
Bir süredir içimde büyüyen bir cümle var: Kadınlar artık hayatlarını yaşamıyor, kanıtlıyor. Mutlu olduklarını, güçlü olduklarını, yettiklerini, başardıklarını… Sanki görünmeyen bir jüri var ve her gün önünde performans sergiliyoruz. Sosyal medya hiç konuşmuyor gibi ama aslında tek bir soruyu sürekli fısıldıyor: “Gösteremiyorsan, gerçekten var mısın?”
İşte tam burada bir şey kırılıyor.
Gerçek hayatta kadın olmak; sabah alarm çaldığında sadece gözünü değil, zihnini de açmak demek. Günün listesi daha yataktan kalkmadan başlıyor. Ev toparlanacak, işe yetişilecek, çocuk hazırlanacak, mesajlara dönülecek, eksikler tamamlanacak… Ve bütün bunların arasında bir de “iyi görünmek” beklentisi var. Sanki dağ gibi sorumlulukların altında ezilmiyor da, hepsini zarafetle taşıyormuşuz gibi poz vermemiz gerekiyor.
Oysa gerçek şu: Yoruluyoruz.
Ama yorgunluk paylaşılmıyor. Çünkü yorgun kadın güçlü görünmez. Güçlü görünmeyen kadın ise bu dijital düzende alkış almaz. Göz altı morlukları filtreyle silinir, dağınık ev kadraj dışı bırakılır, ağlamaklı bir ruh hâli hikâye olarak atılmaz. Hep bir “iyi ki” cümlesi, hep bir şükür, hep bir üretkenlik…
Sosyal medya kadınlara üçlü bir rol biçti: Hep bakımlı anne, hep başarılı çalışan, hep neşeli eş. Bu üçlüden birini aksattığında eksik sayılıyorsun. Çocuğunla ilgilendin ama kendine vakit ayıramadın mı? “Kendini ihmal ediyorsun.” Kariyerine odaklandın mı? “Yuvanı boşladın.” Yoruldun ve hiçbirini yapamadın mı? “Yetersizsin.”
Kimse “Bugün sadece ayakta kalabildim” diyen kadını alkışlamıyor. Oysa bazı günler gerçekten en büyük başarı bu.
Daha acısı şu: Kadınlar artık birbirine omuz olmaktan çok, birbirini ölçer hâle geldi. Kimin evi daha düzenli, kimin çocuğu daha başarılı, kimin bedeni daha fit, kimin tatili daha gösterişli… Bu kıyas masum değil. Çünkü sistem kadınları yan yana durduklarında güçleneceklerini bildiği için karşı karşıya koyuyor. Rekabet eden kadın yorulur. Yorulan kadın sorgulamaz.
Filtreler yalnızca yüzümüzü değil, hayatımızı da pürüzsüzleştiriyor. Borçlar görünmüyor, kaygılar sessize alınıyor, eşle edilen tartışma paylaşılmıyor, tükenmişlik saklanıyor. Sonra bir kadın, kendi salonunda oturup telefon ekranına bakıyor ve içinden şu cümle geçiyor: “Herkes mutlu, bir ben mi böyleyim?”
Hayır. Bir tek sen değilsin.
Sadece herkes en iyi anını gösteriyor. Kimse karanlık tarafını vitrine koymuyor. Ve biz, başkasının vitriniyle kendi mutfağımızı kıyaslıyoruz.
Bir kadın olarak şunu açıkça söylemek istiyorum: Güçlü olmak zorunda değiliz. Her gün üretmek zorunda değiliz. Sürekli motive, sürekli bakımlı, sürekli enerjik olmak zorunda hiç değiliz. Kadınlık bir performans değil. Kusursuzluk yarışması hiç değil.
Kadın olmak; bazen dağılıp sonra toparlanabilmektir. Bazen ağlayıp sonra devam edebilmektir. Bazen hiçbir şey yapmadan durabilmektir. Eksik hissetmeden var olabilmektir.
Bu köşeden yüksek sesle yazıyorum:
Beğeni almayan hayatlar değersiz değildir.
Paylaşılmayan mücadeleler yok sayılmaz.
Gerçek hayat, filtrelere sığmayacak kadar ağır ama bir o kadar da kıymetlidir. Çünkü gerçek hayatta ter var, gözyaşı var, sabır var, emek var. Ve en önemlisi samimiyet var.
Sosyal medya susabilir. Algoritmalar sadece parlayan anları öne çıkarabilir. Ama gerçek hayat bağırır. Mutfakta kaynayan tencere, gece uykusuz kalan anne, sabah mesaiye yetişen kadın, ay sonunu düşünen eş… Hepsi gerçek.
Ve gerçek olan değerlidir.
Güç, ekranda kusursuz görünmek değildir. Güç; düştüğünde kalkabilmek, yorulduğunda “yoruldum” diyebilmek ve buna rağmen kendini eksik hissetmemektir. Güç; beğeni sayısında değil, hayatta kalabilme cesaretindedir.
Filtreye sığmayan kadınlar var.
Ve iyi ki varlar.


Cumhuriyetin kadına verdiği hiçbir şey yoktur, ama kadından ve toplumdan alıp götürdüğü çok şey var. İslam’da kadın anadır eştir bacıdır baş tacıdır, kardeştir. Kazancı eşine düşmez. Demokratik düzenlerde. Kadın metadır. Çalışıp evini geçindirmek çocuklarına bakmak, yemek bulaşık çamaşır derken yaşamayı unutmuş robota döner. En değerli varlığımız kadınlarımız kızlarımızdır. Bunu köşesinde anlatan, yaşanan zulümü dile getiren kızıma teşekkür ederim