
Halk türkülerinde yeri olan kızılcık meyvesi, Balıkesir’in verimli topraklarında yazın ortasında olgunlaşmaya başladı. Hem sağlığa faydalarıyla hem de geleneksel lezzetlerdeki yeriyle dikkat çeken kızılcık, köy pazarlarında yerini almaya hazırlanıyor.
“Kızılcıklar oldu mu, selelere doldu mu?” dizeleriyle hafızalara kazınan türkü, yalnızca bir aşk hikâyesini değil, aynı zamanda Anadolu’nun doğaya olan derin bağını da anlatır. İşte o türkülere ilham olan kızılcık meyvesi, Balıkesir’in yüksek rakımlı bölgelerinde hasat zamanına yaklaşıyor.
Sındırgı, Dursunbey ve İvrindi gibi ilçelerin köylerinde doğadan toplanan ya da küçük bahçelerde yetiştirilen kızılcıklar, Ağustos ortasından itibaren olgunlaşıyor. Ekşi ve buruk tadıyla bilinen bu meyve, sadece reçel ya da şerbet olarak değil, halk arasında ateş düşürücü ve bağışıklık güçlendirici olarak da kullanılıyor.
Balıkesirli üretici Ayten Teyze (63), “Kızılcık şerbeti bizim çocukluğumuzda hasta olanlara içirilirdi. Şimdi şehirden gelenler reçelini, ekşisini istiyor. Eskiden kimse yüzüne bakmazdı” diyerek meyvenin yeniden kıymetlendiğini vurguluyor.
Kızılcık, son yıllarda doğal antioksidan özelliğiyle sağlıklı yaşam arayanların da ilgisini çekiyor. Özellikle şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar için şeker ilavesiz kızılcık ekşisi talep görüyor.
🍒 Kızılcığın Kullanım Alanları:
- Kızılcık ekşisi (içecek)
- Kızılcık marmelatı ve reçeli
- Tarhana ve hoşaf yapımında katkı meyvesi
- Kurutularak kışlık kullanım

