
Son zamanlarda bölgemizde yaşananlar yani savaş, aylar önce başka bir platformda kaleme aldığım "Bu Başarıdan Kim Rahatsız?" başlıklı yazımdaki öngörüleri birer birer önümüze koydu.
Bölgesel Ateş Çemberi ve Caydırıcılığın Dili
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları ve savaş, sadece iki ülke arasındaki bir hesaplaşma değil; Orta Doğu'da kartların köklü biçimde yeniden karıldığı bir kırılma noktasıdır. Gökyüzünde uçan jetler ve ateşlenen füzeler bir gerçeği bir kez daha önümüze koyuyor: Savunma hattınız sınırlarınızda değil, yerli teknolojinizin ulaştığı menzildedir.
Savunma sanayiindeki yerli ve milli projelerimizi "algı çalışması" olarak niteleyenler, bugün bölgedeki enkaza bakıp tekrar düşünmeli.
Neden Güçlü ve Baskın Olmak Zorundayız?
Bu coğrafya, zayıflığa ve dışa bağımlılığa tahammülü olmayan bir ekosistemdir. Kendi hava savunma sisteminiz yoksa, yazılımınızın kontrolü sizde değilse, mühimmatınız için birinin onayını bekliyorsanız; egemenliğiniz sadece bir temenniden ibarettir.
Caydırıcılık şudur; hasmınızın size saldırmayı düşündüğü an, ödeyeceği bedelin ağırlığı altında ezilmesidir. Güçlü ve baskın olmak, bu topraklarda var olabilmenin tek ön koşuludur.
Rahatsızlık Kimin İçin?
Türkiye savunmada her adım attıkça, bazı çevrelerden yükselen eleştirilerin nedeni pek anlaşılır değil. Peki, bu eleştirilerin kaynağı nedir? Ya da neye bakıyoruz?
Bayraktar TB2, dünyanın dört bir yanındaki çatışma sahalarında savaşın seyrini değiştirdi. Akıncı, 40.000 fit irtifada sınır ötesi hedefleri imha ederek insansız havacılık doktrinlerini yeniden yazdı. Kızılelma, bir insansız muharip uçak konseptini Türkiye'nin kendi eliyle hayata geçirdiğini dünyaya ilan etti. KAAN, 5. nesil muharip uçak kulübüne girme iddiasıyla gökyüzüyle buluştu. Bora ve Tayfun balistik füzeler, stratejik caydırıcılığı yüzlerce kilometre ötesine taşıdı. Hisar ailesi, düşman hava araçlarına karşı yerli hava savunma katmanları oluşturdu.
Roketsan'ın akıllı mühimmatları, hassas vuruş kapasitesini dışa bağımlılıktan kurtardı. MPT-76 ve SAR762 gibi milli piyade tüfekleri, Türk askerinin elindeki silahı yerli çeliğe dönüştürdü. Ve bunlar sadece öne çıkanlardır; listeye Altay tankı, Atak helikopteri, Atmaca füzesi, denizaltı sonar sistemleri eklenince tablo daha da genişler.
İnkâr ve İstihza
Bazı eleştirmenler, bu ülkenin mühendislerinin ortaya koyduğu her projeye alışılmış bir şüphecilikle yaklaşarak, başarıları küçümseme eğiliminde bulunuyor.
Kaan pistten teker kestiğinde, onların içindeki "biz yapamayız" ezberi yere çakılıyor sanki. Hayatında kaput açmamış, piston ile krank milini ayırt edemeyecek insanların jet motoru termodinamiği üzerine "uzman" edasıyla konuşması artık trajikomik bir tablo.
"Motor yerli mi?", "parça nereden geliyor?" elbette meşru sorulardır. Fakat bu soruların çoğu teknik meraktan değil, başarıyı gölgelemek isteyen bir kompleks patlamasından besleniyor. Bu zümre için Kızılelma'nın testleri "bilgisayar oyunu", Akıncı'nın başarısı "abartı", Kaan'ın uçuşu "montaj". Çünkü gerçeği kabul ederlerse yıllarca konfor alanı haline gelmiş "Batı yapar, biz bakarız" ezberi çökecek.
Bu, teknik şüphecilik değil; millî özgüven eksikliğidir. Ve mühendislikten çok toplumsal psikolojinin konusudur.
Emek Verenler ve Yorum Yapanlar
Türkiye bu noktaya kolay gelmedi. Gece gündüz hangarlarda sabahlayan, test uçuşlarında risk alan, sahada hataları omuzlayan binlerce isimsiz emekçi var. Bir tarafta vidaları sıkan mühendislerin alın teri; diğer tarafta klavye başında hayatı yorumlayanların hafifliği. Bu iki dünyanın arasındaki uçurum kapanmıyor.
Sonuç; Kervan Yürüyor
Bugün yaşananlar kanıtlıyor: zayıflık en büyük davetiyedir. Bu savunma hamleleri, Türkiye'nin dış politikada elini güçlendiren siyaset üstü, stratejik bağımsızlık adımlarıdır. Bu topraklarda yaşayan herkesin ortak paydasıdır.
Bugün bu projelere dudak bükenler, yarın aynı projelerin sağladığı güvenlik şemsiyesi altında yaşamaya devam edecek.
Varsın "yapamazsınız" demeye devam etsinler. Tarih, klavye başında "olmaz" diyenleri değil; o imkânsız denilen projeleri gökyüzüne kazıyanları yazacak.
Üretenler yoluna devam ediyor.

