BIST 100
12.324,32 0,61%
DOLAR
49,1446 0,10%
EURO
55,2697 -0,09%
GRAM ALTIN
6.615,09 0,34%
BITCOIN
86.490,00 2,23%
FAİZ
39,88 0,13%
GÜMÜŞ GRAM
96,60 0,33%
GBP/TRY
64,9564 0,04%
EUR/USD
1,1238 -0,05%
BRENT PETROL
98,92 -2,58%
ÇEYREK ALTIN
10.815,67 0,34%
Balıkesir Az Bulutlu
Balıkesir hava durumu
22 °

Kendi Evrenini Kurmak

Düşünseli

Bir ülkenin gücü artık yalnızca tankıyla, topuyla, uçağıyla ölçülmüyor. Yirmi birinci yüzyılda sessizce yeni bir cephe açıldı: yapay zeka. Bu cephede kazananı belirleyen üç şey var. Veri, işlem gücü, ve bu ikisini anlamlı kılan modeller. Kim bu üçüne birden kendi toprağında sahipse, geleceğin haritasını da o çiziyor.

İşte tam bu yüzden, geçtiğimiz günlerde atılan bir adım, gürültüsü az ama tesiri büyük bir adım olarak tarihe not düşülmeyi hak ediyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, "EVREN" adını verdiği milli yapay zeka platformunu kullanıma açtı. Daha ilk günlerinde 7.500 aktif kullanıcıya ulaşan platform, bir mühendisin gözüyle bakıldığında, göründüğünden çok daha derin bir meselenin ilk taşını döşüyor.

Meselenin Aslı: Veri Kimin Toprağında İşleniyor?

Şöyle anlatayım. Bugüne kadar bir savunma firması, bir akademisyen ya da yeni bir fikri olan bir öğrenci; bir görüntüyü etiketlemek, bir yapay zeka modelini eğitmek istediğinde, çoğu zaman yurt dışındaki dev şirketlerin sunucularına bağlanmak zorundaydı. Yani en kıymetli hammaddemizi, veriyi, işlenmek üzere sınırların dışına yolluyorduk.

Burada durup düşünmek gerekiyor. Verinizi başkasının bilgisayarında işlerseniz, o veri artık tam olarak sizin değildir. Bir insansız hava aracının çektiği görüntüyü, bir radar kaydını, bir savunma projesinin ham bilgisini yabancı bir buluta yüklediğiniz an, o bilginin nerede durduğunu, kimin gördüğünü, bir kopyasının nerede saklandığını artık siz bilemezsiniz. Bu, bir ülkenin dijital çağdaki en sessiz zafiyetidir.

EVREN tam da bu denklemi tersine çeviriyor. Veri de, o veriyi işleyen hesaplama gücü de artık Türkiye'de, milli bir çatının altında kalıyor. Buna "veri egemenliği" deniyor ve bu, bu çağın Misak-ı Millî'si kadar ciddi bir kavramdır. Kara parçamızın sınırını nasıl çiziyorsak, verimizin sınırını da çizmek zorundayız.

Yapay Zekanın Yakıtı ve Ortak Havuz

İşin bir de işlem gücü tarafı var. Yapay zekayı çalıştıran o güçlü ekran kartları, bugün bütün dünyanın kapısında sıraya girdiği, altın değerinde bir kaynak. Tek bir firmanın milyonlarca dolar döküp kendi başına kuramayacağı bir hesaplama gücü bu.

EVREN'in yaptığı şey akıllıca: Bu pahalı gücü Türkiye'de tek bir havuzda toplayıp millete açıyor. Büyük bir savunma şirketi de, tek başına çalışan bir öğrenci de aynı altyapıya erişebiliyor. Üstelik erişim doğrudan para ile değil, katkı esasına dayanıyor; veri seti yükleyen, etiketleme yapan, model paylaşan kullanıcı kredi kazanıyor. Yani ortaya bir tür "milli yapay zeka müştereki" çıkıyor; herkesin taş taşıdığı, herkesin yararlandığı ortak bir hazine.

Burada bir hakkı da teslim etmek, dürüstlüğün gereği. O ekran kartlarının bizzat kendisi bugün için hâlâ dışarıdan geliyor; bu bir sır değil. Ama onları milli bir denetim altında, milli bir platformda toplamak başlı başına stratejik bir kazanımdır. Bir sonraki hedef, elbette o çipi de kendi fabrikamızda dökmek olacaktır. Her uzun yolculuk, atılan ilk adımla başlar.

Çeliğin Ardından Akıl

Yıllardır bu milletin göğsünü kabartan bir hikâye yazıyoruz. Bayraktar'ı, Akıncı'yı konuştuk; KAAN'ın gökyüzüne yükselişini, kendi füzemizi, kendi gemimizi gururla andık. Bütün bunlar bir devletin "kas gücüydü"; eliydi, koluydu, yumruğuydu.

Şimdi sıra, o gücü yönetecek "akla" geldi. Modern savaş artık yalnız kimin füzesinin daha uzağa gittiğiyle değil; kimin görüntüyü daha hızlı işlediği, hedefi daha isabetli tanıdığı, kararı daha çabuk verdiğiyle belirleniyor. Bu yeteneği de başkasının bulutunda, başkasının insafında geliştiremezsiniz. Platformun neden tam da Savunma Sanayii Başkanlığı çatısında doğduğunu anlamak için bu kadarı yeter. Bir millet hem kolunu hem aklını kendi üretmeye başladığı gün, gerçek bağımsızlık işte o gün başlar.

Yanlış anlaşılmasın, yolun henüz başındayız. Bir platformun açılması, işin bitmesi değil, asıl yolculuğun başlaması demek. Bunu sürdürmek, büyütmek, o havuzda biriken aklı gerçek ürünlere dönüştürmek gerekiyor. Lakin bir şeyin doğru yöne atılmış bir adım olduğunu görmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu adım, doğru yöne atıldı.

Kıssadan Hisse:

İnsan kendi evrenini kurmazsa, ömrü boyunca başkasının evreninde bir misafir olarak yaşamaya razı olur. Misafir, oturduğu evin ne kapısına hükmeder, ne de penceresinden görünen ufka.

Bir zamanlar "demiri biz döküyoruz" diyebilmek güçtü, onurdu. Bugün "aklı da kendi toprağımızda kuruyoruz" diyebilmek, çağın yeni istiklal nişanesidir. Bir millet, başkasının aklını kiralayarak değil, kendi aklını kurarak hür olur. EVREN'i kuranlar aslında bir yazılım değil, bir kapı açtılar: Bu toprakların evlatlarının, aklını yurt dışına taşımak yerine kendi evreninde üretebileceği bir kapı. O kapıdan içeri girecek olanlar, yalnızca mühendisler değil; bu milletin istikbalidir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?