
“Eskiden” diye başlayan cümlelerin sayısı son yıllarda neden bu kadar arttı, hiç düşündünüz mü?
Balıkesir sokaklarında yürürken, pazarda alışveriş yaparken, bir çay ocağında otururken kulağınıza mutlaka çalınmıştır: “Eskiden buralar böyle değildi…”
Bu sadece yaş almanın getirdiği bir nostalji mi, yoksa Balıkesir’de gerçekten eskiye duyulan derin bir özlem mi var?
Sezen Aksu’nun Dediği Gibi: Eskiden, Çok Eskiden…
Sezen Aksu’nun o meşhur dizeleri boşuna bu kadar sevilmedi. Çünkü hepimizin içinde bir yere dokunuyor. Balıkesir’de de durum farklı değil. İnsanlar geçmişi anlatırken bir şarkı söyler gibi konuşuyor. Çünkü o geçmiş, sadece hatıra değil; kaybolmuş bir yaşam biçimi.
Eskiden Balıkesir daha mı güzeldi?
Belki.
Ama asıl soru şu: Daha mı sahiciydi?
Şahane Pazarlar, Sohbet Dolu Tezgâhlar
Bir zamanlar Balıkesir pazarları gerçekten şahaneydi.
Sadece ürün almak için gidilmezdi pazara. Pazar, haftanın sosyalleşme alanıydı. Pazarcı seni tanırdı, sen pazarcıyı. “Ablam bu domates yeni geldi” cümlesi bir satış taktiği değil, samimi bir sohbetti.
Bugün pazarlar hâlâ kuruluyor. Fileler yine doluyor. Ama insanlar aceleci. Fiyat soruluyor, tartılıyor, poşetleniyor ve gidiliyor. Göz göze gelmeden, iki laf edilmeden…
Balıkesir’de eskiye özlem denince pazarlar neden ilk akla geliyor biliyor musunuz?
Çünkü pazarlar, toplumun aynasıdır.
Ayna değişince, yansıma da değişiyor.
Mahalleler Vardı, Muhtarlar Vardı
Eskiden Balıkesir’de mahalle olmak başka bir şeydi.
Mahalle sadece adres değildi, aidiyetti.
Mahallenin muhtarı vardı. Ama bugünkü gibi sadece resmi işlemlerle anılan bir makam değil; herkesin kapısını çalabildiği, derdini anlattığı bir figürdü. Kimin evinde hasta var, kimin çocuğu işsiz, kimin mutfağında yangın var bilirdi.
Şimdi muhtarlar hâlâ var. Ama mahalleler eskisi kadar “mahalle” değil. Apartmanlar yükseldikçe insanlar birbirinden uzaklaştı. Yan dairede kim oturuyor bilen yok. Selam bile bazen yük gibi geliyor.
İşte eskiye özlem biraz da buradan doğuyor.
Herkesin Bir Ekmek Teknesi Vardı
Balıkesir’de eskiden “ekmek teknesi” denince akla dev işletmeler gelmezdi. Küçük dükkânlar, esnaf tezgâhları, alın teriyle dönen işler…
O tekne küçük olabilir ama sağlamdı.
Bugün tekneler büyüdü belki ama dalgalar çok daha sert.
Esnaf “yarını” hesaplayarak kepenk açıyor. Gençler “iş” değil, “geçim” derdinde. İnsanlar çalışıyor ama yetmiyor. İşte bu yüzden eskiye özlem sadece duygusal değil; ekonomik ve sosyal bir refleks.
Eskiye Özlem Geçmişi Güzelleştirmek mi?
Burada dürüst olalım.
Eskiden her şey güllük gülistanlık değildi. Zorluk vardı, yokluk vardı, imkânlar sınırlıydı. Ama insanlar birbirine daha yakındı.
Bugün imkânlar arttı ama temas azaldı.
Teknoloji gelişti ama sohbet geriledi.
Hız arttı ama huzur azaldı.
Balıkesir’de eskiye özlem, aslında geçmişi değil; kaybolan insan ilişkilerini, yavaşlamayı, güveni özlemek demek.
Gençler de Özlüyor, İlginç Olan Bu
En ilginç nokta şu:
Eskiyi hiç yaşamamış gençler bile “eski Balıkesir”i merak ediyor.
Sosyal medyada eski fotoğraflar ilgi görüyor. Siyah-beyaz kareler paylaşılıyor. “Ne güzeldi” yorumları gençlerden geliyor. Çünkü bugünün karmaşası içinde insanlar, yaşamadıkları bir sadeliği bile arar hâle geldi.
Bu da bize şunu söylüyor:
Eskiye özlem sadece yaşla ilgili değil, zamanın ruhuyla ilgili.
Peki Çözüm Ne?
Bu bir “her şey eskiden güzeldi” yazısı değil.
Bu, “neyi kaybettik” sorusunu sorma yazısı.
Belki eski pazarlar birebir geri gelmez.
Belki mahalleler aynı olmaz.
Ama samimiyeti, dayanışmayı, yavaşlamayı yeniden inşa etmek mümkün.
Balıkesir hâlâ buna uygun bir şehir.
Hâlâ selamın karşılık bulduğu sokaklar var.
Hâlâ çay ocağında dertleşilen köşeler var.
Hâlâ ekmek teknesini ayakta tutmaya çalışan insanlar var.
Son Söz
Balıkesir’de eskiye özlem var mı?
Evet, var.
Ama bu özlem geçmişe kaçmak için değil.
Bugünü daha insani kılmak için.
Eskiden, çok eskiden…
Bir şarkı gibi kulağımızda kalıyor.
Ama belki de bize şunu söylüyor:
Geriye değil, kendimize dönmemiz gerekiyor.

