BIST 100
11.231,17 -2,99%
DOLAR
49,6277 0,10%
EURO
55,7443 0,03%
GRAM ALTIN
6.470,03 -1,95%
BITCOIN
81.529,00 -3,64%
FAİZ
39,62 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
88,23 -4,54%
GBP/TRY
66,5211 0,09%
EUR/USD
1,1206 -0,23%
BRENT PETROL
107,69 1,08%
ÇEYREK ALTIN
10.578,49 -1,95%
Balıkesir Parçalı Az Bulutlu
Balıkesir hava durumu
22 °

26 Mayıs 1944: Türkiye’nin İlk Yerli Yolcu Uçağı Gökyüzüne Yükseldi

26 Mayıs 1944 Türkiye’nin İlk Yerli Yolcu Uçağı NU.D-38 Gökyüzüne Yükseldi

26 Mayıs 1944’te Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağı Nu.D-38, İstanbul Yeşilköy’den havalanarak Ankara’ya ulaştı ve genç Cumhuriyet, kendi mühendisliğiyle ürettiği bir yolcu uçağını ilk kez gökyüzüne çıkardı. O gün yapılan uçuş yalnızca İstanbul ile Ankara arasındaki bir yolculuk değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji ve sanayi alanındaki bağımsızlık hayalinin gökyüzündeki ilk büyük adımlarından biri olarak tarihe geçti.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye yalnızca siyasi ve ekonomik bağımsızlık hedeflemiyordu. Genç Cumhuriyet aynı zamanda kendi sanayisini kurmak, kendi teknolojisini üretmek ve dünyaya “Biz de yapabiliriz” mesajı vermek istiyordu. İşte bu hedefin en dikkat çekici adımlarından biri 26 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşti. Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağı olan Nu.D-38, İstanbul’dan havalanarak Ankara’ya ulaştı ve Türk havacılık tarihinde unutulmaz bir sayfa açtı.

Bugün savunma sanayi ve yerli teknoloji projeleri sık sık gündeme gelirken, aslında Türkiye’nin yerli uçak üretme hayali bundan onlarca yıl önce başlamıştı. O gün gökyüzüne yükselen Nu.D-38 yalnızca bir uçak değil, aynı zamanda genç Cumhuriyet’in sanayi ideallerinin sembolüydü.

Nuri Demirağ’ın Büyük Hayali

Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağının arkasındaki isim, iş insanı ve sanayici Nuri Demirağ idi. Demiryolu yatırımları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine “Demirağ” soyadı verilen Nuri Demirağ, Cumhuriyet’in kalkınmasının yalnızca yollarla değil, gökyüzüyle de mümkün olacağını düşünüyordu.

1930’lu yıllarda Avrupa ve Amerika havacılık alanında hızla ilerlerken Türkiye’de henüz ciddi bir uçak sanayisi bulunmuyordu. Nuri Demirağ ise bu eksikliği görmekle kalmadı, çözüm üretmek için harekete geçti. İstanbul Beşiktaş’ta bir uçak fabrikası kuruldu, Yeşilköy’de ise bugün Atatürk Havalimanı’nın bulunduğu bölgede uçuş alanı ve eğitim tesisleri oluşturuldu.

Demirağ’ın hedefi yalnızca yabancı uçakları kullanmak değil, tamamen Türk mühendisliğiyle yeni modeller geliştirmekti. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden biri olan Selahattin Reşit Alan ile çalışıldı. Önce eğitim uçağı Nu.D-36 geliştirildi, ardından yolcu taşımacılığı için Nu.D-38 projesi ortaya çıktı.

Nu.D-38 Dönemine Göre İleri Teknolojiye Sahipti

Nu.D-38, o dönem için oldukça gelişmiş teknik özelliklere sahip bir uçaktı. Çift motorlu yapıdaki uçak saatte yaklaşık 325 kilometre hız yapabiliyordu. Motorları dışında birçok parçası Türk işçileri ve teknisyenleri tarafından üretildi. Uçağın 1000 kilometre menzile sahip olması ve yaklaşık 3,5 saat havada kalabilmesi dikkat çekiyordu.

Altı kişilik kapasiteye sahip uçakta iki pilot ve dört yolcu bulunabiliyordu. Ayrıca uçak gerektiğinde askeri nakliye veya bombardıman amacıyla kullanılabilecek şekilde tasarlanmıştı. Bu özellik, dönemin stratejik şartları düşünüldüğünde oldukça önemli görülüyordu.

Nu.D-38’in tasarımında yalnızca teknik başarı değil, aynı zamanda bağımsızlık fikri ön plana çıkıyordu. Çünkü genç Cumhuriyet için yerli üretim yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir meseleydi.

Tarihi Uçuş 26 Mayıs 1944’te Gerçekleşti

Aylar süren test uçuşlarının ardından beklenen gün geldi. 26 Mayıs 1944 sabahı İstanbul Yeşilköy’den havalanan Nu.D-38, Ankara Etimesgut Havaalanı’na doğru yola çıktı. Tarihi uçuş yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Nu.D-38’in test ve deneme uçuşlarında görev alan pilotlar arasında Basri Alev ve Mehmet Altunbay bulunuyordu. Dönemin en deneyimli Türk pilotları arasında gösterilen isimler, yerli havacılık projesinin başarıya ulaşmasında önemli rol oynadı.

Uçakta pilotların yanı sıra Tasvir-i Efkar gazetesi sahibi Ziyat Ebuzziya, Vatan gazetesi muhabiri Faruk Fenik ve Nuri Demirağ da bulunuyordu. Uçağın Ankara’ya sorunsuz şekilde inmesi büyük heyecan yarattı. Türk basını bu uçuşu “Türk havacılığı adına tarihi başarı” olarak duyurdu.

Bu uçuş yalnızca İstanbul ile Ankara arasında yapılan sıradan bir yolculuk değildi. Aynı zamanda Türkiye’nin kendi teknolojisiyle gökyüzüne çıkabileceğinin kanıtıydı.

Dünya Havacılığı Tarafından Dikkatle İzlenmişti

Nu.D-38 yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası havacılık çevrelerinde de dikkat çekmişti. Uçak, dönemin dünya havacılık standartlarında “A sınıfı yolcu uçağı” kategorisine dahil edildi. Bu durum, projenin teknik açıdan ciddiyetini gösteren önemli gelişmelerden biri olarak kabul edildi.

Uçak daha sonra Bursa, İzmir, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerde deneme ve tanıtım uçuşları gerçekleştirdi. Hatta Atina ve Selanik’e yapılan uçuşlar da dönemin gazetelerinde geniş yer buldu. Türkiye’nin yerli havacılık girişimi, o yıllarda birçok kişi tarafından büyük bir umut olarak görülüyordu.

Bugün Hâlâ Bir Sembol Olarak Hatırlanıyor

Aradan geçen onlarca yıla rağmen Nu.D-38 hâlâ Türkiye’nin yerli üretim tarihindeki en önemli simgelerinden biri olarak görülüyor. Özellikle son yıllarda savunma sanayi ve milli teknoloji projelerinin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte Nuri Demirağ’ın girişimleri tekrar konuşulmaya başlandı.

Bugün birçok kişi, 26 Mayıs 1944’te yapılan o tarihi uçuşu Türkiye’nin havacılık serüvenindeki ilk büyük adımlardan biri olarak değerlendiriyor. Çünkü Nu.D-38 yalnızca metalden yapılmış bir uçak değildi. O uçak, bir ülkenin kendi ayakları üzerinde durma isteğinin gökyüzündeki yansımasıydı.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Cuma Erden 26.05.2026 21:44

İleri görüşü vizyonu olmayan adamlar yönetime getirilirse sonuç Türkiye gibi olur. Marsal yardımı ile Türkiye Cumhuriyetinin üretmiş olduğu eserler kapatıldı. Uçak fabrikası, tank fabrikası, lokomotif fabrikası, motor fabrikası, tarladaki tahıl ekimi, dağdaki keçimiz yok edildi. Amerika nın 2. Dünya savaşından kalma savaş hurdaları ve asker artığı süttozu ve unları Türkiye ye verildi.
Daha daha sonrada Sümer bank, kağıt sanayi, et ve süt kurumu, limanlar, yollar, muayene istasyonları, tekel, aklınıza gelebilecek tüm üretim fabrika ve tesisler birer birer satıldı.
Bunlar bilerek ve kasten yok pahasına devlet elinden çıkarıldı.

Yanıtla
DURSUN KASALAK 27.05.2026 20:20

Güzel bir derleme! De! Peki ne oldu o uçak fabrikası? Nuri Demirağ nasıl öldü? Uçaklara ne oldu ? Bir de bunun derlemsini ,haberini bekliyorum.

Yanıtla