BIST 100
12.335,70 3,25%
DOLAR
49,0353 0,04%
EURO
55,5503 -0,03%
GRAM ALTIN
6.588,52 0,56%
BITCOIN
83.888,00 0,32%
FAİZ
39,83 -0,57%
GÜMÜŞ GRAM
96,12 0,94%
GBP/TRY
65,0593 0,01%
EUR/USD
1,1302 -0,25%
BRENT PETROL
99,45 1,98%
ÇEYREK ALTIN
10.774,76 0,59%
Balıkesir Az Bulutlu
Balıkesir hava durumu
20 °

Türk futbolunun çürük dişlerini çekmenin zamanı geldi

irfan duroğlu-bence

Gün geçmiyor ki Türk futbolu yeni bir şaibeyle uyanmasın…

Biz sürekli hakem hatalarını konuşuyoruz ama bir kez daha gördük ki o konu, buzdağının yalnızca görünen kısmı. Suyun altına inilmesin diye sürekli sıcak tutulan bir görüntüden ibaretmiş meğer.

Fazla geriye gitmeye gerek yok. Son iki güne baktığımızda bile insanın midesi bulanıyor.

Önce Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu ile birlikte altı kişinin gözaltına alınmasıyla gündem ısındı. Soruşturmanın hakem klasmanlarının oluşturulması, görevlendirme, puanlama, atama ve kural sınavlarıyla ilgili iddiaları kapsadığı açıklandı. Adli süreç devam ediyor.

Dolayısıyla bu konuda şimdilik fazla konuşmaya gerek yok.

Kim ne yaptıysa hukuk ortaya çıkarsın.

Suçu sabit görülen de karşılığını bulsun ve cezasını çeksin.

Bazen bir bela, bin nasihatten evladır.

Belki de yıllardır Türk futbolunun üzerine çöreklenen yanlışlıklardan kurtulmanın kapısı, hiç beklemediğimiz bir yerden açılır.

Tam bu gelişmenin hemen ardından başka bir haber geldi.

TFF, Süper Lig ve 1. Lig kulüplerinde son beş yıl içerisinde yöneticilik yapmış ve yöneticilik döneminde bahis oynadığı tespit edildiği belirtilen 448 kişiyi PFDK'ye sevk etti. Şimdi insan ister istemez soruyor:

Neden şimdi?

Bu dosya bir yıldır mı vardı?

Beş yıllık bir döneme ilişkin tespitlerden söz ediyorsak, neden bu sevkler bugüne kadar yapılmadı?

Daha da önemlisi… MHK operasyonunun hemen ardından gelen bu gelişmenin zamanlaması neden kamuoyunda böyle bir soru işareti oluşturuyor?

Burada bir bağlantı var mı? Bilmiyoruz. Varsa ortaya konulmalı. Yoksa da kamuoyunun aklındaki soru işaretlerini giderecek açıklık sağlanmalı. Çünkü Türk futbolunun bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de tam olarak bu:

Şeffaflık.

Aksi halde her gelişmenin arkasında başka bir hesap aranır. Bu da futbolun zaten fazlasıyla yıpranmış olan güven duygusunu daha da tüketir.

Bu hikâye uzar gider ama bizim artık önümüze bakmamız gerekiyor.

Süper Lig ve 1. Lig önümüzdeki hafta devam edecek. 2. Lig ve 3. Lig ise bütün bu tartışmaların gölgesinde futbolu sürdürmeye çalışıyor.

Peki ne yapacağız?

Bence artık makyajı bırakıp binanın kolonlarına bakmanın zamanı geldi. Türk futbolunda yalnızca birkaç kişiyi değiştirmek yetmez. Sistemi değiştirmek gerekir.

Benim önerim açık:

Türkiye Futbol Federasyonu'nun tüm kurulları, görev ve yetki alanları bakımından yeniden ele alınmalı. Gerekiyorsa görevden el çektirme dahil bütün hukuki ve idari seçenekler değerlendirilerek, Riva'daki yapı baştan aşağı yeniden düzenlenmeli. Çünkü aynı yapıyı koruyup sadece koltuk sahiplerini değiştirmek, eski binaya yeni tabela asmaktan başka bir şey değildir.

Yıkmadan yenisini inşa edemezsiniz.

Yapay zekâ çağında hâlâ yıllardır alışılmış yöntemlerle aynı işleri yapmaya çalışmak da artık kabul edilebilir değil.

Burada mesele insanı tamamen sistemin dışına çıkarmak değil.

Tam tersine…

İnsanın zaafını sistemin dışına çıkarmak.

Hakem klasmanlarını düşünün.

Bir sezon boyunca görev yapacak hakemlerin;

  • Maç performansları,
  • Fiziksel ve atletik verileri,
  • Kural sınavları,
  • Maç sayıları,
  • Hata analizleri,
  • Gözlemci raporları,
  • Gelişim süreçleri,
  • İstikrarları, tek bir veri havuzunda toplansın.

Bu veriler yapay zekâ destekli bir sistem tarafından analiz edilsin.

İnsan yine kararın içinde olsun ama kararın sahibi kişisel yakınlıklar, telefon trafiği, kulisler ve kapalı kapılar ardındaki ilişkiler olmasın.

Veri olsun.

Objektif kriter olsun.

Şeffaflık olsun.

Yıllardır MHK'de yapılan bazı değerlendirmelerin, doğru tasarlanmış bir veri sistemiyle çok daha hızlı ve denetlenebilir biçimde yapılabileceği artık tartışılmaz bir gerçek. Üstelik böyle bir sistem yalnızca zaman kazandırmaz. Kurumun maliyetini de azaltabilir.

  • Kim görev yaptığı maçtan alnının akıyla çıkıyorsa yoluna devam etsin.
  • Kim hata yapıyorsa hatasının karşılığını görsün.
  • Kim kendisini geliştirmiyorsa klasmanını kaybetsin.
  • Kim yeteneği olmadığı halde ilişkileri sayesinde yukarı taşınmaya çalışıyorsa sistemin dışında kalsın.
  • Kim makamın karşısında eğilmeyi, yeteneğin önüne koyuyorsa ona da artık ihtiyaç yok.

Burada kimsenin babasına, amcasına, arkadaşına, referansına bakılmasın. Verisine bakılsın.

Bitti mi?

Tabii ki bitmedi.

Şimdi gelelim gözlemcilere…

Klasman kadrolarındaki gözlemci sistemi de baştan aşağı değiştirilmeli. MHK Talimatı'nda gözlemciler için yer alan "hakem kökenli olma" anlayışı yeniden tartışılmalı. Çünkü iyi bir gözlemci olmak için mutlaka yıllarca düdük çalmış olmak zorunda değilsiniz.

  • Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde görev yapan akademisyenler var.
  • Futbolun içinde yetişmiş, ancak aktif olarak hakemlik yapmamış insanlar var.
  • Analiz yapabilen, veri okuyabilen, oyunu değerlendirebilen insanlar var.

Onlara da kapıyı açın.

Gelsinler.

Maç izlesinler.

Rapor yazsınlar.

Hak edene hak ettiği notu versinler ve yıllardır konuşulan ahbap-çavuş ilişkilerini tarihe gömsünler.

Daha da önemlisi…

Maçın gözlemcisini, karşılaşmadan önce TFF'nin ilgili birimleri dışında hiç kimse bilmesin.

Hakem bile kendisini kimin izlediğini maçtan önce bilmesin.

Gözlemci raporu tamamlanıp sisteme girildikten sonra hakem raporu görsün.

Hakem ile gözlemci aynı otelde kalmasın.

Birlikte seyahat etmesin.

Aynı araçta maçlara gitmesin.

Aynı sosyal çevrenin parçası olmaları zorunlu olmasın.

Çünkü denetim sisteminin ilk şartı şudur: Denetleyen ile denetlenen arasında mesafe olacak.

İl Hakem Kurulları ve mevcut dernek yapılanmaları da yeniden ele alınmalı.

Gerekirse kapatılmalı, gerekirse görev ve yetkileri tamamen değiştirilerek yeni bir model oluşturulmalı.

Futbol il temsilcilerinin yanına ilin büyüklüğüne göre bir veya iki yardımcı verin ama maaşını da adam gibi ödeyin. Çünkü liyakat istiyorsanız, önce o liyakatin karşılığını vermeyi öğrenmeniz gerekir. İllerdeki hakem ve gözlemci atamalarını da merkezde kurulacak yapay zekâ destekli sistem üzerinden onlar yapsın.

Atama kriterleri belli olsun.

Kim neden atandı, sistem bunu açıklayabilsin.

Kim neden atanmadı, bunun da cevabı olsun.

Böylece telefonlar azalır.

Kulisler azalır.

Ricalar azalır.

El pençe divan durmalar azalır.

Ve belki de en önemlisi…

Kimse kimsenin karşısında eğilmesin.

Kimse kimsenin elini öpmesin.

Kimse bir koltuğu koruyabilmek için bir başka koltuğun önünde küçülmesin.

Hakem, yöneticiden korkmasın, il hakem kuruluna minnet duymasın.

Gözlemci, hakemden çekinmesin.

Klasman hakemi, MHK üyesinin kapısında beklemesin.

Kimse kimseye borçlu olmasın.

Çünkü futbolun ihtiyacı olan şey biat değil, liyakat.

Korku değil, denetim.

Kulis değil, veri.

Sadakat değil, adalet.

İhtiyacımız olan; İsimleri değişen değil, kuralları değişen bir sistem.

Türk futbolunun artık yeni bir makyaja değil, ciddi bir ameliyata ihtiyacı var.

Çürüyen ne varsa temizlenmeli.

İşini hakkıyla yapan kalmalı.

Yapamayan gitmeli ve bundan sonra kimsenin hangi kapıyı çaldığına değil, ne yaptığına bakılmalı. Çünkü futbolu kurtaracak olan yeni bir isim değil. Yeni bir sistemdir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?