
Türkiye’de eğitim politikalarının son 24 yılındaki en radikal değişimlerinden biri olan "taşımalı eğitim", köylerdeki okul zillerini birer birer susturdu. 2000’li yılların başında 30 binin üzerinde olan köy okulu sayısının bugün 13 bin seviyelerine gerilemesi, on binlerce binanın kaderine terk edilmesine neden oldu. İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş’ın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelttiği sorular, bu binaların akıbeti hakkında çarpıcı iddiaları gündeme getirdi.
Köy Okullarının Sayısı Neden Düştü?
Son yirmi yılda uygulanan merkezi eğitim politikalarıyla, küçük köylerdeki öğrenciler "merkez" okullara taşınmaya başlandı. Ancak Altıntaş’ın önergesine göre bu durum, sadece bir ulaşım meselesi değil. Kapatılan okullar; bakımsızlıktan harabeye dönerken, bazı binaların depo, atölye hatta ticari işletme olarak kullanılması kamu vicdanını yaralıyor.
Kapatılan Okullarda "Ticaret" İddiası
Önergenin en dikkat çekici noktalarından biri, eğitim amacıyla inşa edilen kamu binalarının özel sektöre kiralanması veya satışa çıkarılması oldu. "Köy çocukları okul bulamazken, okul binalarının ticari kullanıma açılması trajikomiktir" ifadesini kullanan Altıntaş, şu soruların yanıtlanmasını istedi:
Kapatılan kaç okul binası özel şirketlere kiralandı?
Bu binalar hangi amaçlarla (atölye, depo vb.) kullanılıyor?
Satışa çıkarılan okul binaları hangi illerde yoğunlaşıyor?
Taşımalı Eğitim: Pedagojik Bir Risk mi?
Önergede, özellikle ilkokul çağındaki çocukların her gün saatlerce süren yolculuklara maruz kalmasının yarattığı psikososyal sakıncalara değinildi. Kırsalda yaşayan öğrencilerin eğitimden kopuş riski, devamsızlık artışı ve akademik başarı düşüklüğü, "taşımalı eğitim" sisteminin en büyük yan etkileri olarak gösteriliyor.
Balıkesir ve Kırsal Eğitim
Geniş bir kırsal ağa sahip olan Balıkesir gibi illerde, köy okullarının kapatılması sadece eğitimi değil, köydeki sosyal yaşamı da bitiriyor. Okulun kapandığı bir köyde öğretmen figürünün kaybolması, köylünün devletle olan en sıcak bağının kopması anlamına geliyor. Altıntaş’ın önergesi, bu binaların "Köy Yaşam Merkezleri" veya halk eğitim merkezleri olarak tekrar kazanılıp kazanılmadığını da sorguluyor.
Bakanlıktan Yanıt Beklenen 9 Kritik Madde
Haber değeri taşıyan ve binlerce aileyi ilgilendiren önergedeki temel başlıklar şunlar:
İstatistikler: 2002’den bu yana Türkiye genelinde ve il bazında kapatılan okul sayısı.
Atıl Binalar: Faal olmayan kaç okul binası tamamen çürümeye terk edildi?
Kullanım Amacı: Eğitim dışı amaçlarla kiralanan okul binalarının sayısı nedir?
Etki Analizi: Okul kapatmanın kırsaldaki "okul terk oranları" üzerindeki etkisi araştırıldı mı?
Politika Değişikliği: Köy okullarının yeniden açılması için bir çalışma var mı?
Beton mu, Eğitim mi?
Milletvekili Haydar Altıntaş’ın bu hamlesi, eğitimde "tasarruf" ya da "merkezileşme" adı altında atılan adımların sosyal maliyetini ortaya koyuyor. Kamu kaynaklarıyla inşa edilen binaların harabeye dönmesi ya da ticari kaygılarla el değiştirmesi, eğitim hakkının gaspı olarak nitelendiriliyor. Şimdi gözler, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gelecek yazılı cevapta.

