BIST 100
10.898,70 -0,43%
DOLAR
42,4900 0,11%
EURO
49,2920 0,04%
GRAM ALTIN
5.763,55 1,55%
FAİZ
38,47 -0,77%
GÜMÜŞ GRAM
77,12 5,76%
BITCOIN
90.933,00 -0,11%
GBP/TRY
56,2721 0,00%
EUR/USD
1,1598 0,02%
BRENT
62,38 -0,78%
ÇEYREK ALTIN
9.423,41 1,55%
Balıkesir Sisli
Balıkesir hava durumu
5 °

Balıkesir Deprem Gerçeğiyle Yüzleşme Hazır mı?

Balıkesir Deprem Gerçeğiyle Yüzleşme Hazır mı

Balıkesir, Türkiye’nin en aktif fay hatları üzerinde yer alan şehirlerden biri. Kentte artan yapı stoğu, kentsel dönüşüm ihtiyacı ve uzmanların uyarıları, “Balıkesir deprem gerçeğiyle yüzleşmeye hazır mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Balıkesir, hem Marmara hem Ege bölgelerinin kesişiminde yer aldığı için Türkiye’nin en karmaşık fay hatlarından biriyle iç içe yaşıyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun etkileri, Edremit Fay Zonu’nun aktiviteleri, Manyas ve Gönen çevresindeki sismik hareketlilik derken şehir, uzun yıllardır orta ve yüksek şiddetli depremlerle sınanan bir coğrafyaya dönüştü. Bu nedenle “Balıkesir’de deprem gerçeği” sadece teori değil; her vatandaşın yakından hissettiği bir gerçeklik olarak hayatın içinde yer alıyor.

2025’te meydana gelen büyük sarsıntılar, kentteki deprem tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Çünkü bu sarsıntılar, fay hatlarını hatırlatan uyarılar niteliği taşıyor. Uzmanlar, Balıkesir’in hem yüzey kırığı potansiyeli hem de çoklu fay sistemleri nedeniyle dikkatle takip edilmesi gereken iller arasında bulunduğunu belirtiyor. Özellikle Sındırgı, Edremit Körfezi ve Bandırma çevresi, bilim insanlarının uzun süredir risk analizlerinde öncelikli bölgeler arasında yer alıyor.

Balıkesir’in deprem riski, kentsel dayanıklılık konusunu daha önemli hale getiriyor. Şehrin yapı stoğu, farklı dönemlerde yapılmış binlerce binadan oluşuyor. 1999 sonrası yönetmeliklerle yapılan binalar daha güvenli olsa da kentte hâlâ dönüşmeyi bekleyen ciddi bir yapı stoku bulunuyor. Balıkesir merkezde, Altıeylül ve Karesi ilçelerinde özellikle 1980–2000 arası inşa edilen binalar dönüşüm için öncelikli kabul ediliyor. Deprem riski arttıkça, bu yapıların yenilenmesi hem kamu kurumlarının hem de vatandaşların ortak gündemi haline geliyor.

Kentsel dayanıklılık tartışmasının bir diğer boyutunu altyapı oluşturuyor. Su, enerji ve ulaşım hatlarının deprem anında zarar görmemesi için yapılan güçlendirme çalışmaları son yıllarda hız kazandı. Ancak uzmanlar, bazı kritik bölgelerde altyapının hâlâ yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Özellikle Sındırgı, Bigadiç, Edremit, Bandırma, Gönen ve Manyas çevresinde hem fay hatlarının konumu hem de nüfus yoğunluğu nedeniyle çalışmalara öncelik verilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Son dönemde yaklaşık 20 bin depremle sarsılan Sındırgı gibi Edremit Körfezi de deprem gerçeğinin en görünür olduğu alanlardan biri. Jeologlar, bu bölgenin hem kabuk hareketleri hem de deniz tabanı kırıkları nedeniyle hassas bir yapıya sahip olduğunu aktarıyor. Ayvalık’tan Akçay’a uzanan hattın, geçmişte birçok kez güçlü sarsıntılar ürettiği biliniyor. Son ölçümler, bu hareketliliğin hâlâ sürdüğünü gösteriyor. Körfez hattında yaşayanların deprem konusunda daha bilinçli olması tesadüf değil; çünkü bölge sakinleri zaman zaman hissedilen küçük depremler nedeniyle deprem gerçeğini gündelik hayatın içinde yaşıyor.

Bandırma ise hem sanayi hem liman kenti olması nedeniyle deprem tartışmalarında özel bir yere sahip. Bandırma Fay Zonu’nun çevredeki etkisi, şehri Marmara Bölgesi’nin yüksek riskli noktalarından birine dönüştürüyor. Bu nedenle şehirde yürütülen kentsel dönüşüm projeleri, sadece yaşam alanlarının değil, ticari ve lojistik yapının da sürdürülebilir olmasını hedefliyor. Uzmanlar, Bandırma’nın özellikle liman çevresinde zeminin dikkatli incelenmesi gerektiğini, gevşek zeminlerin depremde büyük risk oluşturduğunu belirtiyor.

Deprem gerçeğiyle yüzleşmek sadece fiziksel önlemlerle sınırlı kalmıyor; psikolojik dayanıklılık da kentsel dayanıklılık kadar kritik. Balıkesir’de yapılan saha araştırmaları, halkın deprem bilincinin yıllar içinde arttığını gösteriyor. Ancak bu bilinç, hâlâ riskleri azaltacak kadar güçlü değil. Deprem çantası hazırlama, acil toplanma alanlarını bilme, doğru davranış modelleri gibi konularda eğitim çalışmaları devam ediyor. Özellikle genç nüfusun bilinç düzeyinin artırılması, olası bir büyük depremde can kaybını en aza indirecek en etkili yöntemlerden biri olarak görülüyor.

Balıkesir’in deprem gerçeği, yeni planlama anlayışını da zorunlu hale getiriyor. Yerel yönetimler, gelecekteki projelerde zemini güçlü alanları tercih ediyor ve “mikro bölgeleme” çalışmalarını tüm ilçelere yaymayı hedefliyor. Yeni yapılan binaların zemin etüdü, taşıyıcı sistem kontrolü, proje denetimleri gibi süreçler daha sıkı takip ediliyor. Balıkesir’de artık hiçbir bina “göz kararı” inşa edilmiyor; edilmesine de izin verilmiyor.

Sonuç olarak Balıkesir, deprem gerçeğiyle yaşayan bir şehir. Fay hatlarının karmaşık yapısı, nüfus artışı, eski binaların varlığı ve yoğun kentleşme hareketi, kentsel dayanıklılığı her zamankinden daha önemli kılıyor. Şehrin önünde iki seçenek bulunuyor: ya “deprem olunca konuşulan riskleri” beklemek ya da bugünden güçlü adımlar atarak dayanıklı bir gelecek inşa etmek. Balıkesir’in tercih etmesi gereken yol artık çok net: bilime göre planlanan, güvenli yapılarla desteklenen ve halkın bilinç düzeyini yükselten bütüncül bir deprem politikası.

Kent ancak böyle bir dönüşümle geleceğini daha güvenli bir zemine oturtabilir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?