
Eğitim-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Serap Müjdeci Gökgün, 12 Eylül darbesinin ardından üniversiteleri kontrol altında tutmak için kurulan YÖK’ün 42 yıldan bu yana bilimsel, özerk üniversitenin önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.
12 Eylül darbesinin ardından üniversiteler üzerinde baskı aracı olması için kurulan YÖK’ün bugüne kadarki uygulamaları ile üniversitelerde bilimselliği ve bilimsel yaklaşımları kurumsal kimliğe kavuşturmadığını, gerçeği arayanı engelleme ve denetim altına alma kurumu haline geldiğini savunan Gökgün, “AKP hükümeti döneminde üniversiteler tamamen piyasa dinamiklerine teslim edilmiş, eğitim hizmetlerinin ticarileştirilmesi, üretilen bilginin metalaştırılması, muhafazakarlaşma ve kadrolaşma, üniversite yönetimlerinin otoriterleştirilmesi yönündeki politikalarda artış oldu. Bilimsel, yönetsel ve akademik özerkliği olmayan, susturulan, liyakatsiz kişilerin iş başında olduğu, bir tek yayını bile olmayanların rektör atandığı üniversiteler bilim yuvası olmaktan uzaklaştı” dedi.
GÖKGÜN’DEN ‘APARTMAN ÜNİVERSİTE’ VURGUSU
Liyakata değil iktidara sadakate göre atanmış yöneticiler eliyle, ilerici akademisyenlerin ve üniversite çalışanlarının düzenli bir mobbinge, baskıya, keyfi soruşturma tehditlerine maruz kaldığını öne süren Gökgün, “Ülkenin en köklü, en gelenekli üniversiteleri, başlarında bir tane bile kabul görmüş makale kaleme almamış parti komiserleri tarafından yönetiliyor. Yandaşlara koltuk ve akademik unvan vermek için açılmışçasına faaliyet gösteren ve sayıları her geçen yıl artan vakıf üniversiteleri, bir kampüsü ve yaşam alanı bile olmayan ve mantar gibi türeyen apartman üniversiteleri, Türkiye akademisinin kalitesinden de saygınlığından da çok şey götürmeye devam ediyor.
Uluslararası göstergeler son 20 yılda üniversitelerimizin hemen her alanda ileri değil geri gittiğini ortaya koyuyor. Üniversitelere ayrılan kaynağa baktığımızda Gayri Safi Milli Hasıladan (GSMH) üniversitelerin aldığı pay yüzde birinin altındadır. Bu da üniversiteleri giderek işlevsizleştirmekte, niteliksizleştirmektedir. 129 devlet üniversitemizin toplam bütçesi Amerika’daki bir üniversitenin bütçesinin altındadır. Gerekli kaynak aktarılmadığından araştırmalarda beklenen nitelik ve nicelik sağlanamamaktadır. Ulusal ve uluslararası yayın sayısının artmasına rağmen etki faktörü açısından değerlendirildiğinde Türkiye’deki üniversitelerin bazı Ortadoğu ülkelerinin bile gerisinde kaldığı, akademik yayın ve bilimsel bilgi üretimi motivasyonunun da akademik yükseltilme ve performans kaygısıyla yapıldığı gözlemlenmektedir.
Bu nedenle çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmanın ve kalkınmanın temel unsurlarından biri olan üniversitelerin özerkliğinin tam olarak sağlanması, siyasi müdahalelerin önlenmesi, akademik kadroların kalitesinin artırılması ve araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, üniversitelerin daha etkin bir şekilde işlev görmesi için gereklidir. Üniversitelerin özerk-demokratik bir yapıya kavuşması için 12 Eylül’ün artığı olan YÖK kaldırılmalıdır” dedi. Erim Er

