Yayınlanma Tarihi :

Vali Yazıcı: İnsan hakkını bilmeyen çocuk can yakar

BENGİ projesiyle binlerce öğrenci ve öğretmene değerler eğitimini anlatan Vali Ersin Yazıcı, öğretmenlerden çocukların kalbine insan hakkı, çocuk hakkı, kul hakkının işlenmesini istiyor. Yazıcı, “Bu çocuklar belki yarın kreşlerde sizin çocuklarınıza bakacak. Kalbine bu değerleri yerleştirmezsen değil 50, 500 tane de kamera koysan, o kamerayı kapatır, eğer kafasına koymuşsa senin çocuğunun canını yakar” dedi.

Balıkesir’de bir yıl önce başlatılan Balıkesir Eğitimde Niteliği Geliştirme İzleme Projesi (BENGİ) ile tüm il genelinde eğitimi öncelikli gündem maddesi yapan Vali Ersin Yazıcı, Marmara Adası’ndan Savaştepe’ye, Ayvalık’tan Dursunbey’e kadar eğitimi başta kamu kurumları olmak üzere şehrin, ilçelerin gündemine taşımayı başardıklarını söyledi.

“OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRDIK, HALK DA DESTEK VERİYOR”

Eğitim ile direkt ilgisi olmayan, görev tanımında eğitimin direkt yer almadığı kurumları da sürecin içine çektiklerini kaydeden Vali Ersin Yazıcı, “Okullarımıza sürekli birileri gidiyor. Tarım Müdürü gidiyor, doktor gidiyor. Orman İşletme Şefi gidiyor, Kaymakam haftada iki kere gidiyor. Bu okullarda bir sinerji oluşturdu, ben bundan mutluyum. BENGİ’de öne çıkartmaya çalıştığımız akademik başarıdan çok okuma alışkanlığının kazandırılması ve Değerler Eğitimi’ni çok daha öne çıkartmak istedik. Bu bir kazançtır, Balıkesir’de her ilçede, köy okulları dahil tamamında haftada iki kere okuma saati yapılıyor. Bu projede okulları da bir yarışa sokmak istiyoruz. Ucu açık; istediğiniz farklı anlamda okuma etkinliğinin dışında bir şeyler yapın dedik. Dursunbey’deki bir okul Ayvalık’taki başka bir okula örnek olabilir. Bir çok farklı uygulamalar yapabilirsiniz dedik. Ama olmazsa olmazlarımızdan birisi kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasıydı. Gönen’de 12 bin öğrenci var. 12 bin öğrenciye 12 bin kitap kampanyası yapıldı. Dağıtımına katıldık, acayip mutlu oldum. Beyaz eşyacı beyefendi 5 bin lira vermiş, peynirci 10 bin lira vermiş,  27 hayırsever bir araya gelerek kampanyayı gerçekleştirmişler. Büyük meblağlar yok. Ben zaten o işin bereketlenmesinden zevk alıyorum. 27 hayırsever 12 bin kitabın maliyetini karşılamış ve çocuklarımıza dağıtıldı.  Karesi ilçesinde bin 114 dersliğin tamamına kitaplık yapıldı. Ayvalık’ta kitaplarla ilgili ‘Anneler Okuyor’, ‘Aileler Okuyor’ projeleri yapıldı. Savaştepe’de başka bir etkinlik yapıldı. Kepsut’ta velilerin okumasıyla ilgili yapıldı. Sındırgı’da çocuklar yaşlılara gidiyor kitap okuyor. Okuma üzerine her ilçede mutlaka bir şeyler yapılıyor. Bu da sonuçların iyi olduğunu gösteriyor” dedi.

“BİR YILDA ÇOK İYİ MESAFE ALDIK”

BENGİ projesi birinci amaçlarının kitap okuma alışkanlığını kazandırmak olduğuna dikkat çeken Vali Yazıcı, bir yılda aldıkları mesafenin çok iyi olduğunu söyledi.

Yazıcı, “Susurluk gibi küçük bir ilçede kitap fuarı yapıldı, Sındırgı’da kitap fuarı yapıldı. Küçük yerler yani bunlar ekonomik açıdan baktığınızda yayın evleri açısından bu fuarların yapılması çok kolay değil. Ama gidildi, açıldı, biz de destekledik. Firmalar en başta nazlandıklarını, Balıkesir merkezde yapmak istediklerini ama bu kadar öğrenci ve ilçe nüfusunun olduğu bir yerde bugüne kadar yaptıkları en iyi fuar olduğunu söylediler. Biz bütün öğrencilere fuara gideceksiniz dedik. Yani onu kültür olarak ele aldık. Ben istiyorum ki çocuk kitaba dokunacak, inceleyecek ve eliyle seçerek kitabı alacak. Biz bunu yaptık.

“KAYMAKAMLARIN GİTMEDİĞİ OKUL KALMADI”

İlçe kaymakamlarımın tamamının ilçelerinde gitmedikleri okul yok. Böyle bir kampanya olmasaydı gider miydi? Bir üst yöneticinin okula gitmesinin faydalarını anlatmaya gerek var mı? Ben Vali olarak merkezde Altıeylül ve Karesi’de bir tane hariç bütün meslek liselerine gittim. Özellikle birkaç aydır ısrarla meslek liselerine gidiyorum. Oradaki çocuklarımızın hayata olan bakışlarını acaba bir parça değiştirebilir miyim diye gidiyorum. Bu arada 15 bin öğretmenim var, bire bir toplantı yaptığım öğretmen sayısı 11 bini geçti” diye konuştu.

“HER HAFTA 2 OKULDA DEĞERLER EĞİTİMİNİ ANLATIYORUM”

Haftada iki okula giderek Değerler Eğitimi adı altında öğrencilere ve öğretmenlere  insan hakkı, çocuk hakkı, kul hakkı kavramlarını anlattığını kaydeden Vali Ersin Yazıcı, sözlerine şöyle devam etti:

“Kaymakamlarımız, müdürlerimiz, banka müdürleri de bunu yapıyor. Bize ait çok değerlerimiz var ve bunları anlatmaya çalışıyoruz. Değerler Eğitiminin sonuçlarını almak veya ölçebilmek çok mümkün değil. Bunu zaman içerisinde bu şehirde yaşayanlar bunu görecek. Şimdi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütün Türkiye’de başlattı, Balıkesir’de de Kadına Şiddet ile ilgili bir çalıştay yapıldı. Orada da ifade etmiştim; erkek çocuklarını da anneler yetiştiriyor. Yani adamlık değil, ben güçlüyüm sen güçsüzsün insanlık dışı. Ama eğitim ailede başlıyor. O erkek çocuğa kalbine insan haklarını, insan sevgisini, kul hakkını yerleştirmezse anne, ardından da okul, ondan sonra şiddeti de uygular, başka şeyleri de uygular. Bizim bize ait çok güzel özelliklerimiz var. Töremiz, geleneğimiz, inancımız, ahlakımız var. Bunları başta aile, ardından da ilkokul ve ortaokulda çocukların kalplerine bir şekilde nakşetmeliyiz.Bunun gayreti içerisindeyiz, bunu yapmaya çalışıyoruz. Öğretmen arkadaşlara bunu ısrarla anlatıyorum. Herkes doktor, mühendis, polis, müteahhit olmayacak. Dünyanın ve Türkiye’nin gerçeği ortada. Ama herkes adam olmalı. Bu şehirde yaşayanlar bunun sonuçlarını 5-10 yıl sonra görecek.

“İNSAN HAKKINI, ÇOCUK HAKKINI ÖĞRETMEDİĞİNİZ ÇOCUKLAR YARIN SİZİN ÇOCUĞUNUZUN CANINI DA YAKAR”

Meslek Lisesi öğrencileri seviye, sınav puanları açısından biraz zahmetli. Kötü öğrenci falan yok, sadece biraz zahmetli. Oradaki öğretmenlere söylüyorum; her ne kadar şikayet etseniz de eğer bu çocuklara insan hakkını, çocuk hakkını, kul hakkını kalplerine yerleştirmezsen, bunu ister dini açıdan, ister evrensel insan hakları olarak anlatın. Ama eğer kalbine işlemezsen çocuk hakkı, insan hakkı diye bir kavramı öğretmezsen bu çocuklar yarın kreşlerde sizin çocuklarınıza bakacak. Kalbine bu değerleri yerleştirmezsen değil 50, 500 tane de kamera koysan, o kamerayı kapatır, eğer kafasına koymuşsa senin çocuğunun canını yakar. Ne türden olursa olsun bunlar bizim insanımız. Biz kreşe muhtacız, çünkü bayanlar çalışıyor. Kreşlerin sayısı da giderek artıyor. En son çocukları ona göre yetiştirin dedim. Şikayet etmekle bu iş olmaz. Her gün yediğin ekmeği bu çocuklar yapacak. Bu tamirci için de geçerli. Bir şey bozulduğunda tamircide kazıklanmamak da veya işi sağlıklı yapmak da bir güven unsuru. Bunu anlatmaya çalışıyoruz, öğretmenlerimizle bunu yapmaya çalışıyoruz. Ben inanıyorum ki bu noktada da Türkiye’nin yaşadığı bu problemleri; yani insanların birbirine güvenmemesi, itimat etmemesi gibi konular benim çocuklarla sohbetlerimin ana konuları ve her yerde aynı. Özgüvenli bir Türk genci her şeyi yapabilir, inandıktan sonra. Hayalleriniz, hedefleriniz olacak ve özgüven üzerine sohbet ediyorum. Dürüstlük ana temalarımdan birisi. Neden ve nasıl olacağıyla ilgili dürüstlüğün şartlarını sohbet tadında yapıyorum. Bütün buluşmalarımda salondaki sayı 70-80 ile maksimum 150 oluyor. Yalan üzerine, dürüstlük üzerine, güven üzerine konuşuyorum, konuşturuyorum. Salonun en az yarısı mutlak suretle konuşmak zorunda, asla yerimde oturmuyorum. Bir Vali olarak şöyle düşünüyorum, 100 tane çocukla buluştuğumda, ben eğer 3-5 çocuk üzerinde hayata dair ne ders çalışın derim. Ben şunu söylerim; hayalin şu olacak, hedef bu olacak. Bunu yapmak için ne yapmak gerekiyor? Bunu da öğrencinin kendisine söyletirim. Ben ders çalış, onu yap, bunu yap hiç demem. Çünkü öğrenci biliyor zaten. Sadece son cümlem şu hedefinize ulaşmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Bu kadar. Daha ders çalışın hiç dememişimdir. Bu şekilde anlatmaya çalışıyorum. Diyeceksiniz ki haftada 200 çocukla buluşunca ne oluyor? Yani her gün öğretmeninden dinlediği konuyu benden dinlemesinin farklı olduğunu düşünüyorum. Tarım müdüründen, iş adamından dinlediğinde farklı etki yaratacağını düşünüyorum. Bunlar okulda hareketli bir sinerji oluşturuyor.” Mahmut ACARÖZ

Kaynak : İrfan Duroğlu

YORUM YAP