
Sabah gözümüzü açıyoruz. Daha yataktan kalkmadan elimiz telefona gidiyor. Eskiden ilk baktığımız şey saate ya da hava durumuna bakmaktı. Şimdi ise aklımızdaki soru çok daha farklı: “Bugün ne zamlandı?”
Benzin mi? Mazot mu? Market mi? Elektrik mi? İnsan daha kahvesini içmeden hesap yapmaya başlıyor. Maaş ne kadar kaldı, bu ay hangi fatura gelecek, market alışverişini nasıl denkleştireceğiz… Galiba artık hepimiz biraz muhasebeci olduk.
Ama son zamanlarda duyduğum bir cümle var ki, bütün bu ekonomik sıkıntıların arasında beni ayrıca düşündürüyor: “Benzine zam geldi, kirayı da artıracağım.”
Gerçekten mi? Bir an durup sormak gerekiyor: Ev benzinle mi çalışıyor? Salonun altında motor mu var? Mutfak mazotla mı dönüyor? Yatak odası petrol fiyatına mı endeksli?
Elbette akaryakıttaki artışın ekonominin birçok alanını etkilediğini biliyoruz. Nakliye pahalanıyor, üretim maliyetleri değişiyor, ulaşım masrafları artıyor. Bunların zincirleme etkileri olabilir. Ama her ekonomik gelişmenin dönüp dolaşıp kiracının kapısını çalması da insanı yoruyor.
Çünkü kiracının cebinde sınırsız bir para yok. O da sabah işe gidiyor, ay sonunda hesabını yapıyor, çocuğunun okul masrafını düşünüyor. O da market arabasına her ürünü gönül rahatlığıyla koyamıyor.
Üstelik kira tek başına değil ki… Elektrik var, su var, doğalgaz var, ulaşım var, market var, çocuk var, okul var, sağlık var, borç var. Ve bütün bunların arasında bir de “Bu ay kirayı nasıl çıkaracağım?” sorusu var.
İnsanların artık büyük hayaller kurmaktan önce çok daha temel dertleri var. Kirasını ödeyebilmek, buzdolabını doldurabilmek, çocuğunun ihtiyacını karşılayabilmek ve ayın son haftasında kimseden borç istemeden yaşayabilmek…
Aslında istenen çok büyük şeyler değil. Sadece biraz nefes almak.
Balıkesir’de de sokakta konuştuğunuzda bunu hissediyorsunuz. İnsanların sohbetleri değişti. Bir zamanlar “Hafta sonu nereye gidelim?” diye konuşanlar şimdi “Bu ay nasıl geçecek?” diye düşünüyor.
Altıeylül’de işe yetişmeye çalışan da aynı hesabı yapıyor, Karesi’de otobüs bekleyen de… Bandırma’da vardiyasına yetişen işçinin de hesabı var, Edremit’te çalışan esnafın da. Burhaniye’de, Ayvalık’ta, Havran’da, Gömeç’te yaşayan insanın da…
Herkes kendi hayatının hesabını tutuyor. İşte tam burada biraz durmak gerekiyor.
Elbette ev sahiplerinin de giderleri var. Onların da hayat pahalılığıyla mücadele ettiğini yok sayamayız. Mesele ev sahibini suçlamak da değil. Mesele şu: Birbirimizin sırtındaki yükü biraz daha artırmadan yaşayabilir miyiz?
Çünkü kira artırmak, kâğıt üzerinde yalnızca bir rakam değiştirmek gibi görünebilir. Oysa karşı tarafta o rakamın karşılığı bazen çocuğun okul masrafıdır. Bazen mutfak alışverişidir. Bazen elektrik faturasıdır. Bazen bir emeklinin ilaç parasıdır.
Bazen de taşınmak zorunda kalmamak için yapılan son fedakârlıktır.
“Beğenmiyorsan taşın” demek de sanıldığı kadar kolay değil. Taşınmak demek depozito demek, nakliye demek, yeni kira demek, emlakçı masrafı demek. Çocuğun okulunu, iş yerini, kurduğun düzeni düşünmek demek.
İnsanların hayatı bir kolinin içine konulup başka eve taşınamıyor.
Benim asıl itirazım burada. Ekonomik sıkıntılar hepimizin hayatını zorluyor. Ama çözümü sürekli birbirimizin cebinde ararsak, sonunda toplum olarak birbirimize tahammülümüz kalmayacak.
Bugün kiracı ev sahibinden çekiniyor. Ev sahibi kiracının ödeme gücünden endişeleniyor. Esnaf müşterisini kaybetmekten korkuyor. Çalışan işini kaybetmekten korkuyor. Herkes bir sonraki faturayı düşünüyor.
Herkes biraz yorgun.
Belki de tam bu yüzden birbirimize karşı biraz daha anlayışlı olmamız gerekiyor. Çünkü para yeniden kazanılabilir. Bir ev yeniden kiraya verilebilir. Bir araba değiştirilebilir. Ama insanın huzuru, güveni ve birbirine olan saygısı kaybolduğunda onu geri getirmek çok daha zor.
O yüzden bir kira artışını düşünürken sadece petrol fiyatına değil, o evin içinde yaşayan insanın hayatına da bakmak gerekiyor.
Benzin arabayı çalıştırır. Mazot kamyonu yürütür. Ama bir evin içinde hayatı sürdüren şey para kadar vicdandır.
Sonra insan ister istemez yeniden soruyor:
Ev benzinle mi çalışıyor, vicdan mazotla mı?

