BIST 100
14.190,25 0,13%
DOLAR
47,9015 0,04%
EURO
55,6450 0,40%
GRAM ALTIN
6.786,49 0,73%
FAİZ
41,12 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
101,53 1,92%
BITCOIN
63.489,00 0,76%
GBP/TRY
65,0074 0,26%
EUR/USD
1,1608 0,33%
BRENT
88,22 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
11.095,91 0,73%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
23 °
  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
  • TMMOB’den 17 Ağustos Depremi Açıklaması: “Riskli Yapıları Biliyoruz, Ama Hangileri Riskli Bilmiyoruz”

TMMOB’den 17 Ağustos Depremi Açıklaması: “Riskli Yapıları Biliyoruz, Ama Hangileri Riskli Bilmiyoruz”

TMMOB’den 17 Ağustos Depremi Açıklaması “Riskli Yapıları Biliyoruz, Ama Hangileri Riskli Bilmiyoruz”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekti. Açıklamada, milyonlarca bağımsız bölümün risk altında olduğu belirtilirken, ülke genelindeki yapı stokunun tamamını kapsayan güncel, bilimsel ve şeffaf bir envanterin hâlâ oluşturulamamış olması eleştirildi.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, depremin yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğinin değişmediğine dikkat çekerek yapı güvenliği konusunda kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Açıklamada, 17 Ağustos 1999 depreminin yalnızca büyük can ve mal kayıplarına yol açan bir afet olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin deprem politikalarını yeniden değerlendirmesi gereken önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.

İnşaat Mühendisleri Odası, asıl sorunun depremin kendisinden çok, gerekli önlemler alınmadığında yıkıcı sonuçlara neden olan yapı üretimi ve kentleşme anlayışı olduğunun altını çizdi.

“Asıl soru hangi yapıların riskli olduğu”

Açıklamada, Türkiye’de deprem riskinin artık bilinmeyen bir gerçek olmadığı vurgulandı.

Geçmiş yıllarda Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve son olarak 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin yapı stokundaki kırılganlıkları ortaya çıkardığı hatırlatıldı.

İnşaat Mühendisleri Odası, bugün gelinen noktada artık temel sorunun depremin nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte meydana geleceği olmadığını belirterek şu soruya dikkat çekti:

“Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz?”

Açıklamaya göre 27 yılın sonunda bu soruya hâlâ yeterli bir yanıt verilemiyor.

Türkiye’de milyonlarca yapı risk altında

Açıklamada, ilgili kamu kurumlarının verilerine göre Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve yaklaşık 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.

Ancak odanın dikkat çektiği temel nokta, riskin büyüklüğünü tahmin etmek ile riskin nerede bulunduğunu bilmenin aynı şey olmadığı oldu.

2025 yılı verilerine de yer verilen açıklamada, 6306 sayılı Kanun kapsamında Türkiye genelinde 30 bin 7 yapı için riskli yapı tespiti yapıldığı belirtildi.

Bu yapıların içerisinde toplam 194 bin 381 bağımsız bölüm bulunduğu, bunların 167 bin 560'ının konut, 26 bin 821'inin ise iş yeri olduğu aktarıldı.

Aynı yıl 11 bin 940 riskli yapının yıkıldığı ve bu yapıların toplam 59 bin 329 bağımsız bölümü kapsadığı kaydedildi.

2012’den bu yana yaklaşık 1,2 milyon bağımsız bölüm tespit edildi

İnşaat Mühendisleri Odası açıklamasında 2012-2025 yılları arasındaki kümülatif verilere de dikkat çekildi.

Buna göre söz konusu dönemde 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti gerçekleştirildi. Bu binalarda bulunan toplam 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlendi.

Aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkımı gerçekleştirildi. Yıkılan binalardaki toplam bağımsız bölüm sayısı ise 1 milyon 88 bin 165 oldu.

Açıklamada, Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölümün risk altında olduğuna yönelik tahminler dikkate alındığında, mevcut dönüşüm hızının yeterli olmadığı değerlendirmesi yapıldı.

“Türkiye’nin bütün yapı stokunun envanteri çıkarılmalı”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’na göre ihtiyaç yalnızca riskli olduğu bildirilen veya yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen yapıların kayıt altına alınması değil.

Asıl ihtiyaç, Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir yapı envanterinin oluşturulması.

Açıklamada, 17 Ağustos 1999 sonrasında hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar tamamlanmasının öngörüldüğü hatırlatıldı.

Ancak aradan geçen süreye rağmen ülke genelinde bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin bulunmadığı ifade edildi.

Odaya göre bu eksiklik, deprem riskinin yönetilmesinin önündeki en temel sorunlardan biri.

Binanın yaşı tek başına güvenlik göstergesi değil

Açıklamada yapıların güvenliği değerlendirilirken yalnızca yapım yılına bakılmasının da yeterli olmadığı belirtildi.

Bir binanın hangi yönetmeliğe göre tasarlandığı, nasıl projelendirildiği ve nasıl inşa edildiği kadar kullanım sürecinde geçirdiği değişikliklerin de önemli olduğu vurgulandı.

Özellikle zemin katta duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat veya eklentilerin yapılması ve binanın kullanım amacının değiştirilmesi gibi uygulamaların yapı güvenliğini etkileyebileceği ifade edildi.

Bu nedenle yapıların kullanım sürecinde düzenli ve sistematik teknik denetimden geçirilmesi gerektiği belirtildi.

Yeni binalar için de uyarı

İnşaat Mühendisleri Odası, mevcut yapı stokunun dönüştürülmesinin yanında bugün inşa edilen yapıların geleceğin riskli yapılarına dönüşmesinin de önlenmesi gerektiğini vurguladı.

6 Şubat depremlerinde yeni sayılabilecek bazı yapıların da yıkılmış olmasının kamuoyundaki endişeleri artırdığı ifade edildi.

Güvenli yapı üretiminin yalnızca yeni bir bina inşa etmekten ibaret olmadığı belirtilirken; doğru zemin araştırması, doğru projelendirme, nitelikli malzeme, doğru uygulama ve etkin yapı denetiminin birbirini tamamlayan unsurlar olduğu kaydedildi.

TMMOB’den 7 maddelik çağrı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, açıklamasının sonunda deprem riskinin azaltılması için çeşitli talepler sıraladı.

Buna göre;

  • Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulması,
  • Yapıların risk durumlarını takip etmek amacıyla Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması,
  • Riskli yapıların belirlenmesi ve müdahale süreçlerinin risk büyüklüğüne göre önceliklendirilmesi,
  • Dar gelirli vatandaşların korunacağı yeterli ve erişilebilir kamu kaynaklarının sağlanması,
  • Kentsel dönüşümün rant odaklı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı ve kent ölçeğinde yürütülmesi,
  • Yapıların kullanım sürecindeki güvenliğinin periyodik kontrollerle izlenmesi,
  • Yeni yapılarda proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz şekilde verilmesi gerektiği belirtildi.
“Daha fazla beklemek istemiyoruz”

İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen 27 yılın Türkiye’nin deprem gerçeğini anlaması için fazlasıyla uzun bir süre olduğunu belirtti.

Açıklamada bilim insanları, mühendisler, meslek odaları, üniversiteler ve kamu kurumlarının yıllardır uyarılarda bulunduğu, çok sayıda rapor hazırlandığı ve Meclis araştırma komisyonlarında sorunların ortaya konulduğu hatırlatıldı.

Buna rağmen her büyük depremin ardından benzer sorunlarla karşı karşıya kalındığı ifade edildi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 17 Ağustos 1999’da yaşamını yitiren vatandaşları anmanın en anlamlı yolunun, benzer acıların yeniden yaşanmaması için vakit kaybetmeden harekete geçmek olduğunu vurguladı.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?