
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Balıkesir Şube Başkanı Şenol Özcan, TÜİK'in açıkladığı madde sepetine göre son bir yılda mercimeğin fiyatının yüzde 48, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 35 arttığını söyledi.
Özcan, pandemi sonrası dünyada bakliyatlara talebin arttığını, ithal edilen bu ürünlerin fiyatlarının buna bağlı olarak yükseldiğini belirtti. Dışa bağımlılığın fiyat artışında en önemli sebep olduğunu belirten Özcan, yaptığı açıklamada; “Tarımsal üretimde acilen planlamaya gidilmesi gerekiyor” dedi.
TÜİK’in, enflasyon rakamlarını açıkladığını, Tüketici fiyat endeksinin eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,75 artış gösterdiğini anlatan Özcan, “Eylül ayında fiyatı en çok artan ilk 10 üründen 7 tanesi gıda ürünleri oldu” diye konuştu.
“VATANDAŞLAR, ZAMLARLA KARŞI KARŞIYA KALIYOR”
TÜİK verilerine göre vatandaşların, son bir yılda yine gıda ürünlerine gelen yüksek zamlarla karşı karşıya kaldığını, 2019 yılının Eylül ayı ile kıyaslandığında bulgur, pirinç, makarna, yumurta gibi her mutfakta bulunan temel gıda ürünlerine gelen zamların, çift haneli rakamları bulduğunu ifade eden Özcan, “Pirinç yüzde 13.89 zamlanırken bulgurun fiyatı, yüzde 19.68 arttı. Yumurtada yaşanan artış ise yüzde 30’u geçti. Mercimekte yaşanan fiyat artışı yüzde 48 olurken, kuru fasulyeye gelen zam yüzde 35’in üzerinde” dedi.
“FİYAT ARTIŞININ NEDENİ DIŞA BAĞIMLILIK”
Türkiye’nin mercimek, pirinç üretiminin kendi kendine yeterli olmadığını söyleyen Özcan, “Bu nedenle ürünler ithal ediliyor. Pandemi döneminde döviz kurlarının yükselmesiyle ithal ürünlerde fiyat artışları çok yüksek oldu. Dünyada da özellikle pandemi döneminde kuru bakliyata bir talep var. Gıdada fiyatların artmasının nedeni dışa bağımlılık” diye konuştu.
“ÜRETMEYİNCE İTHAL EDİYORUZ”
Genelde gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarının üretim kaynaklı olduğunun altını çizen Şenol Özcan, “Üretmeyince ithal ediyoruz ve fiyatları kontrol edemiyoruz. Nohut da böyleydi ancak daha sonra Türkiye üretmeye başladı ve artık fiyatını kontrol edebiliyor. Türkiye’de üretici para kazanamamaktan tüketici ise fiyat pahalılığından şikayet ediyor. Bu durumun yaşanmasında market zincirlerinin etkisi büyük” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de 2019 yılında gıda fiyatlarında yaşanan aşırı yükseliş sonrası tanzim satış noktalarının kurulduğunu anımsatan Özcan, “Vatandaşlar ucuza patates, soğan almak için uzun kuyruklar oluşturmuştu” hatırlatmasında bulundu, açıklamasına şöyle devam etti: “Tarımsal faaliyetler 4 ana kalem üzerinden incelenebilir; planlama, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme ve pazarlama. Türkiye’de bu 4 basamak incelendiğinde planlama olmadığını görüyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli herhangi bir planlama yok. Planlama eksikliği olduğu zaman çiftçinin üretim yapmayı sürdürmesi ve ucuz ürün üretmesi ihtimali ortadan kalkıyor.”
“MALİYETLER YÜKSEK”
Girdi maliyetlerinin çok fazla arttığını belirten Özcan, “En önemli girdi maliyetleri gübre, ilaç, enerji, işçilik gibi masraflar. Bunların hepsi kurdan etkileniyor. Gübre ve ilaç ocak-nisan dönemine kadar yüzde 20-35 arasında zamlanmıştı. Üzerine bir de pandemi sonrası kur artışı da eklendi. Yalnızca nisan sonrası dönem bile maliyetleri çok fazla artırdı. Bu bağlamda çalışan işçilerin geçim masrafı da artmış durumda” açıklamasında bulundu.
“DESTEKLEMELER YETERSİZ”
Bütün bu olumsuzları üreticilere ve tüketicilere yansıtmamak için çok önemli olan desteklemelerin de yeterli olmadığını söyleyen TZD Şube Başkanı Şenol Özcan, “Tarımın gözden çıkarıldığı bir yol izlendiği için desteklemeler de yeterli değil. Destekleme politikalarında üreticiyi de tüketiciyi de tatmin edecek bir durum söz konusu değil. Destekleme bir yana çiftçi kredilere yönlendiriliyor. Çiftçi kredileri 150 milyar lirayı bulmuş durumda. Pazarlama maliyetleri de doğrudan çiftçinin masraflarını artırıyor” dedi.
Özcan, açıklamasını şöyle tamamladı: “Enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığı yönünde ciddi endişeler var. Bu endişeler bizde de var. Bütün bunların giderilmesi için kısa, orta ve uzun vadede bir üretim planlaması yapmak elzemdir. Bu yapılmadığı takdirde fiyat artışları devam edecek ve ekilmeyen topraklar da verimsizleşecek.” Cengiz GÜNER

