
Havalar soğumaya başladı, sofralarda yazın hafif yemeklerinin yerini yavaş yavaş kış lezzetleri almaya başladı. Balık sezonunun açılmasıyla birlikte Balıkesir’de de balık tezgâhları hareketlendi. Tezgâhlarda çeşit çeşit balıklar, pazar çantalarında taze roka demetleri, akşam sofralarında ise mis gibi balık kokusu… Hele bir de yanında bol limonlu roka salatası varsa, değmeyin keyfimize!
Ancak balık sofralarının yıllardır değişmeyen bir tartışması var: Balığın yanında ayran içilir mi, içilirse zehirler mi?
Çocukluğumuzdan beri kulağımıza çalınan bir cümle bu: “Sakın balığın yanında ayran içme, zehirlenirsin!” Kimi bu sözü büyüklerinden öğrenmiş, kimi çevresinden duymuş, kimi de hâlâ bu yüzden balığın yanına yoğurt bile koymaya çekiniyor. Peki, gerçekten böyle mi? Yoksa yıllardır sofralarımızda dolaşan bir şehir efsanesiyle mi karşı karşıyayız?
Aslında meselenin özü oldukça basit. Balıkla ayranın, yoğurdun veya diğer süt ürünlerinin birlikte tüketilmesi, tek başına zehirlenmeye neden olmaz. Yani balığın yanında ayran içmek doğrudan bir zehirlenme sebebi değildir. Burada asıl dikkat edilmesi gereken, balığın tazeliği ve uygun koşullarda saklanıp saklanmadığıdır.
Balık uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemişse, tazeliğini kaybetmişse veya yanlış koşullarda hazırlanmışsa gıda zehirlenmesine yol açabilir. Böyle bir durumda yanında ayran içilmiş olması, insanların suçu ayrana atmasına neden olabiliyor. Oysa sorun çoğu zaman aynı sofrada buluşan iki yiyecek değil, balığın kendisi ve saklama koşullarıdır.
Elbette bazı kişilerde balık tüketimiyle ilişkili alerjiler veya kişisel hassasiyetler görülebilir. Ayrıca balıkta oluşabilen bazı toksinler de sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle balığın taze olması, soğuk zincirin korunması ve doğru şekilde pişirilmesi büyük önem taşır.
Peki, Balıkesir sofralarına dönelim…
Balıkesir’de balık demek, yalnızca bir akşam yemeği demek değildir. Pazardan alınan taze roka, sıkılan limon, sofraya konulan ekmek ve ailece bir araya gelmenin verdiği huzur demektir. Hele havanın soğuduğu akşamlarda, sıcak sıcak pişmiş balığın etrafında toplanmak gibisi var mı?
Ama bir de sofraya oturduğumuzda yıllardır süregelen alışkanlıklarımız var. Kimimiz balığın yanında şalgamı tercih ediyor, kimimiz su içiyor, kimimiz de ayranını elinden bırakmıyor. Birileri “Olmaz, zehirlenirsin!” diye uyarırken diğerleri bu söze gülüp geçiyor.
Belki de artık kulaktan dolma bilgilerle değil, doğru bilgilerle hareket etmenin zamanı gelmiştir. Çünkü sofralarımızda korkuyla değil, bilinçle hareket etmeliyiz. Balık alırken tazeliğine dikkat etmeli, güvenilir yerleri tercih etmeli ve balığı uygun koşullarda saklamalıyız. Bir de balığın fiyatına bakıp bütçemizi şaşırmadan soframızı kurabilirsek, değmeyin keyfimize!
Sonuç olarak balığın yanında ayran içmek bir zehirlenme sebebi değildir. Yıllardır anlatılan bu inanışın bilimsel bir dayanağı yoktur. Asıl mesele balığın tazeliği ve hijyen koşullarıdır.
Bu sezon Balıkesir’de sofralar balıkla, roka ve limonla şenlensin. Ayranını seven ayranını içsin, suyunu tercih eden suyunu içsin. Yeter ki ne yediğimizi bilelim, sağlığımızı koruyalım.
Unutmayalım: Bizi zehirleyen, balığın yanındaki ayran değil; bazen sofralarımıza taşıdığımız yanlış bilgilerdir.

