilir.
BALIKÇININ MASRAFI ARTIYOR, BELİRSİZLİĞİ DE ARTIYOR
Balıkçılığın en zor taraflarından biri, giderlerin büyük ölçüde sabit, gelirin ise değişken olmasıdır. Tekne bakımı yapılmak zorundadır. Motor çalışmak zorundadır. Ağların yenilenmesi gerekir. Yakıt alınır. Liman ve ekipman giderleri devam eder. Fakat denize çıktığınızda ne kadar balıkla döneceğiniz belli değildir.
İklim değişikliğinin getirdiği belirsizlik bu makası daha da büyütebilir. Balık beklenen bölgede değilse daha fazla yakıt harcanabilir. Hava aniden bozarsa av yarıda bırakılabilir. Fırtına nedeniyle denize çıkılamayan günlerin sayısı arttığında gelir düşebilir.
Dolayısıyla iklim değişikliği balıkçının cebine bazen deniz suyunun sıcaklığı üzerinden değil, artan belirsizlik üzerinden dokunur.
BALIKESİR'DE BALIKÇILIK İKLİME UYUM SAĞLAYABİLİR Mİ?
Balıkesir’de balıkçılığın iklim değişikliğine uyum sağlaması mümkün. Ancak bunun için önce değişimin düzenli olarak ölçülmesi gerekiyor. Deniz sıcaklığı, türlerin dağılımı, av miktarları, yavru balık yoğunluğu, istilacı türler, deniz tabanı değişimleri ve fırtına verileri uzun yıllar boyunca birlikte takip edilmeli. Balıkçının gözlemleri de bu sistemin dışında bırakılmamalı. Çünkü bilimsel ölçüm ile saha deneyimi birbirinin alternatifi değil. Tam tersine birbirini tamamlayan iki bilgi kaynağı.
Bir balıkçı yıllar içinde belli bir türün hangi dönemde kıyıya yaklaştığını gözlemleyebilir. Bilim insanı ise bu değişimin sıcaklık, akıntı, besin zinciri veya habitat koşullarıyla ilişkisini araştırabilir. Bu iki bilgi aynı masada buluştuğunda Balıkesir’in denizleri için daha gerçekçi bir iklim uyum politikası oluşturulabilir.
KÜÇÜK BALIKÇILIK İÇİN DESTEKLER DAHA DA ÖNEMLİ HALE GELİYOR
İklim değişikliğinin etkileri arttıkça küçük ölçekli balıkçının ekonomik dayanıklılığı da önem kazanıyor. Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2026 yılında 12 metreden küçük balıkçı gemileri için küçük ölçekli balıkçılık desteklemeleri kapsamında başvuruları duyurdu. Tekne boyuna göre destek miktarları 6 bin TL ile 13 bin TL arasında belirlenirken kadın balıkçılara ayrıca yüzde 35 ilave destek öngörüldü.
Bu destekler tek başına iklim değişikliğinin oluşturduğu bütün riskleri çözmez. Ancak gelir belirsizliğinin yükseldiği bir dönemde küçük balıkçının ayakta kalabilmesi açısından önem taşıyor. Çünkü küçük balıkçı ortadan kalktığında yalnızca bir meslek grubu küçülmüyor. Kıyı ekonomisi, yerel bilgi, balıkçılık kültürü ve denizle kurulan kuşaklar arası bağ da zayıflıyor.
BALIKESİR'İN BALIKÇISI YENİ SEZONA DAHA FARKLI BİR DENİZDE GİRİYOR
2026-2027 su ürünleri av sezonunun başlamasıyla birlikte Balıkesir’de tekneler yeniden denize açıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yeni sezonun açılışının Erdek Çakıl Mahallesi’ndeki teknelerin “Vira Bismillah” denilerek uğurlanmasıyla gerçekleştirildiğini duyurdu.
Her sezonun başlangıcında balıkçının dileği aynı: Bereketli deniz, güvenli dönüş ve kazanç. Fakat önümüzdeki yıllarda bu dileğin yanında başka bir ihtiyaç da daha fazla önem kazanacak: Öngörülebilir bir deniz.
Balıkçı için denizin bereketi kadar denizin davranışını anlayabilmek de önemli hale geliyor. Bugün bir balıkçının ağ attığı yerde yarın aynı miktarda balık bulunmayabilir. Bir türün av zamanı değişebilir. Daha önce nadir görülen bir tür daha sık karşılaşılabilir. Kıyıya yakın bir alanın ekolojik yapısı değişebilir. Ya da balıkçı sezonun en önemli günlerinden birinde fırtına nedeniyle denize çıkamayabilir.
Bunların tamamını tek başına iklim değişikliğine bağlamak doğru olmaz. Ancak iklim değişikliğinin bu değişkenliklerin arka planındaki önemli etkenlerden biri olduğu artık daha açık biçimde görülüyor.
ÇÖZÜM DAHA ÇOK BALIK TUTMAK DEĞİL, DENİZİ DAHA İYİ ANLAMAK
Balıkçılığın geleceği için en kolay cevap daha fazla avlanmak gibi görünebilir. Ancak bu yaklaşım sürdürülebilir değil. Deniz ısınıyorsa, balıkların yaşam alanları değişiyorsa ve ekosistem baskı altındaysa daha fazla avcılık yapmak sorunu çözmek yerine büyütebilir. Bu nedenle geleceğin balıkçılığı daha çok balık yakalamaktan önce daha iyi veri toplamayı gerektiriyor.
- Hangi tür ne zaman çoğalıyor?
- Hangi bölgede hangi sıcaklık aralığında bulunuyor?
- Hangi türlerin sayısı artıyor, hangileri azalıyor?
- Deniz tabanında ne değişiyor?
- Fırtınaların sıklığı ve şiddeti nasıl değişiyor?
- Küçük balıkçının bu değişimlere uyum sağlayabilmesi için hangi ekonomik desteğe ihtiyacı var?
Bu soruların yanıtları bilinmeden yapılacak politikalar eksik kalacaktır.
BALIKÇI DEĞİŞİMİ DENİZDEN ÖNCE HİSSEDİYOR
Balıkesirli balıkçılar için iklim değişikliği artık uzak geleceğin konusu değil. Deniz suyundaki uzun dönemli ısınma, balıkların hareketlerindeki değişimler, hava koşullarının yarattığı riskler ve kıyı ekosistemlerindeki baskılar, balıkçılığın geleceğini doğrudan ilgilendiriyor. Marmara Denizi'ndeki uzun dönemli sıcaklık verileri de bu değişimin yalnızca kişisel gözlemlerden ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Balıkçının denizde gördüğü her değişikliğin tek nedeni iklim değişikliği değil. Aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve diğer insan kaynaklı baskılar da deniz ekosistemini etkiliyor.
Tam da bu nedenle çözümün merkezinde tek bir başlık değil, bütüncül bir deniz politikası bulunmalı.
Balıkesir’in Marmara ve Ege kıyıları yalnızca balıkçının çalışma alanı değil. Aynı zamanda bir ekosistem, bir ekonomik kaynak, bir kültürel miras ve binlerce insanın yaşam alanı.
- Denizi korumadan balıkçıyı korumak mümkün değil.
- Balıkçıyı korumadan da deniz kültürünü geleceğe taşımak mümkün değil.
Belki de önümüzdeki yılların en önemli sorusu “Balıkesir’de denizden ne kadar balık çıkaracağız?” olmayacak.
Asıl soru şu olacak:
Değişen denizde balıkçılığı nasıl sürdürülebilir hale getireceğiz?
Çünkü iklim değiştikçe yalnızca denizin sıcaklığı değil, balıkçılığın kuralları, ekonomik dengeleri ve kıyıdaki yaşam biçimi de değişiyor.

